Her insan ilişkisi bir güç ilişkisine yol açar, kimse bundan kaçamaz. Günümüzde bir sürat spirali içinedeyiz. Daha hızlı ve dolayısıyla daha çok tüketiyoruz; çift ilişkisi, romantik ya da arkadaş ilişkileri de bu tükettiklerimize dahil. Çağımız hız çağı olduğu için günümüzde en önemli konulardan birisi ve bu baş döndürücü sürece dahil olabilmek için yapılması gerektiği düşünülenlerden biri de öteki üzerinde belli bir iktidardan yararlanmak. Bu koşullarda da kapı “iktidar edinmenin” en yeni ve en etkili aygıtı olan manipülasyona sonuna kadar açık.

Manipülasyon; kendi iktidarını yerleştirme yönündeki az çok bilinçli bir hedefe yönelik olarak çiftler arasında(hatta her grubun içinde) uygulanan küçük entrikalardır. Duruma göre manipülasyon bir kışkırtmadır hatta bazı kişilerin önemsiz bir kusuru olarak bile görülebilir, manipüle edenin yararına karşı tarafı yönlendirmektir.

İnsan toplumunun birincil yapısı olan çift neredeyse vazgeçilmez bir birleşmedir. Çifte ihtiyaç vardır ama çift olma bizi aynı zamanda tek başımıza olduğumuzda yaşamadığımız sorunları yaşadığımız ve bunlara çözüm bulmaya çalıştığımız anlamına da gelir. Her çiftin de bir kimliği vardır ve bu bağın bir yansıması olan paylaşılan ortak bir katmanı vardır. Bu bağ, kurulan iletişim türü, dinamik çifte özgü bir tözdür; evrilir ve zamanla değişebilir.

Ben’in öneminin daha önce hiç bu kadar güçlü olmadığı gerçeğinin yanında geçmiş dönemlerden daha yoğun bir yalnızlık ve aşk ihtiyacı da günümüzde görülmektedir. Çift olmanın dinamiği örf ve adetlerin, ilerlemenin hem avantajlarına hem de boğuntularına maruz kalmaktadır. Bir yandan hepimiz birbirimize benzer hale geliyoruz, diğer yandan da evriliyoruz ve sadece kendimize bakıyoruz. Yani günümüzde geçmiş dönemlerden farklı olarak çiftin tek bir birlik halinde kaynaşmış olmakta ziyade, iki birimin toplamı olduğunu ifade edebiliriz. Bu da kendini sevmekle ötekini sevmeyi, çiftin istikrarı ile toplumun evrimini uzlaştırmayı gerektirmektedir.

Her evlilik ya da romantik ilişki engellerle, güçlüklerle, anlaşmazlıklarla karşılaşır. Eşlerden biri diğerine hakim olmak, hep haklı çıkmak ister. Bu durum insan ilişkilerinde yaygın olarak görülen bir paterndir. Buna karşılık karşıdakinin kişiliğini keyfince şekillendirmek ise narsist sapkınlığa girer.

Her çiftin bir görünür bir de gizli yüzünün olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Görünür yüz; dış dünyanın(tanıdıkların, akrabaların, dostların) çiftte algıladığı ve saptadığı şeydir. Bu kişiler çiftin muğlak alanının dışında kalırlar ve çoğu zaman içeride ne olup bittiğini bilmezler. Gizli yüz ise dış dünyanın bilmediği kısımdır ve bunun içinde çiftin de anlayamadığı ya da farkında olamadığı bir kısım vardır. Her çiftin yerleşik kuralları vardır ancak bunların dışında ayrıca telaffuz edilmeyen güçlü zımni kurallar da vardır. Bunlar söze dökülmezler. Bu yüzden yanlış anlaşılmaların, derin anlaşmazlıkların ve manipülasyonun kök salacağı yer burasıdır.

Çift için kendi normlarını oluşturmak zamanla oluşan güç bir süreçtir. Bunun gerçekleşmesine götüren dolambaçlar arasında güç ilişkileri ve kimi zaman manipülasyonlar vardır.

Manipülasyonu aşırı kullanan partnerin olduğu bir çiftte durum sistematik ve ilişkinin ana ekseniyken çoğu çiftte münferittir, duruma bağlıdır. Sıradan manipülasyonu diğerinden ayıran ise tarzının kendisinden çok kullanılma sıklığı ve karşı tarafa nasıl yaşatıldığıdır. Bir kişi partnerini hangi yollarla manipüle edebilir? Aşağıdakiler kullanılan yollardan bazılarıdır:

-Şantaj ve tehtidler

-Suçluluk duygusu uyandırma

-Yalan

-Yerme, değersizleştirme

-Bağımlı kılma (Maddi anlamda ya da duygusal olarak)

Peki manipülasyonun maduru olan kişilerin nasıl kişilik yapılarına sahip olması beklenir? Manipülasyon bir eksiklik çeken insanların ilişkilerine kolaylıkla yerleşir. En derinlerde bir eksiklik duygusu yaşayan kişiler bütüne, kökene bağlı bir yaşam isteği ve bir tamlık arzusu çekerler. Bu da bilinçdışı bir yönelim, bir arayış ve buluşma yönünde bir gidişin olduğu anlamına gelir ve bu kişilerin manipüle edilen olma olasığı yüksektir.

Farklılaşma doğanın ilk yasasıdır, insanın yaşamında sürekli ayrılıklar vardır; doğumdan meme kesmeye, ergenlikte özerklik elde etmekten bağımsız yaşama… Ayrılıklar yoluyla farklılaşma her kişinin oluşumunun zorlu bir parkurudur. Kişi kendi kimliğini böyle edinir. Ayrılmak farklılaşmaktır, dolayısıyla en başından kendini tanımlamaktır. Ötekini inkar etmeden, kendini biricik varlık olarak tanımak ve yaratmak; her şey buradadır. Aşk “emilme” anlamına gelmez, imha anlamına hiç gelmez.

*Bu yazı Pascale Chapaux-Morelli, Pascal Couderc’in “İkili İlişkilerde Duygusal Manipülasyon” kitabından yararlanarak yazılmıştır. Bu konu hakkında daha detaylı bir okuma yapmak isteyenler bu kitaptan faydalanabilir.


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!