Hamilelikte kadın olmak
Hamilelikte kadın olmak

Hamilelik, kuşkusuz bir kadının hayatta yaşayabileceği en büyük ve en farklı tecrübedir. Vücudun içinde bir can taşımak, o canı dünyaya getirmek ve kadınken birden anne rolünü üstlenmek şüphesiz ki bir kadın için hayatının en önemli sürecidir. Bir kadın, anne olacağını öğrendiği andan itibaren içindeki varlığı koruma güdüsüyle hareket eder. Bu güdüye gebelik sürecinin nasıl geçeceği düşüncesi, iyi bir anne olup olamayacağının endişesi ve değişen hormon seviyesi de eklenir. Tüm bu etkenler eşlerin arasındaki ilişkiye olumsuz yansıyabilir.

Amerika’da 2002-2006 seneleri arasında hamile kadınlar ve eşleri üzerinde yapılan bir araştırmada bebek bekleyen çiftlerin diğer çiftlere göre evlilik terapistine danışma oranlarının %42 olduğu belirtilmiştir. Bu da gebelik boyunca çiftlerin ilişkisinin nasıl değiştiği konusunda bize fikir vermektedir.

Uzmanlara göre hamilelik sürecinde eşler arasındaki ilişki dinamiğinin olumsuz anlamda değişmesi normaldir. Kadının hem ruhsal hem fiziksel değişimi, annelik güdüsünü yoğun hissetmesi, baba adayının ise bebeğe zarar verme korkusuyla cinsel anlamda eşine yaklaşamaması ilişkiyi değiştiren nedenlerin başında gelir. Ancak bu değişimin uzun sürmesi durumunda ilişkide bir kriz çıkması kaçınılmazdır.

Çiftler, bu süreçte birbirleriyle daha fazla vakit geçirmeli ancak konuştukları konuların genelini hamilelik ve bebek oluşturmamalıdır. Anne ve bebek açısından herhangi bir risk yoksa cinsel hayatları bir süre devam etmelidir. Fiziksel görüntüsü değişen ve bu nedenle kendisini kötü ve çirkin hisseden kadına eşi tarafından destek gelmeli, bu durumun geçici olduğu hatırlatılmalıdır.

Bebek bekleyen çiftlerin bu değişime ayak uydurması ve eşzamanlı olarak ilişkilerinin aynı kalitede devam etmesi için bir uzmandan yardım almaları gereklidir.


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!