Sinüs Pilonidal

Sakral bölge dediğimiz kuyruk sokumu üzerinde görülen bir hastalıktır. O bölgedeki kıl ve tüylerin içeriye doğru uzayarak köklerinden kopması sonucu olusabildigi gibi, dışarıya doğru uzayan kılların sürekli bası sonucu İçeriye doğru dönerek köklerinden ayrılması ve dokunun icinde toplanması ve immun sisteminin (vucut bagisiklik sistemi) bu kıl demetini farketmesi sonucu oluşur. Koklerinden koptuğu için artık canlılığını yitirmiş olan ve yabancı cisim gibi algılanan kıllardan kurtulmak için bağışıklık sistemi iltihap hücrelerini bu bölgeye sevk ederek orada önce iltihaplanmaya daha sonra abseye neden olur. Burada bağışıklık sisteminin amacı kıl demetinin etrafındaki dokuyu abse formasyonu ile zayıflatmak, ve absenin deride açacağı deliklerden kılları vücut dısına atmaktır. Ancak bu çok ağrılı bir durumdur. Özellikle abse oluştuğu zaman kuyruk sokumu üzerindeki ağrı çok şiddetlenir ve dayanılmaz bir hal alır.

Sinüs Pilonidal Tedavisi

Öncelikli olarak iltihap antibiyotik kullanılarak yok edilmeye çalışılır. Eger abse gelişmişse abse bölge lokal olarak uyusturularak ağzı açılır ve içindeki cerahat boşaltılır, sonrasında antibiyotik verilerek yara pansumanlari yapılır. İyileştikten sonra belli bir süre beklemekte yarar vardır. Vücut bağışıklık sistemi eğer bir daha farketmezse hastalık tekrarlamiyabilir, eger tekrar ederse iltihap veya abse anlatıldığı gibi tedavi edilir ve hastaya daha sonra Ameliyat olması gerektiği izah edilir. Abse açıldıktan sonra eger mümkünse yaranın icindeki killar çıkarılmaya çalışılır ve bu girişim yarnın pansumani iyilesinceye kadar surdurulur. Bir sekilde kılların hepsi temizlenirse yara iyileştikten sonramhastalik tekrarlamaz. Ancak killar daha çok yatay tarzda ve dokuya gömük bulundukları için genelde başarılı olma şansı düşüktür. Tedavide o bölgede koterizan (dokuyu kimyasal maddelerle hafifçe yakmak) maddeler kullanarak uygulanan bazı tedavilerden de iyi netice alındığı bildirilmistir.

Kıl Dönmesi Ameliyatı

Ameliyat da amac kılların bulunduğu bölgenin tamamen sağlıklı dokuya ulaşılacak sekilde çıkarılmalısıdır. Daha çok bele yapılan bir iğne ile (spinal anestezi) veya bölgenin lokal olarak uyusturulmasi ile müdahale edilir. Sinüs pilonidal'in açık olan ağzından içeriye doğru mavi boya (gıda boyası) verilir ve bir süre boyanın hastalıklı dokunun her yerine yayılması beklenir. Daha sonra maviye boyanmış hastalıklı doku tamamen çıkacak sekilde sağlıklı kısımlardan kesilerek kıllar ve çevre hastalıklı doku çıkarılır. Bundan sonrası cerrahin tecrübesi ve seçimine bağlıdır. Bazı cerrahlar yaranın ağzını hafifçe içeriye doğru çevirerek yarayı açık bırakır ve iyileşmenin tabandan yukarıya doğru olmasini tercih eder. Bazi cerrahlar yarayı araya birkaç lastik dren koyarak kapatırlar. Bazı cerrahlar ameliyat sahasını kaldırarak Z Plasti denilen bir cerrahi girişimini tercih eder.

Farklı cerrahi girişimlerin olmasının nedeni bu hastalığın ameliyat sonrasin nüks etme (tekrarlama) oranının yüksek olmasından kaynaklanmaktadır. Bu kadar geniş yapılan bir ameliyattan sonra hastalığın nuksetmesini izah etmek oldukça güç, nedenlerini sıralıycak olursam; Omurganın içindeki omurilik sıvısının bazı durumlarda omurilik dışına sızarsak bu bölgeye aktığı ve nuks oranının yüksek olmasının nedeninin bu sızıntı olduğunun belirtilmesi, bazı durumlarda buradaki iltihabın geriye doğru omurilik sıvısına kalabileceğinin gösterilmesi durumun ciddiyetini artırmaktadır.

Bir kez ameliyat olduktan sonra bir daha nuks etmeyen vakalar olduğu gibi, çok sayıda ameliyat olan hastaların varlığı bu hastalığın tedavisinin sıkıntılı bir duruma sokmaktadır. Bu nedenle kişisel tercihim ameliyata gitmeden yara tedavisi ile ve kılların alınabilmesi ile bir süre uğraşılması gerektiği bunun ısrarla sürdürülmesi gerektiği ve sonuc alınamazsa ameliyat kararının verilmesi gerektigi yonundedir.


İzmir Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!