Üst bacağımızı oluşturan uyluk kemiğinin leğen kemiği ile üst gövdeye bağlanmasını kalça eklemi sağlar. Kıkırdak yüzeyle kaplı bu alan bacaklarımızdaki kaslar ile hareket edebilmemize yardımcı olur.

Kaslardan, tendonlardan ve kıkırdaktan oluşan bu eklemlerimiz zamanla aşınır ya da travma sonrası zarar görür. Ortaya çıkan bu tablo sonucunda genellikle ağrı ve hareket edememe gibi problemlere sıkça rastlanır. Kalça ekleminde oluşan hastalıklar tedavi edilmediği zaman ise eklemler çürüyerek daha fazla ağrı ve yürüme sorunlarına yol açar.

Kalça Kırıkları

Topuz ve soketten oluşan kalça eklemi, uyluk kemiği ile pelvis kemiğinin birleştiği alandır. Uyluk kemiğinin üst kısmında eklem bölgesine yakın yerde oluşan kırıklar kalça kırıkları olarak adlandırılır.

İleri yaş ve kemik erimesine müsait kemik yapısı olan hastalar, kalça kırıkları nedeniyle risk altındadır. İleri yaş hastalarda sıklıkla ev içinde düşme ve denge kaybı, genç hastalar da ise trafik kazası ya da yüksek bir alandan düşme gibi travmalar kalça kırıklarına neden olur.

Hastalar oluşan travma sonrası kalça ve kasık bölgesinde yaşadıkları yoğun şiddetli ağrı ve yürümekte zorluk tablosu ile doktora başvururlar. Kırık oluşması durumunda ayrıca hastalarda ayak dışa dönük kalması, kırık olan bacakta boy kısalığı ve kalça hareketinin ağrılı olması gibi şikayetler yaşarlar.

Kalça kırığı olan hastaların net tanısı röntgen, şüpheli durumlarda ise MR yardımı ile konulur. Teşhisin ardından kırığın tipi, yeri, hastanın yaşı ve günlük yaşantısı dikkate alınarak tedavisi kişiye özel olarak planlanır. Eğer hasta cerrahi tedavi için uygun değilse ya da iç içe geçerek oturmuş kıkırdak yapısı mevcutsa, hastaya yatak istirahati önerilir ve düzenli röntgen filmi ile yakından takip edilir.

Öte yandan cerrahi tedavide de iki ana seçenek vardır. Genç ve kemik kalitesi iyi durumda olan hastalar ile ileri yaşta ancak gün içinde aktif hareketi olan hastalara kalça kırığının çivi ile tespit edilmesi uygulanır. Bu yöntemde hastanın kırık dokusunun iyileştirilmesi esas alınır. Tedavi sonrası kırık kaynayana kadar ameliyat yapılan bacağa ne kadar yük verilebileceği hastaya göre değişebilir.

İleri yaşta olan hastalarda kırık olan kemiğin kaynaması sorunlu olabileceği için eklem protez ameliyatları tercih edilir. Ameliyat sırasında hasarlı olan eklem çıkartılarak yerine yeni yapay bir eklem yerleştirilir.

Ameliyat sonrasında hastalar; erken dönemde ayağa kalkabilir, tam yük vererek yürüyebilir ve kısa sürede hastaneden taburcu olabilirler. Kas zayıflamasını önlemek için de egzersizlere başlayarak, kan sulandırıcı ilaçlar kullanılması gerekir.

Kalça Artroskopisi

Kalça ekleminde oluşabilen pek çok hastalık kapalı cerrahi olarak da adlandırılan Artroskopik cerrahi ile tedavi edilmektedir. Kalça eklem sıkışması, kalça kireçlenmesi, kalça eklemi enfeksiyonu, labrum denilen kıkırdak halkanın yırtıklarında, kalça sıkışma hastalığında artroskopi tedavide yüz güldüren sonuçlara sahiptir.

En derin eklemi olan kalça ekleminin detaylı görebilmek için artroskopik cerrahiye ihtiyaç duyulur. Bu yöntemde hastanın kalça ekleminde açılan bir santimlik kesiden içeri kamera sistemi yerleştirilir. Gerekli duyulan haller dahilinde bir ya da iki ek delik daha açılarak cerrahi aletler içeri sokularak operasyon gerçekleştirilir.

Artroskopik Cerrahinin Avantajları

Açılan kesi diğer cerrahi yöntemlere göre daha ufak olduğu için enfeksiyon oluşma riski daha azdır

Hastaneden taburcu olma süresi daha kısalır

Operasyon sonrası günlük yaşama dönüş daha kısa ve konforludur.

İşlem sırasında sağlıklı çevre dokulara zarar verilmez.

Kalça Kireçlenmesi

Kalça ekleminin topu ve yerleştiği yuva kıkırdak doku ile kaplıdır. Bu doku, eklemin pürüzsüz sürtünmesini sağlayarak, ağrısız ve rahat hareket edebilmemizi sağlar. İlerleyen yaş ve yanlış pozisyona bağlı vücudun kullanılması nedeniyle kalça kemiğindeki kıkırdak ve çevre dokular yıpranarak kalça kireçlenmesini oluşturur. Kireçlenme sorunu yaşayan eklemde, kıkırdak doku azalır ve eklemin sürtünme ve zorluk yaşayarak hareket etmesine neden olur.

Sıklıkla 40 – 45 yaşları arasında görülen kalça kireçlenmesinde, hastalar hareket ederken eklem bölgesinde ağrı, şişlik hissederler. Hareket halinde artan, dinlenme sürecinde azalan ağrı, hastalığın ilerleyen dönemlerinde kronik ağrı tablosu olarak ortaya çıkar. Tutukluk, sertlik ve eklemlerden gelen ses gibi belirtiler hastalığın tedavi edilmediği durumlarda görülür ve tedavi edilmediği takdirde hastada şekil bozukluğu ile birlikte sakatlığın gelişmesine yol açar.

Hastanın rahatsızlığının dinlendiği fiziki muayene de, röntgen tanının konulmasında yeterlidir. Hastalığın erken dönemlerinde medikal tedaviler ile fizik tedavi uygulamaları önerilir. Ancak hastalığın ilerleyen dönemlerinde kalça artroskopisi veya protez uygulamaları gibi cerrahi yöntemlerle iyileşme sağlanır.


İstanbul Ortopedi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!