Hızlı ve kablosuz ilişkiler
Hızlı ve kablosuz ilişkiler

Teknoloji gelişiyor, küçücük makineler kocaman işler hallediyor, görmeden dokunmadan para yollanabiliyor dünyanın öbür ucuna, internet hızlıdan da hızlı iletişim gibi, denemeden sipariş verilen bir ürün teslim edilmesi için iki gün bile beklenmiyor, filmler diziler kaçırılmıyor her an her yerden izlenebiliyor, bilginin her türlüsü bir sekme açıp ilk kelimenin ortasına kadar yazmakla ulaşılabiliyor, gezilmese de gezilecek yerler avuç içi gibi biliniyor. Doğru mu? Belki doğru ama asıl soru şu: “gerçek” mi? Dünyayla ilişkimiz göremediğimiz bir hızla sürüyor, insanlarla da öyle.

Bir ilişkiye başlarken diğerini bitirmeden başlayacak ilişki sürmezse diye hatta başlamazsa diye bile planlar yapılıp yeni takipler başlatılıyor. Herkesin yedek ilişkilerinin de yedeği var çünkü hiç durulmamalı ve hiç boşlukta ya da yalnız kalınmamalı diyor sistem. Doğru mu? Belki doğru pratikte peki ya insanın içinde nasıl iz bırakıyor bu yaşantılar? İnsan bu hızla temas ederken herkese ve her şeye gerçekten hareket halinde, yaşar ya da doyum sağlar halde mi yoksa sadece bir ilüzyon içinde savruluyor olabilir mi? Bir ilişkinin başlangıç noktası diğer ilişkinin bitiş noktasının önündeyse insan anlayabilir mi biteni ya da başlamakta olanı? Bitenleri uğurlayamayan için geleni karşılayabilmek mümkün müdür? Mümkün müdür gerçek bir bağ kurabilmek, ilişkide olunanı anlayabilmek ve onun tarafından anlaşılabilmek, tanımak ve keşfetmek?

Tanımadan, anlamadan, keşfi tamamlanmadan gönderilen, giden ya da vazgeçilen biri bir anlam bulamadan yok olduğu için ne kaybedildiği bilinemiyorsa ve aynı hızla bir diğer ilişki ya da süreç başlıyorsa acaba arayan ne aradığını biliyor mudur sahiden? Arayan durup düşünmüş müdür ihtiyaçlarını, isteklerini ve hak ettiklerini yoksa sadece ağrı kesici midir tüm ilişkiler yalnızlık çeken kalabalıklar için? İnsan ilişkilerde var eder kendini ve diğeri aracılığıyla tanır yine, kendine onun gözünden gördükçe kendine aşinalaşır, yaralarını da kusurlarını da şifa oluşunu da öteki ile deneyimlenen yakınlıkta keşfeder. Hiç mutsuz olmadan, hiç ayrılmadan, hiç terk edip terk edilmeden büyür mü, bağımsızlaşır mı insan?

Öğrenmek tecrübe etmekle, büyümek baş edebilmekle, olgunlaşmaksa kabul ve izin verebilmekle başlar. Hız; öğrenmenin engellenmesine, büyümenin hatalara takılmasına, olgunlaşmanın gecikmesine neden olurken yavaşlamak ve tat alarak yaşamak, insanın her evresini hissedebilmesini sağlar.

Yaşam hayatınıza giren insanların sayısı, ilişkilerin süresi, değişimlerin sıklığı kadar değil; hissedilenlerin ve paylaşımların niteliği, karşılaşmaların tanışmalara evrilişi ve kendinizle kurduğunuz ilişkinin tutarlılığı kadar doyumludur. Silinip giden ilişkiler, unutulmuş isimler ve içi boşaltılmış ezber ya da populer anlar biriktirmek tasasıyla kirletmediğiniz; kendinizi dinleyerek yol bulup, ürettiklerinizi bölüşerek çoğalttığınız ilişkiler bekleyebilir ve emek verirseniz yavaş yavaş büyür, hayatınıza kök salar ve dallarınızın savrulsa da kavrulsa da her iklimde birlikte kalmasını sağlar.


İzmir Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!