Son aylarda bütün dünya Koronavirüs etkisi altında. Süreçle mücadelede alınan en büyük tedbir mümkün olduğunca evde kalmak. Hayatımızın rutin akışını sekteye uğratmış olması, yetişkinler kadar çocukların da ruh sağlığını etkiliyor. Bu süreç çocuklarda korku, kaygı ve merak duyguları oluşturuyor. Süreci çocuklarımıza aktarırken özenli davranmaya dikkat edilmeli.

Gündemi takip etmek adına evlerimizde televizyon kanalları devamlı açık. Biz farkında olmasak da çocuklar haberlere kulak misafiri oluyor. Bu haberler onları endişelendirmekte, korkutmakta ve meraklandırmaktadır.

Çocuklara bu süreçte destek olabilmenin ilk şartı kendimizi iyi hissetmemizdir. Bunu başarmak için anormal kaygı ve korkularımızdan mümkün olduğu kadar arınmamız ve kontrollü davranmamız gerekiyor. Doğal olarak virüsle ilgili gelişmeleri merak ediyor ve haberleri takip ediyoruz. Bunu yaparken güvenilir haber kaynaklarını tercih etmek önemli. Alanında uzman kişilerin paylaşımları takip edilmeli ve verdikleri bilgilere itibar edilmeli. Böylece bilgi kirliliğinin önüne geçebilir ve hem kendimizi hem de çocuklarımızı asılsız haberlerden korumuş oluruz.

O halde,güvenilir kaynakları tercih ediyoruz.

Haber Takip Süreci

Diğer yandan, gün boyu haber kanallarını takip etmek de doğru bir davranış olmaz. Gelişmelerden her dakika haberdar olmak durumu düzeltmemekle birlikte devamlı olumsuz bilgi alıyor olmak bizleri endişelendirecek ve üzecektir. Bu durum çocuklar için de geçerli. Diyelim ki bir haber kanalı açık ve çocuğunuz yanınızda oyun oynuyor. Ancak bir yandan da haberleri duyabiliyor ve merak ettiği için de kulak kesiliyor. Sürekli ve bu kadar yoğun şekilde aynı sıra dışı bir konuya maruz kalmak onları da korkutacak ve yoracaktır.

Gün boyu haber izlemek yerine belirlediğimiz bir saatte haber almaya özen gösterelim.

Evde konuşulanları tam kavrayamayacak yaşta iseler, durumun ne olduğunu tam olarak anlayamazlar. Bu sebeple akıllarında bir belirsizlik oluşmaya başlar. Belirsizlik hali çocukları telaşlandırır.

Herkes gibi çocuklar da güvende olduğunu bilmek ve her şeyin kontrol altında olduğundan emin olmak isterler. Bir müddet okula gidemeyeceklerini veya dışarda oynayamayacaklarını biliyorlar ancak neden böyle olduğunu tam kavrayamıyorlar.

Hayatları bir anda nasıl böyle değişti? Bunun sebebi neydi?Buna benzer birçok soruları olabilir.Bu noktada çocuklarımızı dinlemek ve onların soruları karşısında dürüst davranmak gerekir.Stresli olduklarında ve kafaları karıştığında çocuklar konuşmak ister. Eğer sordukları sorulara verecek bir cevabımız yoksa, bunun cevabını bilmediğimizi ancak en kısa zamanda bunun cevabını öğrenerek ona söyleyeceğimizi belirtebiliriz. Bilmiyorum diyerek geçiştirmek veya çocuğu duymazdan gelmek doğru olmayacaktır. Eğer böyle yaparsak merak duygusu ve korkusu artacak, aynı zamanda geçiştirildiğini düşünecek ve kendini değersiz hissedecektir. Korkuları artar, demek ki benden saklayacakları kadar önemli bir durum var diye düşünebilirler.

Soruların Cevaplanması

Onların sorularını dürüstçe cevaplayalım.

Cevaplarımız kısa, basit, somut olmalı.Detaylı anlatmak kafalarını daha çok karıştırabilir. Sadece sorduklarını cevaplamak ve ek bilgi vermemek önemlidir. Böylece merakları sağlıklı bir şekilde giderilmiş olur.

