İlişki

İlişmek, ilişik yaşamak, ilişki kurmak….İnsan olmanın temeli ‘Ben ‘ olmak olabilmek için ‘Öteki’ nin varlığına ihtiyaç duymak. Sen varsan.. ben olurum….’Ben’ im ben olabilmem için senin varlığına ihtiyacım var…Senin de sen olmam için ‘ban’a.. Ben in ben olmak için ötekinin varlığına muhtaçsa, ilişkiye de ihtiyaç var mı? İlişki kurmaya, ilişki kurgulamaya…
Ben ve Sen ikilisi zaten ilişkinin temeli için yeterli mi? Yoksa bu iki unsur ilkinin kolonu da harcı duygulanımlar mı?

İlişki ve ilişki kurmak Özne ve Nesne ikilisinin alt varlıklarıyla birlikte, aradaki ara alanda oluşan alış-verişin, gidip gelişin şu veya bu şekilde etkileşimin toplamıdır. İlişkinin dinamizminden söz edilir. Stabilizasyon iki heykelin karşılıklı konumlanışıdır. İlişkinin ara alanında sürecin sürerliği ve dalgalı bir biçimde ilerler. Duygulanımsal, eylemsel, düşünsel aktivasyonlar bu sürecin sürerliliğini sağlarlar. Bu unsurlar etkilenerek, etkileyerek, etkileşerek ve üstelik bunların etkin bir biçimde gerçekleşmesiyle mümkündür. Özne ve nesne arasındaki alanda, arkaik, aktüel, bilinçli, bilinçdışı fenomenlerin uçuştuğu, zaman zaman yüzeysel, zaman zaman derinsel hareketlerdir ilişki…..
O günün aynasından yansıyanlarla, geçmişin aynasının yansımalarından yansıtılmış ve iç içe geçmiş, zaman zaman netliğini kaybetmek üzere olan hafıza izleri, bazen de canlılığını ilk günkü tazeliğinde taptaze anılar, izler, kirler, güneş lekeleri gibi..
Özne ve nesne arasındaki o anki duygularla ilgili zannedilen öfkeler, kızgınlıklar benliği uyuşturan aşk ve gelecekte varlığı umut edilen sevgi..
İlişki; sözle başlayan, sözlerle paylaşılan sırlar, zevkler, arzular, istekler…eğer devam ederse, özne ve nesnenin birbiri ile iliştiği zamanlar iç içe geçiştiği, ilk baştaki öznenin nesne ,nesnenin özne olduğu ya bir açmaz, ya bir çıkmaz, ya da çiçekli bir yol sonsuza dek…
Gerektiğinde gerekmediği halde haset, kıskançlık ve yıkıcılığın devreye girdiği ilişkinin çamurlu tarafları... Çamurlanmış taraflarından toparlanmış ya da toparlanma niyeti olmaksızın bataklığa gömülen, teyellenmiş ilişkiler..
Suçlamaların havada uçuştuğu, sorumluluk duygusunun karaborsaya girdiği, hakaretlerin prim yaptığı ilişkiler..
Yoruculuğuna rağmen devam eden kavgalar, çözümsüzlüğün içindeki acının vermiş olduğu tatlı sarhoşluğu yaşamak isteyen öz yıkımlar…
Ne yapacağını, nereye gideceğini bilmeyen çaresizler, yeni bir sayfa açmanın faydasına inanan reformistler…
Boşanmayı adet edinmiş, bir türlü ilişkilenemeyenler, sevmediğini ilk kavşakta anlayan ama yoluna devam edenler..
Her özne-nesne ikilisine özgü olan ayrı ayrı ilişkiler, ikililer… Benzerlikleri olduğu gibi, özgünlükleri olan ilişkiler... Ne kadar yeni olursa olsun, temeli geçmişe kadar uzanan, kolonlar üzerine çakılan, harcı duygulanımlar olan ilişkiler..
İki kişi gibi görünen ama ara alanda dörtlüyü hatta altılıyı barındıran fakat en son halini bizim verdiğimiz, rengini bizim belirlediğimiz, tamam mı devam mı kararını aldığımız yapılardır ilişkiler…
İlişki; kimlik, benlik, bedendir. Her bir ilişki parmak izidir, her ne kadar benzerlikleri olsa da. Ayrı bir bedendir .Her ilişkinin içsel dili vardır. Sadece ilişenlerin anlayabildiği dil. Zaman ilerledikçe gelişen ve telaffuzu düzelendir…
Zamanla köklenen, ilgi ile büyüyen, anlama çabasıyla zenginleşen, yatırımlarla yapılanandır ilişki. Yapılandıkça sağlamlaşan, sağlamlaştıkça dayanılan, yaslanılan ve kendimizi bırakabildiğimiz, kontrolü teslim etmekte tereddüt etmediğimizdir ilişki…
Yavaş yavaş ilerlemesi gereken, sindirildikçe hazmedilen, hazmedildikçe keyif verendir ilişki..


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!