Psikolojide içe bakış diye bir yöntem var..

Bir diğer ifadeyle iç görü..

Nedir bu biliyor musunuz ?

Kişinin bilincini bilinçaltını fark etmesi demektir en kısa ve öz ifadeyle.

Bilinçaltı farkındalığı demek bizi kontrol eden sistemleri bilmek demektir. Biz bilincinde olsak da olmasak da bu sürecin işlediğini bilmemiz fark etmemiz ve davranışlarımızın nedenlerini bu sürece, işleyişe göre düzenlemek durumundayız.

Bilinçaltımız bizde öyle şeylere neden olur ki şaşırırız.

Şimdi bastırma dediğimiz psikoloji de savunma mekanizması olarak ifade edilen ve en fazla kullanılan bir yerde sağlıklı gibi görünse de sağlıksız bir savunma mekanizmasıdır bastırma.

Bastırma bir diğer ifadeyle fiksasyon, bilinçaltının temel fonksiyonlarından biridir. Kişinin güvenliği için zarar görmemesi için bastırma denilen savunma mekanizması devreye girer.

Mesela rüyalarda sıklıkla yaşanır bu durum.

Ben rüya görmem diyen insanlar vardır ben asla rüya görmeme derler.

Aslında bu durum rüyayı görmediği değil hatırlamadığı anlamına gelir.

Bu bir savunma sistemidir. Bilinçaltının savunma sistemi. Aslında vücudumuzda çıkan psikosomatik dediğimiz psikolojik kökenli fizyolojik rahatsızlıkların hemen hemen hepsi bilinçaltından kaynaklanır. Savunma amacıyla oluşmuştur. Narkolepsi ve apne diye bilinen uyku hastalıkları vardır. Bu hastalıklara çeşitli farmoterapiler uygulanabilir ilaç tedavisi falan fakat kesin bir sonuç alınamaz.

Kişinin uykusuzluk probleminin bilinçaltında ne anlama geldiğini anlamak gerekiyordur. Yani suyun üstünde semptomlarda takılı kalmak suyun altındaki uçsuz bucaksız dünyayı görmemizi engeller.

Bu bakımdan suyun altında neler oluyor bakmak irdelemek analiz etmek fark ettirmek ve buna uygun çözümler üretmek gerekir. Gerçekten ne anlama geliyor bu durum, aslında bilinçaltı ne diyor tam olarak buna bakmakta fayda var.

Son zamanlarda biz bilinçaltından habersizce yaşarken öyle araştırmalar öyle çalışmalar yapılıyor ki bilinçaltını programlamaya yönelik olarak. Mesela reklam sektörü ve film sektörü müthiş gelişmeler kaydetmiştir.

Bilinçaltını en çok ortaya çıkartan deneyimlerden hipnoz deneyimleri vardır.

Bu noktada dünya da hipnoz fenomenini çok iyi bir şekilde kullanmış ve anekdotlarıyla hakkında onlarca kitaplar yazılmış Milton Ericson’u hatırlatmadan geçmek istemiyorum. Ve çok ciddi sonuçlar vermektedir. Aslında biz hipnoz durumunda yaşanan trans olarak ifade ettiğimiz durumu sürekli kullanırız. Farkında değilizdir.

Bilinçaltı araştırmalarında ek köklü sonuçlar hipnoz deneyimleri sonucunda ortaya çıkmıştır.

Deneyler şöyle ki; bir hipnoz altında olan kişiler bir de olmayan kişiler var. Bunları bisiklete bindiriyorlar. Bindikleri bisiklet sabit duran egzersiz bisikleti. Amaç bindikleri bisiklette performans ölçümleri yapmak.

Ve hipnoz altında olanlarda inanılmaz bir performans artışı oluyor yani kişiler yorulmuyorlar ve sürüyorlar da sürüyorlar. Yani fiziksel aktivasyon düşmüyor. Hatta deneyi yapan bilim adamlarından bir tanesi bu deneyi kendi üzerinde deniyor aynı sonuçları kendiside alıyor.

Kişilerde hücre boyutunda bir değişim ortaya çıkıyor. Acı kontrolü, korku ve daha birçok konuda çalışmalar yapılmıştır. Hatta bir araştırma da pozitron emisyon tomografisi denilen bir cihaz var. Kısa ad PET olarak ifade edilen tomografi cihazı.

Aynı araştırmalar diğer tomografi cihazlarıyla da yapılmıştır. Hipnoz altındaki kişilerin nöron başına düşen enerji miktarları hangi telkinde beynin nereleri aktive oluyor bu konulara dair birçok araştırmalar var ve yapılmaya da devam etmektedir.

Örneğin, hipnoz altındayken on tane eyle gerçekleştirip daha sonra amnezi dediğimiz unutma talimatları telkinleri veriliyor deneklere sorulduğunda hiçbir şey hatırlamadıkları görülüyor. Yalnız benim kastettiğim şey sahne hipnozu değil yani şov amaçlı yapılan trans değil. Tıbbi hipnotik translar. Yani bilimsel olarak kontrollü olarak yapılan translar.

