Hayat, bilinmezliktir ve bilinmezliğin içinde çoğu kez kendimizi, hayatımızı, sağlığımızı, geleceğimizi risk altında hissedebiliriz. Fakat bu his ve içsel bilgi, aslında temel duygu olarak, çocukluktan ve ata köklerden gelen, ataların yaşanmışlıklarından aktarım olarak alıp, sahip çıktığımız negatif blokajlardır. Hayat, düz ve önceden her şeyini bilerek devam ettiğimiz bir yolculuk değildir. Ama yaşam deneyimlerimizden edindiğimiz bilgi ve tecrübeler ile içsel ya da düşünsel öngörümüz ile kendi olanaklarımıza göre daha tedbirli ve dikkatli gidebildiğimiz dengede bir alandır. Bu dikkat ve tedbirin içinde büyük endişe kaygı ve korku barınıyorsa, tedbir ve dikkat den daha çok panik, huzursuzluk, düşüncelerde karmaşa yaşarız.

Düşüncelerin karmaşası zihnimizi ve bedenimizi yorduğu gibi daha akılcı daha evrensel ve büyük pencereden pratik düşünmemizi de engeller. Panik ve korku ile hatta kaybetme korkusu ile bilgisayarınızdan doğru ya da yanlış, gerekli ya da gereksiz hiçbir bilgiyi silmeden çalıştığınızı hayal edin.

Bir süre sonra bilgisayar size yeterli performans ile daha hızlı ve pratik çalışmanızı engelleyecektir. Korkunun her çeşiti de sizin zihninizde her şeyi tutacak, gereksiz yere düşündürecek ve sizde bu zihin ile anda beliren negatif bir olayı çözme ya da olumlu düşünme yetinizi kaybedeceksiniz. Yaşamda, size negatif sürpriz ve deneyim yaşatan küçük olayları atlatırken ya da o anları zihninizin bir köşesinde bekletirken, daha büyük negatif bir olay ile baş etmeniz güçleşecektir. Günümüzde de, çok geçmişlerde de insanlığın hayatta kalma korkusunun tetikleyen virüsler, elbet bir kısım zararlar vererek aramızdan ayrılacak.

Zarar vereceği kesin ve bu zarar ile mücadele edeceğimiz ve sabır göstereceğimizde kesin ama bu virüsün giderken, bilincimize ve bedenimize korku tohumu bırakmasına izin vermeyelim. Virüs ortadan elbet kalkacak ama zihninize ve bedeninize verdiği zarar artarak devam edecektir. Tabi ki, bu yoğun ve zor psikolojiden çıkabilmek için, psikoterapi, hipnoterapi, nlp ve eft vb. gibi tekniklerin karma çalışması ile çözmek ve olumlu sonuç almak mümkündür. Ama şimdilik bu yoğun ve ciddi psikolojik geçiş de, her kaygı geldiğinde, hemen size iyi gelen sakin bir ortama birkaç dakika vakit ayırarak geçin.

Gözlerinizi kapatın. Burundan derin nefes alıp, karnınızda göbeğinizde bir balon var gibi şişirin, sonra da balonu yavaşça söndürür gibi, ağızdan nefesi boşaltın. Bunu birkaç kez belki de, rahatlayıncaya kadar daha fazla yapın. Sağ elinizi kalbinize, sol elinizi alnınıza koyarak, her koşulda güvendeyim diyerek bir çok kez tekrarlayın. Nefes ile içimize döner ve sakinleşiriz. Olumlu güven telkini ile de zihnimizin yani egomuzun olumsuz seslerini şimdilik bastırırız.

Belki derinlerden gelen hayat korkusunu bu şekilde çözemeyeceksiniz. Fakat şimdilik sizi daha da yoran ve tetikleyen duyguyu dondurabileceksiniz.

Sağlıkla kalın.


Ankara Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!