Hayatı şimdi de yaşamak
Hayatı şimdi de yaşamak

YAŞAMI ŞİMDE DE YAŞAMAK

İnsanların çoğu geçmişte yaşamayı, geçmişi sürekli yanlarında taşımayı severler. İçinde bulunduğumuz zaman sistemi içerisinde aslında bu davranış uygun ve doğru olarak da kabul edilir. Ne de olsa, bizi biz yapan geçmişimiz, bağlılıklarımız, köklerimizdir. Birçoğumuz da bu felsefeye inanarak geçmişe ait bir zaman dilimine sıkı sıkıya tutunur ve onun aklımızdan gitmesine asla izin vermeyiz. Hatta her detay ve anıyı hatırlamak meziyet sayılır ve bununla övünürüz. Zihnimiz bu kadar geçmiş ile meşgul iken şimdiyi kaçırıyor oluşumuzun farkına varamayız. Oysaki hayat ‘şimdi'dir. Şu an siz bu satırları okuyorken yaşanır. Şimdi de, geçmiş yoktur, gelecek de yoktur. Sadece şu an bilgisayarın karşısında muhtemelen olumlu bir niyetle bu satırları okuyan siz varsınızdır. Şimdide hiç sorun sıkıntı yoktur. Bütün problemler geçmişe ve geleceğe aittir. Şimdi size bununla ilgili kısa bir hikâye anlatacağım; Kahramanım hiç kimsedir o, her kezdir, ne erkek nede kadındır o hepimizin içinde olan insanı tarafları simgelemektedir. ‘Duygu 33 yaşında, 2 ay önce annesini kanserden kaybetmiştir. Kendisinin de kanser olma riski vardır, son dönemlerde yaşadığı olumsuz olaylar. Hayatını o kadar etkilemiştir ki artık işinde de sorun yaşamaya başlamış ve patronu onu, kendisine gelmesi konusunda uyarmıştır. Duygu hem ölümcül bir hastalık ile hem de işini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyadır.' Şimdi, Duygu hasta mıdır? Cevap: Hayır, Duygu İşini kaybetmiş midir? Cevap: Hayır. Duygunun annesi şu an ölüyor mudur? Cevap: Hayır. Bu sorunların her biri insan hayatını derinden etkileyecek derece de önemli sorunlardır. Ancak ŞİMDİ de gerçekleşen hiçbir şey yoktur. Sorunlar bizim zihnimiz dedir. Hasta olma olasılığı, işini kaybetme olasılığı, bunlar gelecekte yaşanılabilecek durumlardır ancak şu an gerçekleşmemiştir ve hiçbir zaman gerçekleşmeyebilir. Duygu'nun çok sevdiği annesi ölmüştür onun yasını tutması ve acısını çekmesi normaldir. Ama bütün hayatını bu acının içinde yaşıyor olması ve sürekli geçmiş anıların içinde yaşaması yani şimdi de yapması gereken işleri yapamıyor olması da onun artık geçmişte yaşadığını gösterir ki bu da zihindedir.

Zihin, yaşam boyunca en önemli yardımcımız ve aynı zamanda en büyük düşmanımızdır. O bütün sisteme kendi istediğince hükmeder. Çocuğumuz onun oyunlarının farkında olmadan hayatımıza devam ederiz. Oysaki, zihin ya da onu yöneten EGO kurnazdır, acımasızdır. O kafamızın içinde sürekli konuşan yargılayan, eleştiren suçlayan kötü bir otoritedir. Bütün davranışlarımıza, yaşamımıza hükmeder. O derki, sen kendine güvensizsin ve siz kendine güvensiz olursunuz işte onun sözcükleri bu kadar etkilidir. Kahramanımız Duygu, zihninin içinde kaybolmuş ve olmuş ve olacak olanlardan korkmakta ve şimdide hiçbir şey yaşayamamaktadır. Duygu, hayatının otoritesini kontrolüne alıp, zihninin ona oynadığı oyunları fark eder böylelikle bütün dikkatini ve enerjisini şimdide tutar işine ve hayatına devam eder, bu arada gerçekten de hastalanır ama artık o farkında bir insan olduğu için, hastalığı konusunda yas tutup, korkular üretmek yerine, sahip olduğu yeni enerjiyi hayatında olumlu ve güzel olan şeylere yöneltir ve hastalığını bu olumlu enerjiyle yener. Olumsuz diye gördüğü olaylar ona çok şey öğretir ve yaşama daha pozitif bakmayı ve zihnini kontrol etmeyi öğrenir. YA DA Duygu, sürekli korku ve endişe üreten zihnine yenilir, Annesinin acısı, hasta olma düşüncesi onu artık iş yapamaz hale getirir. Bu arada hastalanır, hastalığı ile birlikte, korku ve kaygısı artar, daha öfkeli, daha mutsuz bir insana dönüşür. Çevresindeki insanlar ile tek kurabildiği ilişki sorun acı ve yaşamının dramı üzerinedir. Bu olumsuz duygular içerisinde Duygu' nun hastalığı ilerler ve bütün vücuduna yayılır. Tam da Duygu' nun tahmin ettiği şekilde yaşamı gün geçtikçe kötüye gider ve yaşamı acılı, mutsuz ve dünyaya öfkeli bir şekilde sonlanır.

Bu dünya da bize seçim şansı verilmiştir. Bizler seçme şansına sahip olanlarız, yaşamlarımızın kontrolü bizim elimizdedir. İçimizdeki ilahi gücün farkına vararak, hayatlarımıza sahip çıkabiliriz ve bunu yapabileceğimiz tek an şu andır…


İstanbul Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!