Kekemelik, konuşma esnasında; ses, hece ve sözcük tekrarı, uzatmalar, konuşmaya başlarken ortaya çıkan bloklar şeklinde karakterize bir akıcılık bozukluğu olarak tanımlanır. Kekemelik konuşma esnasında nefes alma, sesleme ve sesletim koordinasyonlarını istemli olarak yönlendirememe sonucu, nöromotor bozulmalar sonucunda ortaya çıkmaktadır.

Bireyin istemsiz olarak sesleri uzatması, konuşurken takılması, ses ve heceleri tekrar etmesi ya da birkaç işlemin beraber ortaya çıktığı durumlar gözlenmektedir.
Kekemelik genellikle psikolojik sorunların sonucunda, korku, kaygı, endişe, travmatik deneyimler, ortaya çıktığı inancı yaygındır. Ancak bilinenin aksine kekemelik, psikolojik bir sorundan öte, bir konuşma bozukluğudur. Kekemeliğin çıkış sebebi nörolojik ve biyolojik temellere dayanmaktadır. Korku ya da travmatik bir deneyimler, kekemeliğin tetiklenmesine sebep olabilmektedir. Kekemeliği kendi başına ele aldığımızda konuşmada ortaya çıkan akıcılık sorunu olarak karşımıza çıkar. Kekemeliğin bireylerde bir takım psikososyal sorunlar yarattığı bilinmektedir.

Dil ve konuşma sorunlarını belirlemek oldukça zordur. Dünya Sağlık Örgütüne göre ortalama yaş grubunun %3,5’inde dil ve konuşma sorunu olduğunu tahmin edilmektedir. Örgün öğretim içerisinde konuşma sorunları yaygındır ve bu süreçte önemli oranda dil ve konuşma sorunlu öğrenci ile karşılaşılmaktadır (Topbaş, Konrot ve Ege, 2002).
Kekemelik en yaygın olarak 2-6 yaş arasında ortaya çıkmaktadır. 3-5 yaş döneminde fark edilmektedir. Nadiren 6 yaşından sonra ortaya çıktığı da gözlenmiştir.
Kekemeliğin tek bir nedeni yoktur. Yapılan araştırma sonuçlarına göre, çocuklukta başlayan tipik kekemelik fizyolojik faktörler barındırmaktadır. Kekemeliği olan bireylerin yaklaşık %50'sinde kanıtlanmış genetik etkiler vardır. Öğrenme ya da alışkanlıklar da kekemelikte önemli rol oynamaktadır. Örneğin kekemeliği olan bireyler, kekelediklerinde kendilerine yardımcı olacağını düşündükleri bazı hareketler (ayak vurma, göz kırpma gibi) yapabilirler.

Konuşma sürecinde normalden farklı hız, ritim gözlenmesi ve ses, hece, sözcük ya da sözcük öbeği tekrarları biçiminde konuşma akışının kesintiye uğramasına akıcılık bozukluğu adı verilir. Tüm bu belirtilere aşırı gerginlik, çabalama davranışları ve ikincil davranışlar eşlik edebilir (ASHA, 2003).

Kekemelik ayrıca; konuşmanın akışındaki anormal derece yüksek sıklıkla ve sürede oluşan duraklamalarla tanımlamıştır. Duraklamalar çoğunlukla şu şekilleri alır:
1. Ses ve hece tekrarı veya tek heceli sözcüklerin tekrarı;
2. Seslerin uzatılması;
3. Hava akışında bloklar veya konuşmada fonasyonlar;

Ayrıca Kekelemeye başlayan çocukların endişe, kaygı, engellenmişlik hissi, utanç, çaresizlik ve korku gibi birçok duygu yaşadığını belirtilmiş, konuşmada yaşadığı güçlükle beraber bu hisler kekeleyen kişinin okul ve sosyal durumlarda kendini sınırlamasına, içe kapanmasına yol açabileceğini öne sürülmüştür.

Kekemelikte konuşmadaki sorunlara ek olarak bir takım davranışlar gözlenebilmektedir. İkincil davranışlar olarak adlandırılan bu davranışlar öğrenilmiş davranışlardır ve kaçma ve kaçınma davranışları olarak gözlenebilmektedir. Kaçma davranışları, konuşmada takılma olduğunda bireyin takılmayı sonlandırıp sözcüğü bitirme çabası ortaya çıktığında gözlenen davranışlardır. Kaçma davranışları arasında göz kırpma, kafa sallama ve “”ııı” gibi fazladan seslerin eklenmesi gösterilebilir.

Kaçınma davranışlarında birey, takılacağını fark ettiğinde ve takıldığında yaşadığı olumsuz deneyimleri hatırladığında öğrenilmekte ve bu davranışları geliştirmektedir. Birey kekemlikten kaçınmak için konuşma başlamadan göz kırpma, ıı, seslerini kullanma gibi durumlar gözlenebilir. Konuşmayı düşündüğü sözcüğü değiştirebilir. Kekemelik engellenmişlik, utanç, endişe, kaygı gibi duyguların yanında, bireyin karşısındakilere düşmanlık duygusu oluşturmasına da sebep olabilmektedir. (Guitar, 2006).

