Koronavirüsler, hayvanlarda veya insanlarda hastalığa neden olabilen büyük bir virüs ailesidir. İnsanlarda, birkaç koronavirüsün basit bir soğuk algınlığından daha şiddetli solunum yolu enfeksiyonlarına kadar hastalıklara neden olduğu bilinmektedir. COVID-19 adı verilen Yeni Tip Koronavirüs hastalığı, ilk olarak Çin’in Hubei Eyaleti Wuhan Kenti’nde solunum yolu hastalığı belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gelişen bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda tanımlanmıştır. Bu Koronavirüs hastalığına yol açan virüse, Yeni Koronavirüs 2019 adı verilmiştir. Söz konusu virus, Şiddetli Akut Solunum Sendromu (SARS) ve bazı soğuk algınlığına yol açan yapan virüsler ile aynı aileye bağlı, yeni tip bir virüstür. Bu hastalık insandan insana bulaşarak Wuhan başta olmak üzere Çin Halk Cumhuriyeti’ne ve oradan da ülkemiz dahil birçok ülkeye yayılmıştır. ABD'deki John Hopkins Üniversitesi'nin verilerine göre dünya genelinde şimdiye kadar vaka sayısı 215 bini geçmiştir ve bu vakaların yaklaşık %4'ü (8.700) ölümle sonuçlanmıştır.

Yeni Tip Koronavirüs (COVID-19) hastalığının belirtileri nelerdir?

Bu Koronavirüs hastalığının en çok karşılaşılan belirtileri arasında 2-14 günlük bir kuluçka döneminden sonra aniden görülen yüksek ateş, öksürük ve nefes darlığı yer almaktadır. Bazı hastalarda boğaz ağrısı ve burun akıntısı da olabilmektedir. Daha ciddi vakalarda ise bu hastalık, zatürre veya solunum güçlüğüne neden olabilmektedir. Bu belirtiler grip veya soğuk algınlığı belirtileriyle benzerlik gösterebilir. Bu nedenle, bir hastada COVID-19 olup olmadığını anlamak için özel test yapılması gerekmektedir. Hasta bireylerin öksürmeleri ve aksırmaları ile ortama saçılan damlacıkların solunması veya bu damlacıklarla kirlenmiş yüzeylere dokunulduktan sonra ellerin yıkanmadan yüz, göz, burun veya ağıza götürülmesi ile virüs vücuda alınabilmektedir. Kirli ellerle göz, burun veya ağıza temas etmek risklidir.

En iyi tarafı, COVID-19 enfeksiyonlu hastaların yüzde 80'inin bu hastalığı hafif geçirmesidir. Genellikle 60 yaş ve üzerinde ciddi kronik tıbbi rahatsızlıkları (kalp hastalığı, hipertansiyon, diyabet, kronik solunum yolu hastalığı, kanser gibi) olanların ve sağlık çalışanlarının bu hastalıktan daha fazla etkilendiği bilinmektedir. Genç sağlıklı yetişkinlerin ise bu hastalığı daha hafif geçirdikleri görülmektedir.

Koronavirüs gebelerde tehlikeli midir?

Şu anda, COVID-19'un özellikle hamile kadınlar ve bebekler üzerindeki etkisi ile ilgili olarak çok az şey bilinmektedir. COVID-19 ile ilgili mevcut veriler, hamile kadınların artmış risk altında olduğunu göstermemektedir. Bununla birlikte, hamile kadınların grip ve diğer solunum yolu enfeksiyonlarından ciddi şekilde etkilenebildikleri bilinmektedir. Bu nedenle, hamile kadınlar COVID-19 için risk altındaki bir grup olarak düşünülmelidir. Şu anda, COVID-19'un hamilelerde plesantal yoldan fetüse geçip geçemeyeceği belli değildir. Bu konu ile ilgili yapılan tek çalışmada, COVID-19 pozitif annelerden sezaryenle doğan bebeklerin hiçbirinde COVID -19 tespit edilmediği gösterilmiştir.

Gebelerin, kendilerini bu hastalıktan korumak için gerekli önlemleri almaları ve yüksek ateş, öksürük ya da solunum güçlüğü gibi hastalık belirtileri göstermeleri halinde gecikmeksizin sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerekmektedir.

