Kendi çocukluğumuz neden önemlidir?
Kendi çocukluğumuz neden önemlidir?

Bugünü anlamak için yüzlerce, binlerce yıl önce yaşamış atalarımızı araştırmanın önemi, herkes tarafından kabul edilmiş bir gerçektir. Peki insanlık olarak atamızı merak ettiğimiz kadar insan olarak atamız olan kendi çocukluğumuzu neden merak etmiyoruz?

Biz yetişkinlerin dünyasında çocuk olmak maalesef hâlâ küçümsenmekle eşdeğer görülüyor. “Çocuk gibi olmak, çocuk işte, çocuk aklı, çocukça hareketler, çocukluk” gibi sözleri çok sık kullanıyoruz. Acaba bu davranışın altında kendi çocukluğumuzu küçümsemek yatıyor olabilir mi?

Bebek dünyaya geldikten sonra 3-4 yaşına kadar duygularını sözcüklerle ifade etmeyi tam olarak öğrenemez. Belirli sayıda sözcük öğrenir ancak bu sözcükleri duygularını temsil edecek kadar ifade etme yeteneği henüz yeterince gelişmemiştir. Bu süreçte beynin, duyguların olduğu bölümü daha çok gelişmiştir. Bu nedenle her bebek ya da çocuk, ifade edilememiş oldukça yoğun duygulara sahiptir. Bu duygular yetişkinlikteki kadar sabit değildir. Ebeveyn ve kardeşlere olan duyguları sevgi ve nefret arasında çok sık gidip gelir. Çocuk büyüdükçe ebeveynler ve kardeşlerine karşı olumsuz duyguları bastırır. Zaman içerisinde hatırlamamaya başlar fakat asla tam olarak unutmaz; bunlar bilinçaltında (bilinçdışı) tutulur ve yaşam süresince farkında olmasak da aldığımız kararlara, kişiliğimize, ilişkilerimize büyük oranda etki eder.

Bebek doğduğunda beyin gelişiminin yalnızca %25’i tamamlanmıştır. %75 gibi büyük bir oran, ebeveynleri ile olan ilişki sayesinde tamamlanır ve bu süreç uzun yıllar devam eder. Bu nedenle ebeveynlerimizle ilişkimiz yaşamımızda oldukça büyük bir yer kaplar. Çocukluğumuzda onlardan hem olumlu hem olumsuz birçok şey öğreniriz. Tüm bunlar 6 yaşına kadar devam eder. Özellikle 6 yaşından sonra bu bilgiler bizim ilişki kalıplarımızı ve davranış örüntülerimizi oluşturur ve yaşamımızın sonuna kadar etkisini her an sürdürür.

Çocukluğumuzu düşündüğümüzde aklımıza pek fazla duygu, düşünce ya da hatıra gelmez. Tüm bunlar bilinçdışımızda yer alır ve onlara ulaşmak mümkündür. Psikoterapi ile gerekli olan anılara belirli bir süreç içerisinde ulaşılabilir. Bu sayede çocukluğumuzdaki duygulara ulaşarak bastırmaktan kurtarıp hayatımıza olumsuz etkilerini oldukça azaltabiliriz; ebeveynlerimizden öğrendiğimiz ilişki kalıplarını/davranış örüntülerini inceleyip ilişkilerde yaşadığımız sorunlara farklı bir bakış açısı kazanarak daha sağlıklı ilişkiler kurmayı öğrenebiliriz. Fakat burada amacımız bu konuları araştırırken doğrudan ebeveynlerimizi suçlamak değildir; amacımız herkesin hata yapabileceği düşüncesi ile başkalarını suçlamadan, bilerek ya da bilmeden sergilenmiş davranışların bireydeki etkilerini incelemektir.

Psikoterapi ile böyle bir çalışma yapmak için mutlaka psikolojik bir rahatsızlık yaşıyor olmak gerekmez. Bir hastalık yaşamadan kendisini daha iyi tanımak, yaşamına farklı bir pencereden bakmak, gelecekte daha doyurucu ve arzu ettiği yaşama sahip olmak için psikoterapi desteği alan birçok kişi vardır. Siz de psikoterapi desteği alabilirsiniz. İletişime geçmekten, bilgi almaktan, başvurmaktan çekinmeyin!


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!