Kekemeliğin Yaygınlığı

Araştırmalara göre bir toplumun yaklaşık olarak %1'i her hangi bir zamanda kekemelik yaşamıştır. Bu veriye bakılarak, Türkiye'de, yaklaşık 700,000 kekemelik vakası olduğu düşünülmektedir.

Kekemelik konuşmanın akıcılığını gözle görülür bir şekilde etkilemesi sonucu, bireylerin iletişimini de olumsuz bir biçimde etkilemektedir. Ayrıca bireylerde; sosyal anksiyete, topluluk önünde konuşma anksiyetesi, içekapanıklık, özsaygı ve özgüvende azalma, konuşmadan kaçınma, öfke sorunları, okul ve işte başarısızlık gibi sorunlara yol açtığı gözlenmiştir.

Tipik olarak çocuklukta başlayan kekemelik, bu dönemde çocuklarının %5'inde gözlenebilir. Çocukluk döneminde görülen kekemeliğin %80'i kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Dolayısıyla 5 çocuktan 4'ü akıcı olarak konuşmaya; %1'i de, kekelemeye devam etmektedir.

Kekemeliğin Düzelmesi İçin Neler Yapmak Gerekir?

Kekemeliğin nadiren kendiliğinden düzeldiği vakalar saptanmıştır. Bazı terapi yaklaşımları kekemeliği uygun çalışma yöntemleriyle kontrol altına almayı hedefler. Kekemelik terapisinde temel amaç konuşmada ortaya çıkan takılma, tekrar, blok ve uzatma işlemlerini kontrol altına alarak, akıcı konuşmayı sağlamaktır. Kekemelik terapisinde; değerlendirme, farkındalık, terapi (uygulama) ve sosyal ortamlarda bireyin terapide edindiği alışkanlıkları uygulaması hedeflenir.

Türkiye'de, kekeleyenler için çok sayıda kısa-dönemli terapi veren ve "iyileşmeyi garanti eden" merkezler bulunmaktadır. Bu merkezlerin çoğunda yeni bir konuşma şekli öğretirler. Bu yeni yollar, akıcılık şekillendirme yönteminin bir türüdür. Bu merkezlerden bazıları iyileşmeyi garantilemektedir. Genel olarak dil ve konuşma terapistleri bu tarz iyileşme garantilerine şüpheyle yaklaşmaktadır. Çünkü pek çok yaklaşım kekemeliği azaltabilir, fakat çok azı aileyle, arkadaşlarla ve çalışma arkadaşlarıyla normal sohbetler etmeyi sağlayacak bir konuşma biçimi öğretebilir. Hatta çok daha azı, kekemelerin, hayatlarının geri kalanında kekemelikleriyle etkili şekilde başa çıkabilmeleri için hayatlarını değiştirmeyi öğretirler.

Çocuklar ve yetişkinler için bireysel veya grup seçenekleri bulunan, dil ve konuşma bozuklukları eğitimi almış uzmanlar tarafından yapılan konuşma terapileri tercih edilmelidir.

KAYNAKÇA
Guitar, B., Stuttering, An Integrated Approach to Its Nature and Treatment, Lippincott Williams&Wilkins.,Baltimore, 14-16,112,117 (2006).
Konrot,A., İletişim, Dil ve Konuşma Bozuklukları, Dil ve Kavram Gelişimi, S.Topbaş (Ed.), Kök Yayıncılık, Ankara,* (2007).
Topbaş, S., Konrot, A., Ege, P., Dil ve Konuşma Terapistliği: Türkiye‟de Gelişmekte Olan Bir Alan, Anadolu Üniversitesi Yayınları, 8 (2002).
Topbaş, S., Konuşma Dilinin Evrim Sürecinde İletişim Dil-Konuşma Bağlantısı, Dil ve Kavram Gelişimi, S. Topbaş (Ed.), Kök Yayıncılık, Ankara,* (2007).
Ahmet KONROT, 2008, Seminer Notları,
Ayşe AVCI ve ark. Klinik Psikiyatri, 2002/5,* Çocuklarda Kekemelik: Karşılaştırmalı Bir İzleme Çalışması
Barış* KORKMAZ ve ark.,2008, 100 Soruda Dil ve Konuşma Bozuklukları
D.A. JABLON.,* Edited by Susan J. BEHRENS and Judith A. PARKER, 2010 Language in the Real World (An Introduction to Linguistic)
Pınar EGE, 2006/7, Özel Eğitim Dergisi, Farklı Engel Gruplarının İletişim Özellikleri ve Öğretmenlere Öneriler



Hatay Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!