Kanserde, ülserde öyle güzel sonuçlar alınıyor ki bu durum araştırma sonuçlarıyla sabitlenmiştir. Yani psikolojik kökenli strese anksiyeteye bağlı daha sonrasında fizyolojik olan rahatsızlıkların hemen hepsinde çok iyi sonuçlar alınıyor.

Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur diye zannediyorum bunun için söylenmiştir.

Kişinin zihinsel fonksiyonları normal değerler ise bedeni fonksiyonları da normale dönüyor.

Bağışıklık sistemini gerektiren tüm tedavilerde bilinçaltı teknikler kullanılmaktadır.

Bilinçaltı hiç uyumuyor her şeyi izliyor çok derinden izlemeye devam ediyor. Ve aynı zamanda bilinçaltı kendisine uymayan telkinleri kabul etmiyor. Yani hipnoz olan bir kişiye eğer bilinçaltının değer yargılarına ve diğer bütün sistemlerine uygun değilse verilen telkini kabul etmez.

Demek ki biz uyusak bile anestezi altında olsak bile bilinçaltı hiç uyumuyor. O kadar çok bilimsel araştırma var ki o kadar çok kanıtlandı ki biz uyusak da her zaman izleyen telkinleri alan bir gizli gözlemci var. Bilinçaltı siz isteseniz de istemeseniz de bilseniz de bilmeseniz de derinlerde her zaman sizi koruyor. Yapılan hipnotik telkinlerle 10 yaşına döndürülen insanlar şu anda 10 yaşındaki zamanları hissediyor gibi şimdi oluyormuş gibi hissedebiliyor yaşayabiliyor. Anne babası Japon olan küçük yaşta Japonca konuşan sonra bu dili unutan Amerika doğumlu bir erkek çocuğun hipnoz altında Japonca konuşmaya başladığı gözlenmiştir.

Bu ifade etmeye çalıştığım ve sizlerin de anlamaya idrak etmeye ve belki de nasıl yani diyerek şaşkınlığınızı gizleyemediğiniz daha bir çok araştırma mevcut. İşte bu ve buna benze raraştırmalar bizlere gösteriyor ki zihin bilinçaltı hiçbir zaman unutmuyor ve yaşanan her şeyi kaydediyor duygu yükü olan yaşantıların hatırlanması daha kolay olsa da yaşanan hiçbir şey biz hatırlamasak da unutulmuyor bir hard disk misali süreli kayıt ediliyor muhafaza ediliyor.

Bütün bu araştırmalar çalışmalar ve bahsetmeye çalıştıklarım bizde bilinç düzeyinde bir farkındalık oluşturmalı ki kendimize en yakınımızdakilere eşimize çocuklarımıza anne babamıza arkadaşlarımıza patronumuza amirimize ne diyoruz nasıl konuşuyoruz ne dediğimizin farkındamıyız.. işte bu çok ama çok önemli.. bizim kendimizde alışkanlık haline getirdiğimiz ve artık bilinçaltımız tarafından her defasında o davranışı yaptığımızda aslında biz alışkanlıklarımızla bilmeden bir zamanlar kazandığımız ve şimdi bilinçaltı seviyeye inmiş olan o davranışı kendiliğinden yapıyoruzdur. Herhangi bir şeye ya da çevremize farklı şekillerde tepkiler vermemizde olduğu gibi.

Eğer biz bilinçaltı düzeyde bir şeyleri değiştirebiliyorsak ve bilinçaltımızdaki bizim şuan ki yaşantımızı olumsuz etkileyen kayıtları tekrar ele alıp bunların farkına varıp nasıl değiştirebileceğimizi bilirsek hayatımızı daha kaliteli daha sağlıklı bir şekilde ve daha MUTLU bir şekilde sürdürebiliriz.

Biz kendimizin davranışlarımızın bilinçaltı kayıtlarımızın ve bilinçli aklımızla bunları nasıl ve ne kadar değiştirebileceğimizin farkında olursak en yakınımızdan başlayarak çevremizde de mutlu insanlar görebilir onlarla paylaşımlarda bulunabiliriz. Tabi ki bu bir süreçtir ve bu süreç hiç bilmeyen birini yeni okuma yazmaya başlayan bir çocuk misali başlangıçta zorlanıyor gibi görünse de öğrenme sürecinin karakteristik özelliği gereği inişli çıkışlı bir seyir bir gidişat söz konusu olacaktır. Bu noktada önemli olan ve dikkat edilmesi gereken ise devamlılıktır. Amaca hizmet eden her şey bu öğrenme sürecinde bilinçaltını anlama sürecinde bize katkı sağlayacaktır.

Süreklilik ve sürdürebilirlik insanoğlunun amaçlara ulaşabilmek için vazgeçilmez özellikleri olmalıdır.


Denizli Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!