İşte yine bir maç akşamı! Geç kalmamak için yemeğinizi alelacele yerken aklınıza gelen “maçtan önce çok yemek yeme şişersin” sözü bir an için sizi duraklatsa da eşinizin hazırladığı güzel yemeklere bakınca bu akşamlık bir istisna yapabileceğinizi düşünürsünüz. Buz gibi kış akşamında sıcacık evi bırakıp maça gitmenin delilik olduğunu düşünen eşinizin şaşkın bir halde “bu havada da mı maç?” sorusuna “herkes geliyor” diye kestirme bir cevap verip sokak kapısından dışarı adımınızı atarsınız. İşte o andan itibaren belki Messi, belki de Christiano Ronaldo ya da en azından bir halı saha cengaveri oluverirsiniz. 

 

Tel örgülerden başka koruması olmayan halı sahaya çıktığınızda esen sert poyraz iliklerinize kadar işlediğinde, hemen ısınmanız gerektiğini düşünüp her zaman ki hareketlerden kolayınıza gelenleri yapmaya başlarsınız. Saha kenarında ileri geri koşarken, kaleciye şut çekerek ısınan arkadaşınızdan birinin vurduğu şişirme şut, kale yerine taç çizgisine yönelip ayaklarınıza doğru geldiğinde dayanamayıp Van Basten'in Dassaev'e attığı gölün bir benzerini atabileceğinizi düşünür, sıkı bir sağ vole vurursunuz ve… Kasığınızda şiddetli bir ağrı ile olduğunuz yere çökersiniz. Yanınıza gelen arkadaşlarınızın koyduğu kasık çekmesi, lif atması, kalça çıkığı gibi tanıların beyninizde yarattığı dalgalanmayla baş etmeye çalışırken yavaş yavaş azalan ağrı ile ayağa kalkıp hafif aksayarak yürümeye başlarsınız. Hafifleyen ağrınız artık oynayabiliceğinizi düşündürür ama…! Daha ilk topa dokunduğunuzda ağrı ilkine yakın şiddette tekrarlar ve “ben burdayım, sen bu maçı ancak kenardan izleyebilirsin” der. Arkadaşlarınızın “zaten bir kişi eksiktik şimdi 6'ya 6 oynarız” sesleri kulağınızda yankılanırken, sizde tanıyı arkadaşlarınızın değil bir doktorun koyması gerektiğini düşünürsünüz. Siz oynayamayınca, takımınızın 4 fark ile yeniliyor olması ise bu maç akşamından kalan tek teselliniz olur.

 

Anlattığım olay ve benzerleri  halı saha cengaverlerinin başına sıkça gelmektedir. Aylar belki de yıllar boyunca iş dışında neredeyse ciddi hiç bir fiziksel aktivitesi olmayan insanların canları istediklerinde çıkıp top oynayabilecekleri halı sahaların olması bir takım sakatlanmalarıda beraberinde getirmiştir. Aslında halı saha sakatlıkları, çim sahalarda meydana gelenlerden farklı değildir. Çim sahalarda zemin belli standartlara uyuyorken, halı sahalarda durum biraz farklıdır. Değişen kalitedeki yapay zeminler, bazen direkt beton üzerine, bazen yumuşatıcı bir ara zemin ilavesiyle uygulanmaktadır. Bu nedenle bunların bir kısmını halı saha, bir kısmını yapay çim saha olarak adlandırmak daha doğru olabilir. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki herhangi bir 1. futbol lig maçında yaşanan düşme olayları aynı fiziksel koşullarda halı sahalarda yaşansa sonuçları çok acı olurdu. Acaba halı sahada oynayanlar halı saha cengaveri değilde profosyonel futbolcular olsa durum değişir miydi? Yine söyleyebiliriz ki sakatlılar daha az ama yinede çim sahadan fazla olurdu. Peki bu fark neden kaynaklanmaktadır? Halı saha yaralanmalarında üç temel belirleyici faktörden bahsedilebilir; sahanın fiziksel durumu, giyilen ayakkabının özellikleri ve oyuncunun fiziksel kapasitesi.

