Kadınlarda doğum sonrası cinsel yaşam
Kadınlarda doğum sonrası cinsel yaşam

Cinsellik doğum öncesi dönemde başlar ve ömür boyu devam eder. Kişinin sadece bedensel değil, duygusal ve düşünsel bütünlüğünü sağlayan, kişilik gelişimi ve sevginin paylaşımını arttıran sağlıklılık halidir. İnsanların inanışları, duyguları ve yaşadıkları toplumun değerleri kişilerin cinsellikle ilgili görüşlerinin olması ve şekillenmesinde büyük rol oynar.

Gebelik, kadının hayatını etkileyen ve birçok anlam içeren önemli bir süreçtir. Çocuk doğurma, anne olma bir kadının en önemli özelliklerinden biridir. Gebelik sürecinde yaşanan fiziksel, sosyal ve psikolojik değişimler kadınların beden ve ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

Doğum sonrası dönem bir kadının hem fiziksel hem de ruhsal olarak en hassas olduğu dönemdir. Hamilelik döneminde kadınların birçoğunda cinsel istekte azalma olur. Bazı durumlarda ise bu isteksizlik doğum sonrasında da devam eder. Bunlara ek olarak vajinal kuruluk ya da cinsel ilişkiden haz alamama gibi problemler de yaşanabilmektedir.

Doğumdan sonra yaşanan hormonal değişimlerin yanı sıra kadının annelik rolüne uyum sağlaması, aileye yeni katılan üyeye alışma süreci ve değişen aile dinamikleri kadının önceliğini oluşturmakta ve cinsellik yaşamını ikinci plana atmasına neden olmaktadır. Ayrıca hamilelik döneminde ve hamilelikten sonra yaşanan stres ve kaygılar kadının cinsel isteğinin azalmasında oldukça etkilidir.

Doğumdan sonra cinsel istekte azalmayı etkileyen faktörler arasında;

İstenmeyen gebelik,

Doğum sonrası yaşanan estetik kaygılar cinsel işlevi etkiler.

Doğum sonrası döneme verilen anlam,

Cinsel yaşamla ilgili katı düşünce yapısı ve cinselliği yanlış anlamlandırma,

Yeni yaşama uyum ve stres faktörleri yer almaktadır.

Cinsel sağlığın geri kazanılması için ise kadının cinsellikten doyum sağlayabileceğini tekrar kabullenmesi gerekir. “ Kutsal Annelik” rolünün kadın için anlamı tartışılmaz. Fakat bireyin kendini kadın olarak sevmesi ve önemsemesi annelik rolünün baskısından kurtulmasına imkân sağlar.

Bu dönemde eşlerin birbirine zaman ayırması, eğer mümkünse, 15 günde bir kendileri için özel bir aktiviteye katılmaları, eşler arasındaki bağın güçlenmesini ve cinsel ilişkiden alınan hazzın artmasını sağlayacaktır.


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!