2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Gününün yaklaştığı bu zamanlarda, Otizm Spektrum Bozukluğu’nun bir dalı olan Asperger Sendromu tanılı Rizwan’ın hikayesini konu ediniyor ‘My Name is Khan’. Film hayatın birçok yüzü hakkında sorgulamaya yöneltiyor olsa da, bu filmi farklı özellikler taşıyan her insanın, istediği zaman başarabileceğini odak noktası alarak izleyelim.

Sosyal ilişkiler kurmakta ne kadar güçlük çekiyor olsalar da Aspergerli bireyler bir o kadar bilişsel becerilere sahip kimselerdir. Beden dilini kullanamamaktan, kişiler arası ilişkileri sürdürememekten muzdarip oldukları kadar başarılı şekilde dil becerilerini kullanır ve küçük bir profesör edasıyla ayrıntılı konuşmalar yapabilirler. Toplumsal belli kuralların farkında olmazlar. Diğer yandan yüksek öğrenim görerek meslek edinebilir ve bu alanlarda ilerleyebilirler. Filmde kahramanımızın henüz küçükken annesinin desteği ile bir hoca eşliğinde kendisini nasıl geliştirdiğini ve belli teknik alanlardaki üstün yeteneğini kullanarak bir su taşkınını nasıl önlediğini görüyoruz. Hayatını kendi başına kazanabildiğini ve bunu insanların sempatisini kazanarak yapabildiğine tanıklık ediyoruz. Bazı duyusal uyaranlara karşı hassasiyetin oluştuğu otizmde kahramanımız da sarı renge karşı tepkili. Göz teması kurmak gibi bazı sosyal iletişim becerilerinde güçlük çekse de kendisine bir hayat kurmayı nasıl başardığını izliyoruz. Aslında Aspergerli olmanın bir eksiklik değil bir özellik olduğunu fark ediyoruz. İnsanlığın birleştirici gücünün aynılıklar değil ayrılıklar olduğunu ve birbirini nasıl tamamladığını, annesinin Rizwan’a söylediği gibi hayatta Otizmliler, Aspergerliler veya üstünlerin değil, iyilik yapan iyi insanlar ve kötülük yapan kötü insanların olduğunu keşfetmek üzere.


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!