Beslenme, insanın büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşayabilmesi için gerekli olan besin öğelerinin yeterli ve dengeli miktarda alınıp vücutta kullanılmasıdır. Beslenme ile yaşam şekli arasında kurulan bağlantıyı destekleyen çalışmalar, beklenen yaşam süresinin dünyada artması ile daha sağlıklı yaşlanma ve bu süreçte üreme fonksiyonlarının devamlılığının ön plana çıkmasını sağlamıştır.

Kısırlık ile beslenme arasındaki ilişkiyi netleştirmek için beslenme kontrol listesinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kontrol listesinde;

- Çok zayıf veya şişman olmak,

- Yemek yeme davranış bozukluğuna sahip olmak,

- Vejetaryan olmak

- Besin gruplarından en az birini beslenmenizden çıkarmak,

- Aşırı egzersiz yapmak,

- Öğün atlamak,

- Çok fazla stresli bir hayata sahip olmak,

- Popüler diyetleri sık uygulamak, hızlı bir şekilde kilo verip almak gibi etkenler mevcuttur.

Kısır bireylerin beslenme alışkanlıkları değerlendirildiğinde; vejeteryan olmak, çok düşük yağlı ve kolesterollü beslenmek, sebze ve meyvelerden kısıtlı beslenmek, kahvaltı öğününü atlamak, çok hızlı yemek yeme davranışına sahip olmak, kesinlikle hiç yağ tüketmemek, kırmızı et tüketmemek, süt tüketmemek, balık ve deniz ürünlerini tüketmemek, yumurtayı beslenmede bulundurmamak, buğday ve ürünlerini kesinlikle tüketmemek yer almaktadır.

Aynı zamanda çok fazla yemek yemek, hareket etmemek, yağlı ve şekerli gıdaları çok tüketmek sperm ve yumurta kalitesini ciddi oranda azaltarak, bireylerin kısırlık sorunuyla yüzleşmelerine sebep olabilir.

Son zamanlarda yapılan çalışmalar; bol miktarda sebze, meyve ve baklagil tüketen, bununla beraber folik asit içeren multivitamin haplar yardımı ile demir desteği alan kadınlarda, hamile kalma oranında artış olduğunu göstermektedir. Margarin ve yağların kızartılması sonucu meydana gelen trans yağların tüketimi insülin hormununda işlev bozukluğu yaptığı için yumurtlamanın meydana gelmesine engel olup, kısırlığa sebep olmaktadır.

Beslenme bozuklukları kısırlıkta kadınları etkiledği gibi erkekleri de etkilemektedir.Yağlı yiyeceklerin çok fazla tüketilmesi erkeklerde sperm sayısı ve kalitesi üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir.Buna karşın omega 3 içerikli balık yağı, ceviz, keten tohumu gibi besinlerin, sperm hareketliliği, şekli ve boyutu açısından yararları vardır.

Egzersiz, insüline duyarlılığı artırarak ovaryan fonksiyonunu ve gebe kalma şansını arttırmaktadır. Obez kısır kadınlarda yapılan bir çalışmada , kilo vermenin, fiziksel zindeliği geliştirmenin ve psikolojik iyi olma halinin ovulasyon ve gebelik oranlarını artırdığı belirlenmiştir. Orta seviyedeki egzersiz ve iyi ayarlanmış bir diyet tüketiminin fertiliteyi olumlu düzeyde etkilediği belirlenmiştir. Yine çeşitli çalışmalarda çinko eksikliğinin sperm oluşumunu olumsuz etkilediğine dair bulgular bulunmaktadır.

Kısırlığın diğer bir nedeni de hormonlu ve GDO içeren gıdalardır. Hormonlu gıdalardaki östrojen hormonu, erkeklerde meme büyümesine, cinsel güç kaybına, kadınlarda da yumurtlamanın baskılanmasına neden olmaktadır.

Koyu sarı ve turuncu renkteki sebze ve meyvelerin aşırı tüketimi adette düzensizliğe, kalitesiz yumurta üretimine neden olmaktadır.

Alkol alımı, erkeklerde testislerde toksik etki yaratmaktadır. Ereksiyon kaybı, sperm sayısı ve kalitesinde azalma gözlenecek en önemli sorunlardandır.

Günde 500 mg ın üzerinde alınan kafein ( 4 fincandan fazla kahve ) kadınlarda östrojen düzeyinde azalmaya ve böylece yumurtanın kalitesizliğine daha da önemlisi yumurtlamamaya neden olmaktadır.

Sigara kullanımı ile erkeklerde sperm üretiminde azalma, kadında yumurtanın kalitesinde ciddi hasarlar meydana gelmektedir.

Ek olarak da diyetle alınan düşük miktarda demir, çinko, B12 vitamini ve düşük kalite prtotein kaynakları kısırlıkmiçin zemin hazırlamaktadır.

DYT NİHAL ÖZDEMİR


Adana Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!