İnfertilite tedavisinde amaç çiftlerin canlı sağlıklı bir çocuğa sahip olmasıdır.

Tedavi başarısını değerlendirirken gebelik oranları değil, canlı çocuk sahibi olma oranları daha anlamlıdır.

Tedavi planlarken önce nedenin tespit edilip bu nedene yönelik tedavilerin yapılması gerekir. Ancak her zaman bir neden bulunumayabilir. O zaman nedeni tam olarak saptanamayan açıklanamayan infertilite durumlarında olduğu gibi standart bazı tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.

Erkek İnfertilitesi

Erkek infertilitesinde değerlendirilen en önemli kriter mililitredeki sperm sayısı, spermlerin hareketlilik yüzdesi ve normal yapıda olan spermlerin olmasıdır. Kabaca söylemek gerekirse 5 milyon ile 20 milyon /ml arasında sperm sayısı olan erkeklerde intrauterin inseminasyon (IUI) yani aşılama denilen yöntem uygulanmaktadır. Aşılama öncesi semen bazı hazırlık aşamalarından geçirilerek en hareketli spermler seçilir ve yumurtlama sonrası kadının rahmine yerleştirilir.

Sperm sayısı 5 milyon/ml altında olan (tekrarlayan sperm analizlerinde) olan erkeklerde ise tüp bebek yöntemleri, ICSI (intrasitoplazmik sperm injeksiyonu) yapılır. Semenden sperm elde edilemeyen olgularda ise MESA (mikrocerrahi epididimal sperm aspirasyonu) veya TESA (testiküler sperm aspirasyonu) gibi yöntemlerle sperm elde edilerek mikroenjeksiyon uygulanabilir.

Kadın İnfertilitesi

Ovulatuvar bozukluklar

Bu tedavinin başarısı hastanın yaşı ve anovulasyonun (yumurtlamanın olmaması) nedenine bağlıdır. Yumurtlama bozukluklarının tedavisinde en basit yöntemlerden başlanıp daha karmaşık yöntemlere doğru bir seyir izlenmelidir. Anovulasyonda ilk uygulanan tedaviler Klomifen sitrat ile yapılan ovulasyon indüksiyonu ve yanıt alınamazsa gonadotropinler ile yapılan ovulasyon indüksiyonu şeklindedir. Hatta sonunda tüp bebek uygulamalarına kadar gidilebilir.

Anovulasyon hiperprolaktinemiye ya da hipotroidiye bağlı olarak gelişmişse bu sorunların giderilmesi ile ovulasyon sağlanabilir.

Kronik anovulasyonu olan olguların normal bir over rezervi varsa %90-95 oranında ovulasyon indüksiyonu başarılabilir. Klomifen sitrat ilk seçenek ovulasyon indüksiyonu ajanıdır. 36 yaşından genç, oligomenore (seyrek adet görme) veya amenore (6 aydan uzun aralarla adet görme) durumlarında, normal FSH düzeylerinde kullanılır. Adetin 3-5.günleri arasında başlanır ve 5 gün süreyle kullanılır. 50-100 mg/gün dozunda başlanır. Ultrasonografi ve hormon değerleri ile hastalarda ovulasyon olup olmadığı izlenir. Ovulasyon olduğunda zamanlamalı koitus (cinsel birleşme) önerilir ya da inseminasyon (aşılama) yapılabilir. Ovulasyon çoğu olguda sağlanabilir ancak gebelik olmayabilir. Klomifen sitrat 6 siklusdan fazla kullanılmamalıdır. Yan etkileri sıcak basması, şişkinlik, emosyonel durumda değişiklik veya depresyon, görme bozuklukları olabilir. İlacı kesince geçer. %8 oranında ikiz gebelik oranı söz konusudur.

Klomifen sitrata yanıt vermeyen olgularda ya da klomifene yanıt veren ancak gebe kalamayan olgularda, hipofizer yetmezlik veya hipotalamik yetersizlik olan olgularda gonadotropinlerle ovulasyon indüksiyonu ve beraberinde intrauterin inseminasyon uygulanır. Gonadotropinler HMG (human menopozal gonadotropinler, FSH ve LH içerir), rekombinant FSH, LH şeklindedir. Bu ilaçlar ciltaltı ya da kas içine uygulanan ilaçlardır.

Bu ilaçların dozlarının seçimi hastanın yaşına ve over rezervine göre belirlenmelidir. En önemli yan etkileri overlerin aşırı uyarılması ve çoğul gebeliklerdir. Tedavi alan hastalar çok daha yakın olarak hormon düzeyleri ve ultrasonografi ile izlenmelidir. Başarı oranları 3-4 siklus gonadotropin tedavi sonrası toplam gebelik oranları %45-90 olarak verilmektedir. Çogul gebelik insindansı %25’dir. Bu yöntemlerle gebelik elde edilemez ya da ovulasyon sağlanamaz ise bir sonraki seçenek tüp bebek yöntemidir. Gonadotropinlerle tedaviye 3 veya 4 siklus devam edilmelidir.


İzmir Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!