Human papilloma virüs(HPV) enfeksiyonu; dünyada cinsel yolla bulaşan en sık viral enfeksiyondur, ve erkekte ensık genital siğilllerle kendinini göstermekte, erkek ve kedında bir çok kanserin etkeni olarak suçlanmaktadır Bilinen 200’den fazla türü(suşu) vardır ve cinsel yolla bulaşan HPV tiplerinden 15’i karsinojenik olarak değerlendirilmektedir. HPV enfeksiyonu, rahim ağzı kanserinden, penis, dil, oro-nazofarinks, gırtlak ve bademcik kanserine dek birçok kansere yol açabildiği gösterilmiştir, HPV virüsünun suçlandığı bu kanserler, virus bulaştıktan yıllar sonra ortaya çıkabilmektedir. Günümüzde human papilloma virusunun (HPV), rahimağzı (serviks) kanserinlerin gelişiminde en önemli etken olduğu ve yapılan çalışmalarda serviks kanseri olgularının tamamına yakını human papilloma virüsların belirli bazı tiplerinden kaynaklandığı gösterilmiştir. HPV nin aşı ile önlenmesi veya tedavi edilmesi durumunda, servikal kanser(rahim ağzı kanser) sıklığında azalma elde edilebilmiştir. Yapılan analiz ve saha çalışmalarında dünyada seksüel yönden aktif kadın ve erkeklerin yaşamları boyunca HPV ile enfekte(bulaşma) olma olasılığı %50 olarak bildirilmiştir. Dünyada genç nüfusun büyük çoğunluğu bu virus tarafından enfekte edilmiş ve tanışmış durumdadır, ve dünyada cinsel yolla bulaşan en yaygın enfeksiyon olarak bilinmektedir . Öte yandan HPV kaynaklı hastalıkların çoğu HPV aşısıyla engellenebilmektedir.

ETKEN

Human(insan) Papilloma Virüsü (HPV) insanda siğil(papillom) oluşumuna neden olan bir DNA virüsüdür ve insanda enfeksiyon yapan 60’a yakın tipi vardır ve bu tiplerden ellerde ve ayaklarda yaygın siğillere neden olan tipleri nisbeten zarasızdır. Önemli bir kısmı ise kadında ve erkekte genital bölgede kondiloma aküminata adı verilen siğil şeklinde kitlelerin oluşumuna neden olur. Düşük riskli HPV tipleri ( HPV 6 ve HPV 11)sık tekrarlayan genital siğiller ve laringeal(boğazda) papillomatoz gibi iyi huylu lezyonlara neden olurken; yüksek riskli HPV tipleri(HPV 16,18, 31,33, 45, 52 ve 58) servikal, vajinal, vulva, anal, penil ve orofarengeal karsinomayı da içine alan çeşitli kanserlerin gelişiminde rol oynadığı belirlenmiştir. Tüm dünyada servikal kanser (rahim ağzı kanseri) etiyolojisinde en önemli etken olarak HPV tip 16 bulunmuştur. Bunu tip 18, 45 ve 31 izlemektedir. HPV Tip 16, 18, 31, 33, 45, 52 ve 58 bu kanserin %90’ın dan sorumlu olduğu bildirilmektedir.

Oldukça bulaşıcı olan HPV enfeksiyonunun kansere dönüşümünü hızlandıran pek çok risk faktörü vardır. Bunlar arasında en önemli olanları, çok eşlilik ve ilk cinsel deneyimin küçük yaşta yaşanması(18 yaştan önce) olarak görülmektedir. Ayrıca, cinsel yolla bulaşan diğer hastalıkların varlığı (özellikle klamidya trikomatis ve herpes simpleks vs), sigara kullanımı, immun sistemin baskılandığı durumlar (HIV gibi), beslenme bozukluğu kişisel hijyenin bozuk olması risk faktörleri arasında sayılmaktadır. Yine üç’den fazla doğum risk faktörü görülmektedir.

BELİRTİ VE BULGULAR

Genital siğiller(Kondilomlar-HPV lezyonları) erkeklerde genel olarak tüm penis boyunca, ayrıca testis, kasık, baldır ve anüs çevresinde de yerleşebilmektedirler. Daha nadir olsa da bazen anüsün veya idrar kanalının içinde karşımıza çıkabilmektedir. Kadınlarda ise genelde anüs çevresinde, vulvada, vajende, servikste(rahim ağzında) yerleşim gösterirler. Siğiller tek ya da çok sayıda, farklı şekillerde(düz veya ciltten kabarık karnabahar şeklinde), renkler( ten rengi, pembe, kırmızı, beyaz veya gri), sert veya yumuşak kıvamda ve boyutlarda, öyleki anüs ile vajina arasındaki perine bölgesini dolduran karnabahar görünümlü dev kitleler şeklinde görülebilir. Bu siğiller genelde kaşıntı veya ağrı-acıya neden olmazlar. HPV enfeksiyonları erkekte penis, anüs, ağız, nazofarinks ve gırtlak kanseri için kesin risk faktörü olarak görülmektedir. Kadınlarda ise rahim ağzı kanseri(servix kanseri) gelişiminde en önemli etiyolojik neden olduğu üzerinde durulmaktadır. Yapılan çalışmalarda serviks kanseri olgularının neredeyse tamamına yakını HPV nin belirli tiplerinden kaynaklandığı gösterilmiştir. HPV enfeksiyonlarının önlenmesi(aşı ile), tedavi edilmesi veya bulaşmasının hijyenik olarak engellenmesi servikal kanser sıklığında azalma saptanmıştır. HPV, DNA tümör virusudur ve rahim ağzı hücrelerini enfekte eder, anormal ve kontrolsüz hücre çoğalmasına neden olarak kondilom-siğil formasyonuna yol açmakta zaman içeirside bu lezyonlar kontrolü kaybederek kanserleşebilmektedir. Hastalık hiç bir belirti vermeden yıllarca taşıyıcı konumda olabilir, bu dönemde büyüteçle (kolposkopi) yapılan ayrıntılı incelemede ufak çaplı kitleler saptanabilmektedir.

