Kaygı; endişeyle karışık üzüntü, tasa diye tanımlanır kelime anlamı olarak.

Kaygı, bunaltı ya da sıkıntı olarak da adlandırabileceğimiz anksiyete, herkes tarafından zaman zaman yaşanan, insanı birden nefessiz kalmışçasına derin nefes alma ihtiyacına götüren farklı bir duygu, duygular kümesidir. Sanki insanın yüreğine çöreklenen ağır bir kütle vardır, kaldırılamayacak kadar yoğun, tanımlanamayacak kadar tuhaf, içinden çıkılamayacak kadar çaresiz hissettiren.

Bu öyle bir duygudur ki insan tanışmak istemez aslında ama bir anda kendisine yapışmış gibi bulur ve atamaz. Kaygı da olumsuzluk vardır, kötü bir etki, sanki bir şeyler olacak hissi.. Bu his insanı korkuya doğru götüren histir. Bilinmezlik korkusu gibi, tanımlanamayan, her an her saniye neredeyse olmaya yakın gibi ürküten bir durumdur. Korku, dışarıdan gelebilecek kaynağı belli olan gerçek bir tehlike karşısında hem fiziksel tepkilerin açığa çıkması hem de olumsuz duyguların kendini göstermesiyle şekillenir.

Fiziksel tepkilere düşünceler de eşlik eder ve bu tepkiler ve/veya düşünceler daima huzursuz edici niteliktedir. Huzursuzluk insanı gergin, tedirgin yapar. Gerilimin dozunun giderek artışı kaygının dozunu da şekillendirir. Tek bir alana bağlı kaygı olabileceği gibi, bir çok alanı da içine alabilir.

AÇIĞA ÇIKAN TEPKİLER NELERDİR ?

Çarpıntı
Göğüs ağrısı
Ağrı, sızı
Karın ağrısı
İshal
Baş dönmesi
Bayılma hissi
Ürperme
Uyuşma
Yorgunluk
Titreme
Mide bulanması
Ateş basması
Ağız kuruması
Nefes alamama
Sık idrara çıkma veya sıkışma hissi
Her duygu gibi kaygı da kişinin, yaşamını sürdürebilmesi ve yaşamdan doyum alabilmesi için gereklidir.

Öyleyse amaç, kaygıyı tümüyle ortadan kaldırmak değil, kaygıya yenik düşmemek ve yaşanılan kaygıyı belli bir düzeyde tutarak onu kendi yararımız için kullanmaktır. Normal düzeydeki bir kaygı kişiye, istek duyma, karar alma, alınan kararlar doğrultusunda enerji üretme ve bu enerjiyi kullanarak performansını yükseltme açısından yardımcı olur.


Çanakkale Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!