Koronavirüs saptanan anne emzirebilir mi?

COVID-19'lu annelerin bu hastalığa neden olan virüsü, anne sütü yolu ile bebeklerine bulaştırma riskleri hakkında bugün için yeterli bilgi bulunmamaktadır. Anne sütü bebekler için en temel besin kaynağı olmanın yanında bebeklerin psikolojik gelişimi için de son derece yararlıdır. Bu nedenle, emzirmeye başlamak veya devam ettirmek, anne tarafından ailesi ve sağlık uygulayıcıları ile koordineli olarak belirlenmelidir. Şu anda, birincil endişe, virüsün anne sütü yoluyla bulaşıp bulaşmayacağı değil, enfekte bir annenin emzirme döneminde virüsü solunum damlacıkları yoluyla iletip iletemeyeceğidir. Doğrulanmış COVID-19 olan bir anne, bebeğe dokunmadan önce ellerini yıkamak ve mümkünse emzirirken bir yüz maskesi takmak da dahil olmak üzere, virüsün bebeğine yayılmasını önlemek için mümkün olan tüm önlemleri almalıdır. Anne sütünü elle veya elektrikli bir göğüs pompası ile sağıyorsa, anne herhangi bir pompa veya şişe parçasına dokunmadan önce ellerini yıkamalı ve her kullanımdan sonra uygun pompa temizliğini yapmalıdır.

Gebeler koronavirüsten nasıl korunmalıdır?

Aslında gebelikte koronavirüs hastalığından korunma yöntemleri, tüm toplum için önerilenlerden farklı değildir. Bu hastalıktan korunmak amacıyla aşı geliştirme çabaları bulunsa da bugün için kullanılabilecek bir aşı bulunmamaktadır. Bu nedenle, COVID-19 hastalığından korunmak için başvurulabilecek en önemli yöntem, bu hastalığa yakalanmış olan kimselerle temas etmekten kaçınmaktır. Bu kapsamda dikkat edilmesi gereken korunma yöntemleri şu şekilde sıralanabilir;

Eller, en az 20 saniye boyunca normal sabun ve suyla yıkanmalı, sabun ve suyun olmadığı durumlarda alkol bazlı el antiseptiği kullanılmalıdır.

Eller yıkandıktan sonra ağız, burun ve gözlerle temas edilmelidir.

Öksürme veya hapşırma sırasında burun ve ağız tek kullanımlık kağıt mendil ile örtülmeli, kağıt mendilin bulunmadığı durumlarda ise dirsek içi kullanılmalıdır.

Mümkün olmadıkça kalabalık ve kapalı ortamlara girilmemeli, eğer girilmek zorunda kalınıyorsa ağız ve burun kapatılmalı, tıbbi maske kullanılmalı ve odalar sık sık havalandırılmalıdır.

Hasta insanlara mümkünse 3 adımdan (en az 1 metre) daha az mesafede yaklaşılmamalıdır.

Gerekmedikçe sağlık merkezlerine gidilmemeli, gidilmesi gereken durumlarda diğer hastalarla temas en aza indirilmelidir.

Sağlıklı beslenmeye ve uyku düzenine dikkat edilmelidir.

İyi pişirilmiş hayvan ürünleri yenmelidir, hayvan kesim ve üretim yerlerinden uzak durulmalıdır.

Dışarıdan yemek sipariş etmek ya da dışarıda yemek yerine evde kendi pişirdiğiniz yemekler tercih edilmelidir. Eğer dışarıdan ambalajlı yiyecek alırsanız koronavirüs plastik ve paslanmaz çelik üzerinde 3 gün canlı kalabileceğinden, ambalaja dokunduktan sonra yemek öncesi ellerin mutlaka yıkanması gereklidir.

Başta bu hastalığın görüldüğü ülkeler olmak üzere yurtdışına yolculuk yapılmamalıdır.

Seyahat yapıldıysa ve sonrasında 14 gün içinde herhangi bir solunum yolu semptomu (öksürük, solunum sıkıntısı, ateş gibi) olursa maske takılarak en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.


Ankara Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!