Halı sahaların zeminleri özellikle kuruyken oldukça yüksek yüzey sürtünmesine sahiptir. Bu nedenle ayakkabının zemine ya da yüksek sürtünmeli zeminde zor hareket eden topa takılması olasılığı çim sahaya oranla çok daha yüksektir. Bu durum özellikle bilek burkulmalarını beraberinde getirir. Çim sahada ayak takılsa bile çim yerinden sökülüp bileğe ve dize gelen anormal yükleri azaltır. Yüksek zemin sürtünmesi tek ayak yere basarken yapılan ve dizde dönme momenti yaratan hareketlerde menisküs yaralanmalarına yol açabilir. İşin içine  rakip oyuncuyla yaşanan fiziksel temas girdiğinde bu tabloya ön çapraz bağ yırtılamaları eklenebilir.

Oyuncunun halı saha zeminiyle temasını sağlayan ayakkabının  yeteri kadar esnek ve hafif olması, ayağa tam oturması, tabanının yüksek olmaması ve alt yüzeyinin yeterli tutuculukta olması gerekir. Aslında bu saydığım özelliklerin yerine, kısaca pahalı ayakkabı olması gerekir de diyebiliriz. Altı iyi tutmayan ayakkabılar, ıslak zeminde ABS'siz araba etkisi yaratmakta ve ani yavaşlama veya durmalarda rahatlıkla kaymaktadır. Bu tip kaymalar sıklıkla oyuncunun popo üstü düşmesine, dirseğini ya da kolunu zemine çapmasına neden olmaktadır. Çim sahada yumuşak doku travması ile atlatılabilecek böyle bir  travma sert bir halı saha zemininde dirsekte parçalı kırık ya da önkol kırığına neden olabilir. Bunun anlamı yaklaşık 1,5 aylık alçı ve sonrasında 20-30 seanslık fizik tedavidir. Bu tedavide  size en kalitelisinden 50 çift ayakkabı parasına mal olur.

 

Halı saha yaralanmalarında oyuncudan kaynaklanan en önemli etken kişinin kardiyovasküler kapasitesidir. Maalesef halı sahada geçirilen ölümcül kalp krizleri azımsanmayacak kadar çoktur.  Artan yaş ile maç içinde fiziksel aktivite azalsa da  kalp krizi riski artmaktadır. Soğuk hava ve dolu mide kalp krizi riskini artıran diğer faktörlerdir. Kişinin kas iskelet sistemi kapasitesi ise yaptığı antrenman ve fiziksel aktivite ile bağlantılıdır. Esnek olmayan, kuvveti ve dayanıklılığı azalmış kaslarını çok zorladığında kas yaralanmaları ortaya çıkmaktadir.

Kısaca özetlersek halı saha yaralanmalarından korunmak için;

Tansiyonunuz varsa, sigara içiyorsanız, ailede kalp krizi varsa, göbek çevreniz artmışsa  40 yaşın üzerinde, ailede erken kalp krizi varsa yaşınız ne olursa olsun kalbinizi kontrol ettirin.

Maçtan 3 saat once yemekle işiniz bitsin ve her zaman yediğinizin yarısını yiyin.

Mutlaka haftada en az 1, ideal 2-3 kez yavaş tempoda da olsa 2-5 km koşun (en azından yürüyün).

Zemini yumuşatılmış kaliteli, mümkünse kapalı halı sahada oynayın.

Maçtan önce 10 dakika ısının ve germe egzersizleri yapın.

İyi ayakkabı giyin.

Kapasitenizi bilin ve maç içi fiziksel aktiviteniz ile kendinizi aşmaya çalışmayın.


İstanbul Fizik Tedavi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!