KALP SAĞLIĞI, KANSERLER VE YEDİ ALTIN KURAL

Almanya Kanserle Mücadele Derneği'nin (DKG) Federal Meclis'e sunduğu Almanya'daki kanser araştırmalarına ilişkin raporunda, aşırı kilonun kanser riskini artırdığı belirtildi. Raporda şişmanlığın, yakın gelecekte kanser ve diğer başka hastalıklardan ölümlerin artmasında önemli bir unsur olacağı vurgulandı.

Uzun süre devam eden gözlemler sonucu araştırmacılar sunduğu raporda, yağlı yiyecek tüketenlerde, az yağlı ürünleri yiyenlere oranla bazı kanser çeşitlerine daha sık rastlandığına dikkat çekiyorlar.

Raporda şişmanlığın, kadınlarda rahim, meme, göğüs, safra kesesi ve kalın bağırsak kanserini tetiklediği bilgisi yer aldı. Özellikle yağlı yiyecek tüketmenin, kalın bağırsak ve prostat kanseri riskini artırdığı kaydedilmektedir.

Alkol, kalorili yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi ile birlikte az hareket etmenin vücuttaki yağ oranını artırdığına dikkat çeken araştırmacılar, günlük yağ tüketiminin toplam enerjinin yüzde 30'nu geçmemesi gerektiğini belirtiliyor.

Raporda, bazı yiyeceklerdeki gizli yağ miktarına dikkat edilmesi gerektiği konusunda da uyarılar var. Raporda, çikolata gibi kakaolu tatlı yiyecekler, süt ve süt ürünleri, et, sosis ve salam gibi gıdalarda bulunan yağların dikkatlerden kaçtığı belirtiliyor.

Diabetologia isimli derginin 2013 Mart sayısında yer alan Sağlık ve Bakım Araştırma EMGO Enstitüsü, Hollanda menşeli Hoorn çalışmasının sonuçlarının yayınlandığı makalede yer alan sonuçlar bu bilgileri teyit eder pek çok veri barındırmaktadır.

20 yıl süreyle takip edilen metabolik sendrom ve şeker hastalarının açlık proinsülin düzeyleri ile kanser oranları arasında doğrudan ilişki olduğu saptanmıştır.

Proinsülin, vücutta kan şekerinin düzenlenmesinin sorumlu insülin hormonunun öncüsü olan bir hormon. Yaş ve cinsiyet için düzeltme yapıldıktan sonra, proinsülin> 16.5 pmol üzerinde olan kişiler, anlamlı olarak daha düşük proinsülin düzeyine sahip bireyler arasında yapılan karşılaştırmada, kansere yakalanma ve ölüm oranları iki kat daha fazla bulunmuştur.

Açık ifade ile açlık proinsülin düzeyleri> 16.5 pmol / l olan kişilerde, 20 yıllık bir süre boyunca kanserden ölüm riski normal popülasyonda iki kat fazladır. Bu bulguların yüksek proinsülin düzeyleri ve kanserden ölüm oranları arasındaki bağımsız bir ilişki olduğunu ispata yeteceği rapor edilmektedir.

İngiltere'nin en çok gurur duyduğu kuruluşlarından birisi olan NHS, National Health Service, (Ulusal Sağlık Hizmeti)'nin yayınladığı “Kanserden Korunma Yolları” hakkındaki raporda; sağlıklı yaşama dair yedi ipucundan söz ediliyor ve bu sayede 'kanser riskininin yarıya indirilebileceğinden bahsediliyor.

Raporda söz edilen “sağlıklı bir yaşam için yedi altın kural”ın kanser ve kalp hastalıklarını önlemeye yardımcı olacağı anlatılırken, aslında kalp hastalığı riskini azaltmak için atılan adımların insanları kanserlere karşı da koruduğu tespit edilmiştir.

Öyle ki; 2010 yılında Amerikan Kalp Derneği (AHA) tarafından hazırlanan bu yedi altın kural, insanların kalp damar hastalıklarından korunmasının ötesinde bir anlam ve misyon da üstlenmiş gibi gözükmektedir.

AHA tarafından önerilen “yedi altın sağlık kuralı” şunlardır:

· Sigara içmemek

· Sağlıklı bir vücut ağırlığına sahip olmak

· Sağlıklı beslenmeye dikkat etmek

· Fiziksel olarak aktif olmak

· Düşük kolesterol düzeylerine sahip olmak

· Sağlıklı kan şekeri düzeyi

· Sağlıklı kan basıncı düzeyi

Bu çalışmada, araştırmacılar kalp damar hastalıkları kadar kanserlerin de; bu yedi faktörden her birinin ideal bir düzeyde bir araya geldiği insanlar arasında daha düşük oranlarda görüldüğünü tespit etmişlerdir.

Örneğin, altı veya daha çok risk faktörü ideal düzeyde seyreden insanlarda kanser riski % 51 düşük bulunmuştur.

Sadece dört risk faktörüne ait değerleri ideal düzeyde olan kişilerde ise kanser riski % 33 oranında azaldığı tespit edilmiştir.

