Gençleri bekleyen tehlike nelerdir?
Gençleri bekleyen tehlike nelerdir?

Günümüzde cinsel ilişki ile geçen hastaliklarin büyük bir hızla arttiğını görmekteyiz. Cinsel ilişkiye başlama yaşının giderek küçülmesi, birden fazla partner ile ilişkinin sürdürülmesi ve bunların yanında cinsel yol ile bulaşan hastalıklar için gençlerin koruyucu önlem almayı bilmemeleri ya da bana bir şey olmaz düsüncesi ile önlem almayı ihmal etmeleri artiş hizini arttıran faktörlerin bazılarıdır.

Human Papillom Virüs (HPV) ya da Sigil Virüsü ile oluşan hastalık cinsel yol ile geçen hastalıklar arasında artık ülkemizde de çok sık rastlanması nedeni ile ayrı bir önem kazanmıştır. HPV nin en sık rastlanan bulaşma yolu cinsel temastır. Prezervatif bir çok cinsel yol ile geçen hastalığı önleyebildigi halde HPV de etkili değildir. Virüs genital organların her yerinde bulunabildiği için prezervatif virüsün geçisini engelleyemez Human Papillom Virüsün bugüne kadar 90 tan fazla tipi belirlenmiştir. Bunlar arasında 6 ve 11 tipleri kadınlarda ve erkeklerde genital bölgede papillomlarin (siğile benzeyen kabarıklıklar) ortaya çıkmasına neden olurken 1-3 ve 5 tipleri çocukların ellerinde ve ayaklarındaki siğillere neden olurlar.

Çok zararlı olmayan bu tiplere karşılık HPVnin 16-18-31-33 ve 35 tipleri bu türlü kabarık siğiller oluşturmazlar. Ancak bunlar özellikle kadınlarda vagina ve servikste (Rahim Agzi) displasi adını verdiğimiz hücresel degisimlere neden olurlar. Servikal displasiler premalign veya prekanseröz (habasete dönüşme riski yüksek olan) hücre degisiklikleri olarak tanımlanabilir. Bu displasiler pratikte hafif orta ve ağir olmak üzere 3 sınıfa ayrılır.

Genellikle en sık rastlanan displasi tipi olan hafif displasiler bir bakıma prekanseröz sayılmayabilirler. Çünkü bunların yaklaşık % 70 den fazlası özellikle vucut direncinin artması ile tedavi edilmeksizin kendiliğinden normale dönebilir. Geri kalanı ise ilerleyerek orta veya ağır displasiye neden olabilirler. Orta ve ağır displasilerin zaman içinde kansere dönüşme riski yüksektir. Bu nedenle bunların kesinlikle tedavi edilmeleri gereklidir.

Servikal displasilerin kuşkusuz en sık rastlanan nedeni HPVdir. Sigarada bulunan nikotin servikal hücrelere yaptigi kimyasal etki ile servikal displasiye yol açabilen bir başka nedendir. Sigara içen erkeklerin de genital sekresyonlarynda nikotinin biriktiği gösterilmiştir. Cinsel ilişki esnasında bu kimyasal maddeler kadının serviksine ulaşarak displasiye neden olabilir. Bu nedenle HPV ye başli olsun ya da olmasın servikal displasisi olan kadınların kendilerinin sigara içmesi yani sira sigara içen partnerle beraber olmaları bile kanser riskini arttır. Buna karşılık taze sebze ve meyvadan zengin beslenme sonucu vucut direncinin artması, anti oksidanlar ve vitaminler bu riski azaltmaktadırlar.

Human Papillom virüsü taşıyan kimselerin ancak %1 kadarında aşikar siğiller görülmektedir. Bu nedenle makroskopik görüntü ile tani vakalari belirlemede yetersiz kalır. Çoğunlukla Smear Vaginal (Rahim ağzından alınan akıntıdan yapılan inceleme) de HPVye başlı hücresel değişikliklerin saptanması ile tanı konur. Kolposkopi ve kolposkopi altında biyopsi ile direkt olarak ta tanı konulabilir. Ancak ilk tanı konduğunda virüsün tanıdan yıllarca önce alınmış olabileceği dikkate alınmalıdır. HPV - DNA veya RNA testleri ile Virüs tip tayininin korunma veya tedavideki yararı tartışmalıdır.

HPV enfeksiyonunun etkin radikal bir tedavisi yoktur. Genis Laser uygulamalarından sonra bile HPVnin devam ettiği gösterilmiştir. Bu nedenle asemptomatik vakalarda servikal displasi yoksa tedaviye gerek yoktur. Yararı olmaz. Tedavide temel amaç siğilleri ortadan kaldırmaktır.

Sex partnerinin muayenesine ve HPV için tarayıcı testlerin yapılmasına gerek yoktur. Büyük olasılıkla onda da subklinik enfeksiyon vardır. HPV ile birlikte Displasi varsa tedavi lezyonun ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Hastanın yaşı, doğurganlıgı lezyonun özellikleri uygulanacak medikal veya cerrahi yöntemin seçiminde etkilidir. Fetus üzerindeki olumsuz etkileri dikkate alınarak medikal tedavide kullanılan ilaçlar gebelerde kullanılmamalıdır.

Displasi yoksa HPV saptanmış olsa bile tedaviye gerek yoktur.

Bağışiklık sistemleri baskı altina alınmış hastalar tedaviye iyi yanıt vermezler. Bu hastalarda hastalığın yinelenmesi ve servikal kansere dönüşme riski fazladır.

Bazı HPV tiplerinin bebeğe geçebildiği bilinmekle birlikte geçis yolu tam olarak anlaşılamamıştır. Sezaryen ile doğumun koruyuculugu tartışmalıdır.

Görüldügü gibi sorun gençliği tehdid eden ciddi bir sorundur. Ne yazık ki günümüzde bile kesin ve köklü bir çözüme ulaşılamamıştır.Bilinen tek önlem gelişi güzel kişiler ile seksüel ilişkiden kaçınmak ve özellikle birden fazla partner ile birlikte olmamaktır.


İzmir Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!