İlk gece kanama ve acı olur mu?
İlk gece kanama ve acı olur mu?

Normal şartlar altında iken yani, vajinada sağlanan sulanma yeterli ise eşler doğru zaman ve doğru mekanda ise (kapıda bekleyenler ya da kalabalık yaşayan aileler, çarşaf gösterme gerilimi) pelvik bölgede ve vücutta kasılma yoksa, anatomi normal yapıda ise;

İlk gece ya da ilk cinsel deneyimde hiçbir ağrı veya acı, kanama, yırtılma OLMAZ…

Çünkü bu doğamıza ve yaratılış yapımıza aykırıdır. Hiçbir fonksiyonu olmayan, içinde damar ve sinir olmayan bir doku kalıntısı olan kızlık zarına yüklediğimiz bu anlamların esiri olduk yüzyıllardır. Peki bu korkunç hikayeler, patlamalar, kanamalar, hastanelik olanlar, kız çıkmayan dayak yiyenler vs.. nasıl oluştu?

İlk ilişkide ağrı ve kanama olmasının nedenleri...

İlk gece ilişkide ağrı ve kanama olmasının birden çok nedeni olabilir. Bunlar aşırı ruhsal gerginlik, vajinanın kuru olması, sıyrık ve zedelenmelerdir.

-Aşırı ruhsal gerginlik: Korku ve endişe gerginlik yaratır. Vücut tehlikeli olduğuna inandığı bir durumdan kadını korumak için harekete geçer. Sinirsel gerginlik kaslarda gerilmeye yol açar. Vajina kasları kasılır, penisin vajinaya girmesi zorlaşır, ilişki bir mücadeleye döner. Zorladıkça kasılma artar ve ağrı oluşur.

-Vajinanın kuru olması: Cinsel uyarılma ve cinsel istek vajinada ki salgı bezlerini harekete geçirir ve sulandırır. Ön hazırlık olmadan bir an önce yapalım kurtulalım diye düşünerek ilişki kurmaya çalışmak ağrıya neden olur. Kuru bir vajinanın ilişki için zorlanması acı ve kanamaya neden olur.

-Sıyrık ve zedelenmeler oluşması: İlk gece, ilk ilişkideki zorlamalar vajin girişinde ve içerisinde sıyrıklara ve zedelenmelere neden olabilir. Ve daha sonraki ilişkilerde de bu zedelenmeler ağrıya neden olur.Kasların zorlanması kaslarda zedelenme ve deri sıyrıklarına neden olabilir. Cinsel ilişkiye girmek için yapılan zorlamalarda, idrar yapılan yer vajinaya yakın olduğundan yanlışlıkla buraya yapılan zorlu sürtünmeler idrar yaparken ağrılara ve zedelenmelere neden olabilir.

Her Türk kadını aslında vajinismus doğar...

Nesillerden beri kültür annelerden kızlarına aktarılır. Bizim toplumumuzda her kadın ilk gece, ilk ilişkide başına geleceklerin zihinsel hayali ve korkusu ile büyür.Türk filmlerinde masumiyeti kaybetme sahneleri izleriz. İlk gece kız çıkmadığı, kanaması olmadığı için kadınların başına gelenleri, öldürülen kadınları haberlerde okuruz.

Cinsellikle ilgili hiçbir şeyin doğrularını öğrenmeden bunları doğru kabul ederek yetişiriz. Ergenlik çağlarımızda cinselliği merak eder ama soru sormaya utanırız.

Bu nedenle vajinismus bizim kültürel bir hastalığımızdır. Duyduklarımız, bize öğretilenler her ailede aşağı yukarı aynıdır sadece kaç yaşında ve ne kadar şiddetli hikayeler duyduğumuz, ailesel farklılıklar ve vajinismusa zemin hazırlayacaknedenlerin varlığı veya yokluğu bazı kadınların vajinismus olup bazılarının olmamasını belirler.

Kızlık Zarı ve Anatomisi

Kızlık zarı yani Latince ismi ile hymen; anne karnında gelişimin ilk üç ayında üretra ve vajinanın birbirinden ayrılarak oluşması sırasında meydana gelen bir kalıntıdır. Kızlık zarı cinsel aktivite ve doğumla değişik görünümlere bürünür. Genellikle ergenlik döneminde, hormonların üretiminden dolayı incelir ve esnek hale gelir. Bazı kadınlar kızlık zarına temas olmadan tampon kullanabilir veya cinsel ilişkiye girebilirler.

Bunun nedeni kızlık zarının çok esnek olmasıdır. Normal olarak, cinsel ilişki sırasında vajina girişi genişler. İlk cinsel ilişki sırasında; vajina kaygan ve vajinismus kasılmaları yok ise; kızlık zarında ağrı, acı ve kanama olmaz sadece esneme olur. Çünkü kızlık zarı delinmez, kanamaz, yırtılmaz ve patlamaz. Açılma durumunda zarın parçalarının vajina girişinin iki yanında kalması çok rastlanan bir durumdur.

Fakat vajinismus nedeniyle kadın kendini kasarsa ağrı, acı olabilir. Zorlanmaya ve tahrişe bağlı hafif lekelenme tarzında kanama olabilir. Ancak bu durumda da oluşan ağrı ve acı dayanılmaz değildir. En sık rastlanan kızlık zarı tipi halka veya yuvarlak şekilde olup vajina girişini çepeçevre saran anatomik görünümde olandır. Doğum sırasında kızlık zarının kalıntıları iyice silikleşir. Sadece vajina girişinde zar artıkları (karinkül) kalır.

Bugün bekâretle eş anlamlı gibi gördüğümüz kızlık zarı (himen - hymen) aslında 16.yüzyıla kadar bilinmiyordu bile. Günümüze kalan eski yazılarda bakirelere gönderme yapılmasına karşın hiçbirinde himenden söz edilmez. Anatomik kızlık zarının hikâyesi 3. yüzyılda Roma da doktorluk yapan Yunan Soranus ile başlar. Soranus himeni bir bütün halinde tek bir parça olarak resimlemiştir.

11. yüzyıl başlarında İbn-i Sina kitabında uterusun anatomik yapısını anlattığı bölümün sonunda bakire bir kızın rahminin ağzında damarlardan oluşmuş zarlar olduğunu söylemiştir. İddiasına göre bunlar ilk ilişkide patlar ve kan da dışarı akar. 1544 yılının başlarında İtalya’nın Pisa şehrinde yaşayan anatomi uzmanı Vesalius ilk kez kadın kadavralarda inceleme yaparak himeni tanımlamıştır. Fakat ilginç olarak hiç bir çizim yapmamış ve ayrıntılarına girmemiştir.


Ankara Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!