Kıl dönmesi ya da doğru terminolojiyle pilonidal hastalık, çoğunlukla kuyruk sokumunda kılların mikrotravması ile başlayan… inatçı abseleşmeler ve akıntıyla seyreden kronik iltihabi bir hastalık olarak biliniyor. Tedavi stratejisinin ezbere değil, hastalığın yaygınlığına göre kararlaştırılması gerekiyor. Kadınlar gibi nadiren hastalık gelişen vakalarda veya hastalığın henüz çok dallanıp budaklanmadığı hastalarda bazı lokal bakımlarla ameliyatsız sorunu çözmek mümkün. Lokal bakımlar yani zeytinyağlı sabunlar, duşlar, bu bölgenin kıllardan arındırılması, lazer epilasyon hastalığın yaygınlaşmasını ya da tekrar etmesini önleyebiliyor. Hastada delikler mevcut ama hiç şikayeti yok ise lokal bakımlar çok etkili oluyor. Sınırlı akıntılı lezyonların varlığında lokal bakımlara yanıt alınamıyorsa kristalize fenol tedavisi ustaca uygulandığında sorun çözülebiliyor. Hastanın hastanede kalmasını gerektirmeyen, işe ve normal yaşantısına hemen dönülebilen bir yöntem olan kristalize fenol tedavisi ile hastalarımızın %85-90'ında başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Yaygınlık nedeniyle ameliyat kaçınılmaz ise de bunun bazı incelikleri var ve flap yöntemlerinin doğru teknikle uygulanmaları gerekiyor. Bu hastalığın tedavisinde dünyadaki en büyük vaka serisine bizim sahip olduğumuzu biliyorsunuz. Flap cerrahisinin kozmetik sonuçları hakkında da duyarlı olunması gerekiyor. Öncelikle değerlendirilmeniz ve doğru stratejinin belirlenmesi önemli.

Kıl dönmesi (Pilonidal Sinüs) ameliyatsız tedavisi mümkün müdür?

Kıl dönmesi/pilonidal sinus hastalığının mümkün olan her vakada ameliyatsız tedavi edilmesine gayret etmek gerekir…. çünkü en önemli sorunlar ne yazık ki cerrahi tedaviye bağlı gelişebilmektedir/uygunsuz ameliyatlar, inatçı nüksler ve iyileşmeyen yaralarla basit bir hastalığı bir kabusa çevirebilmektedir. Çok yeni, küçük, orta hatta 1-2 sinusle karakterli kısıtlı vakalarda sadece epilasyon ve lokal bakımla/banyolarla bir kısım vaka gerileyebilmektedir. Biraz daha yaygın/derin olduğunda kılların temizlenmesi/pit eksizyonu/sinüslerin lokal anesteziyle çıkarılması ya da kristalize fenol uygulaması düşünülebilir ki bunlar ayaktan, kısa, ağrısız işlemlerdir.. İki unsura dikkat edilmesi doğru olur… birincisi bu işlemlerin bu alanda deneyimli hekimler tarafından doğru uygulanması gerekir... ikincisi de tedavi sonrası ayda ya da iki ayda bir kıl dökücü kremlerle bu bölgenin epilasyonunu, hergün duş alınması, tercihen zeytinyağlı doğal sabunlarla kuyruk sokumunun da sabunlanması, bol suyla iyice durulanması ve iyice kurulanması gibi koruyucu ilkelere uyulması başarı açısından önemlidir. Özellikle kristalize fenol uygulaması, doğru yapıldığında, çok yüksek başarı elde edilebilen kısa, zararsız bir yöntemdir.


Ankara Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!