Hekimler ne kadar sağlıklı beslenebiliyor?
Hekimler ne kadar sağlıklı beslenebiliyor?

Sağlık, insan hayatında sahip olunabilecek en önemli servettir. Sağlık durumunun devamlılığını sağlayan ve bozulduğunda düzelten kişiler ise elbette hekimlerimizdir. Fakat hekimlerin de işlerini daha iyi uygulayabilmeleri için sağlıklarını olumlu yönde devam ettirmeleri gerekir. Kişilerin yaş, cinsiyet, genetik yapı, stres durumu, çalışma saatleri, çalışma ortamı vb. faktörlerin yanı sıra beslenmesi de diğer kişilerde olduğu gibi hekimler için de sağlık durumunu etkileyen önemli faktörler arasındadır. Hekimlikte, en ufak bir ayrıntı bile insan sağlığı için çok önemli olduğundan, yüksek konsantrasyon gerektiren bir iştir. Bu yüzden enerjinin yeterli ve dengeli alınması, gereksinimlerin düzgün karşılanması, kan şekerinin regülasyonu, dehidratasyon olmaması, vücut ısının belli bir seviyede olması, kısacası metabolizmanın düzgün işlemesi gereklidir ve bu durum beslenmeyle yakından ilişkilidir.

Hekimlerin beslenme durumu branşları, çalışma saatleri ve fiziksel aktivite durumları ile yakından ilişkilidir. Örneğin cerrahi branşlarda çalışan hekimlerimiz, 3-4 saati bulan ameliyatlarda yoğun efor sarf etmekte ve yemek yiyemedikleri için hipoglisemi durumları ortaya çıkmaktadır. Başka bir örnek vermek gerekirse acil biriminde çalışan bir hekim ise acil bir vakada yemek yeme işini doğal olarak ikinci plana atmaktadır. Bu durum da aynı şekilde düzensiz beslenmeyi beraberinde getirdiği için metabolizmanın yavaşlamasına neden olmaktadır. Diğer bir husus ise hekimlerimizin günlük 24 saat çalışmasına neden olan nöbetlerdir. Nöbetçi olan hekimin uyku düzeni bozulduğundan ve biyolojik saatin dışında efor harcadığından dolayı vücuda alınan besinlerin kalorisinde ve harcanmasında dengesizlikler olmaktadır. Bütün bunlara bağlı olarak fiziksel aktivite yapmak da bir o kadar güç olmaktadır.

Olması gereken bütün besin gruplarından yeterli ve dengeli bir şekilde almak, az az sık sık beslenmek, glisemik indeksi düşük besinleri tercih etmek, günde en az 2,5 -3 L su tüketmek, fazla tuzdan kaçınmak, antioksidan etkilerinden dolayı sebze ve meyve tüketimini günlük en az 5-6 porsiyonda tutmak, vücudumuzun yapı taşı olan protein ihtiyacı için özellikle demir ve B12 vitamini için yeterli miktarlarda kırmızı et, veya tavuk veya özellikle sinir sistemi ve kolesterol üzerinde içeriğndeki omega 3 yağ asitlerinden dolayı olumlu etkileri olan balık tüketimine ve süt-yoğurt tüketimine önem vermek , karbonhidrat grubundan ise kan şekerini yavaş yükseltmesi ve düzenlenmesi için glisemik indeksi düşük çok tahıllı ürünleri tercih etmek gerekir. Bunun yanında da fırsat buldukça en azından haftada 2-3 kez yarım saatlik yürüyüşler metabolizmayı dengeleyecektir.


İstanbul Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!