BULAŞMA YOLU VE SEYRİ

HPV cinsel temas,oral seks ile bulaşabildiği gibi ve ciltten-cilde temasla da bulaşabilir. HPV hiç bir belirti vermeden yıllarca vucutta inaktif olarak barınabilmektedir. HPV enfeksiyonu tokalaşmak, havadan damlacık yoluyla ya da cansız nesnelerden bulaşmadığı düşünülmekle birlikte, kullanılan seks araç ve gereçlerinden bulaşabilirmektedir. Prezervatifler bulaşma riskini azaltsa da tamamen önleyememektedir. HPV’nin bulaşması için mutlaka tam bir cinsel ilişki olması gerekmez, enfekte bölgelerin birbiri teması ile de bulaşma kolayca bulaşabilmektedir.

Ayrıca lezyon olamaksızın latent dönemde de bulaş mümkündür. HPV yavaş üreyen bir virustur ve latent dönemi 9-12 ay kadardır. Ancak, aktif genital lezyonların olduğu dönemde bulaşıcılık oldukça yüksektir. Vürüs vucuda alındıktan sonra, ilk yılda %70, ikinci yılda %90 oranında vürüsün tipine bağlı olarak konak immun sistemi tarafından spontan olarak ortadan kaldırılmaktadır. Özellikle kendi DNA’sını konakçı DNA’sına entegre eden yüksek riskli kanserojen tiplerinde (tip 16 ve 18) virüsün vucuttan atılması daha uzun süre alabilir. Kalan %10 hastada enfeksiyon devam eder ve bu olgularda servikal veya diğer kanserlerin gelişmesi 15-20 yıllık bir süreci kapsar. Bu nedenle kanser öncesi lezyonların pop- smear tarama testi ile erken dönemde yakalanmaları mümkün ve önemlidir. Kondilom şeklinde lezyon ortaya çıkmış ise biyopsi ile tanı doğrulanmalı ve mutlaka tiplendirilmelidir. Zira etkenin HPV’nin onkojen alt tipi olup olmadığını saptamak günümüzde mümkündür.

HPV ENFEKSİYONUNDAN KORUNMA

1-PREZEVATİF KULLANIMI: Cinsel yolla bulaşan tüm hastalıklarda olduğu gibi çok eşli olanların düzenli kondom kullanması enfeksiyon riskini nispeten azaltmakla birlikte HPV nin bulaşıcığı çok yüksek olduğundan bulaşı tamamen ortada kaldırmamaktadır. Şüpheli kişilerle cinsel ilişkiden kaçınılmak önem arz etmektedir.

2-HPV AŞISI: HPV aşısı HPV bağlantılı kanserlerin önlenmesi bakımından yeni bir açılım getirmiştir. Kanserojen olarak kabul edilen (HPV tip 16 ve 18) ve sık tekrarlayan HPV tiplerine (HPV tip 6 ve 11) karşı geliştirilmiştir ve aşı tüm dünya ülkelerinde ve Türkiye’de kullanılmaya başlanmıştır. HPV aşısı bu enfeksiyonun %90 nına karşı koruyucudur. Aşı 11-12 yaşındaki kızlara rutin yapılması önerilmekte ve bunu yanında temel olarak aşılama yaş grubu kadınlarda 13-26 olarak kabul görülmektedir. Erkek HPV aşısı kullanımı hala tartışma konusudur. Cinsel aktif kadınlara(26 yaş ve üstü) da yapılabilir ancak cinsel yaşama başlamamış olanlara göre daha az etkilidir. Hamilelikte güvenli değildir, ancak emzirme döneminde uygulanabilir. Aşı üç ayda bir olmak üzere üç doz şeklinde kas içine yapılması önerilmektedir. Aşı rutin rahim ağzı kanser taramaları yerine geçmez, bu yüzden tarama ve kontrol smear programına devam etmelmelidir.

TEDAVİ

HPV virüsünü yok eden bir ilaç yoktur ve tedavi lezyonları ortadan kaldırmaya yöneliktir. Genel olarak lokal tedaviler etkilidir. Erken tedavi enfeksiyonun karsinojen etkisini azaltmak ve yayılmasını önlemek için çok önemlidir. Medikal tedavi çok etkili olmasada podofilin, trikloroasetik asit (TCA), 5_florourasil, İmiquimod krem (Aldara) , sinekateşinler gibi lokal etkili kremler kullanılmaktadır.

Temel ve etkili tedavi kondilom-siğil lezyonların cerrahi veya bazı enerji sistemleriyle tahribine yöneliktir. Bu amaçla likit nitrojen, kriyoterapi, lazer sistemleri kullanılmaktadır.. Özellikle erkekteki lezyonlar birkaç seansta bu enerji sistemleriyle tahribibi sonucunda tedavi edilebilme yönüyle avantajlıdır. Lokal anestezi sonrası kondilomlar elektrokoterveya lazer yardımıyla tahrip edilirek yakılması ile en yüzgüldürücü sonuçlar lara elde edilmektedir. Lazer özellikle idrar kanalındaki lezyonlara veya diğer tüm yerleşim alanlarında bulunan lezyonlara rahatlıkla uygulanabilmektedir.. Lezyonlar yaygın veya büyük kitleler oluşturuyorsa(Genital Warts) cerrahi rezeksiyon önerilir.


Ankara Ürolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!