Sorun şu ki; Profesör Jean-Pierre Despres, Uluslararası Kardiyometabolik Risk Değerlendirme Masası Bilimsel Müdürü, çalışmanın sonuçlarının yorumlarken; gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde her 1000 (% 0.1) kişide sadece bir kişinin tüm risk faktörlerine ait değerlerin ideal düzeylerde olduğunu söylemektedir.

Yedi sağlık faktörü ve ideal değerleri şu şekilde tespit edilmiştir:

· Fiziksel aktivite; haftada bir en az 75 dakika şiddetli fiziksel aktivite ya da haftada 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite

· Sağlıklı bir vücut kitle indeksi (VKİ); <25kg/m2 olması,

· Diyet; Sağlıklı bir beslenme rejimi ve yaşam tarzını benimsemiş olmak,

· Kolesterol; total kolesterol düzeyi < 200mg/dl olması,

· Kan basıncı; sistolik <120 mmHg ve diyastolik ≤ 80 mmHg olması,

· Kan şekeri; glikoz açlık seviyeleri <100mg/dl olması,

· Sigara; hiç içmeme veya son 12 ay içinde sigarayı bırakmış olma,

Bu çalışmada; araştırmacılar 13,253 beyaz ve Afrika kökenli Amerikalı katılımcıdan oluşan bir popülasyonda “ateroskleroz” riskine dair bilgileri analiz etmişlerdir.

Katılımcılar, çalışmanın başlangıcında 45 ve 64 yaş arası olan bir grup olarak 17 ila 19 yıl süre ile takip edildiler. Başlangıçta çalışmanın hedefleri arasında kansere ait risk faktörlerinin değerlendirilmesi yoktu. Araştırmacılar, yedi sağlık faktörü ve ilişkili diğer risk faktörlerinin kansere yakalanma riski ile de ilişkili olup olmadığını görmek için çalışmanın perspektifini genişlettiler.

Her katılımcının beslenme alışkanlıkları ve gıda tüketim sıklığı anketler ile değerlendirildi. Fiziksel aktivite de bir anket formu kullanılarak bildirildi ve sigara içme durumları rapor edildi.

Kan örnekleri kolesterol ve glikoz düzeylerini ölçmek için alınmıştır. Katılımcıların kan basıncı, vücut ağırlığı ve boyları da ölçüldü.

Takip sırasında gelişen kanserler ile ilgili bilgiler, kanser kayıtları ve hastane gözetim raporları toplandı.

Çalışmadaki temel sonuçlar nelerdi diye bir göz atıldığında ortaya çıkan sonuçlar oldukça çarpıcıdır.

Çalışmanın başlangıcında katılımcıların;

· % 71.5'i sigara içmiyordu.

· % 33.2 ideal bir BMI vardı.

· % 26.9 İdeal kolesterol düzeyleri vardı.

· % 5,3 ideal bir beslenme tarzı vardı.

· % 37.9 fiziksel aktivite ideal düzeylerde idi.

· % 51.8 kan şekeri ideal düzeylerde idi.

· % 41.6 kan basıncı ideal düzeylerde idi.

Sadece 16 kişinin (tüm katılımcıların% 0.1), yedi sağlık faktörü için ideal değerlere sahip olduğu tespit edildi.

371 kişi ise (% 2.8) yedi sağlık faktöründen hiçbiri için ideal düzeye sahip değildi.

Takipler sırasında, 2.880 kişiye kanseri tanısı konulmuş, katılımcıların başlangıca göre ideal düzeyde olan risk faktörlerinin sayısı arttıkça kanser oranlarının bu grupta azaldığı gözlemlenmiştir.

Yedi faktörden hiçbirisi ideal düzeyde olmayan kişilerle karşılaştırıldığında:
Faktörlerin altı veya yedi tanesi (katılımcıların% 2.7) ideal düzeylerde olanlarda kanser görülme oranının % 51 daha düşük olduğu tespit edilmiştir.

Araştırmacılar, Amerikan Kalp Derneği (fiziksel aktivite, vücut ağırlığı, diyet, kolesterol, kan basıncı, kan şekeri ve sigara) tarafından önerilen yedi faktör ve ideal düzeyleri ile hem kalp sağlığında iyileşme hem de kanser gelişiminde yarı yarıya azalma olduğu sonucuna varmışlardır.
Bu çalışma zaten sağlıklılık parametreleri ve kanser riski arasındaki bilinen ilişkiyi güçlendirmiştir.

Mesaj gayet açıktır…

Sağlıklı ve verimli bir ömür sürmek istiyorsak;

Sağlıklı bir kiloyu korumak, fiziksel olarak aktif kalmak, kolesterol, kan şekeri ve kan basıncı için ideal düzeylerin korunması, sigara içmemek ve ideal bir beslenme ve yaşam tarzını benimsemekten başka çaremiz görünmemektedir.

Prof. Dr. Osman KARAKAYA

Kardiyoloji Uzmanı


İstanbul Kardiyolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!