Ek bilgi vermekten kaçınalım ve onlar sormadıkça bir şeyler anlatmayalım.

Çocuklar gözlem yapmakta başarılıdır. Haberlerden duyduklarımız karşısında verdiğimiz tepkiler çocukları şaşırtabilir, kaygılandırabilir.

Biz her ne kadar çocukların durumdan çok haberdar olmadığını düşünsek de onlar aslında her şeyin farkında. Çoğu kez anne babalar kendi aralarında konuştukları bir şey için, ‘Nasıl olduysa duymuş, biz oyun oynuyor sanıyorduk. Meğer bizi izliyormuş, dinliyormuş.’ der.

Büyükler çocukların rol modelidir. Çocuklar ayna gibidir, neyi görürseler onu yansıtırlar. Bizler en çok model alarak öğreniriz. Eğer çocukların yanında endişeli, korku dolu, güvensiz tepkiler verirsek çocuklar da endişelenmekte ne kadar haklı olduklarını düşünür ve aynı şekilde tepki vermeye başlarlar. Kaygımızı kontrol altında tutmalı ve onlara doğru örnek olmalıyız.Tepkilerimizi kontrol edelim.

Böylelikle onlar da doğru davranışları öğrenebilir ve sergileyebilir. Yapıcı davranışlarımızı örnek almalarını sağlayalım.

Çocuklar okula gitmiyor, parkta oynayamıyor, arkadaşlarıyla görüşemiyorlar. Neden böyle olduğunu ve bu durumun ne zamana kadar devam edeceğini bilmek istiyorlar.

Bir süre arkadaşlarından uzakta kalmaları gerektiğini ya da dışarı çıkamayacaklarını söylüyoruz. Öncelikle onları anladığımızı, okula gitmek istediklerini, arkadaşlarını özlediklerinin farkında olduğumuzu belirtmeliyiz. Onların bu kafa karışıklığına ve duygularına saygı duymalı ve sabırla onları dinlemeliyiz.

Çocuklara açıklama yaparken bunu sebepleriyle birlikte anlatmak gerekir. Yoksa ikna olmazlar ve ikna olana dek farklı sorular sorarlar. Hijyen kurallarını anlatarak okula neden gidemediklerini ve evde kalmak zorunda olduklarını söyleyebiliriz. Biz de bilemediğimiz için bu sürecin ne zaman tamamen sona ereceğini bilmediğimizi onlara açıkça söyleyebiliriz.

Ancak çocuklara açıklama yaptıktan sonra kısıtlanan aktivitelerin yerine yenilerini koymalıyız. Onları mahrum bıraktığımız her şeyin yerine bir alternatif geliştirilmelidir. Yani, okula gidemeseler dahi evde olduğumuz süre boyunca ev ortamına oynanabilecek oyun veya etkinlikleri yapmalı ve kaliteli zaman geçirmeyi bilmemiz gerekir.

Bir B planımız olsun ve alternatif aktiviteler üretelim.

Evde konuşulan konu onlara yabancı olduğundan şaşkınlar, okula gidemedikleri ve arkadaşlarını göremedikleri için üzgünler, evde kalmak ve dışarda oynamalarına izin verilmediği için öfkeliler.

Ev İçi Etkinlikler

Bu süreçte çocukların duygu ve davranışlarında değişiklikler gözlemlemek mümkün. Öncelikle bunu bilmek ve endişelenmemek gerekiyor. Her fırsatta onları anladığımızı hissettirmeliyiz. Yaşadıkları bu karmaşanın geçici olduğunu ve hep böyle olmayacağını bilmeleri gerekiyor. Duygular sürekli değildir ve değişir. Ve hastalık sona erecek, eski hayatlarımızı döneceğiz. Örnek verebiliriz, ‘Hani geçen ay burnun çok akmıştı ve ateşin çıkmıştı okula gidememiştin, ama sonra dinlendin ve iyileştin, yani geçti. İşte bu da böyle geçip gidecek. Sen de okuluna döneceksin.’

Bu noktada yetişkinler olarak bilmemiz gereken şey, duygularımızın düşüncelerle şekil değiştirmesidir. Yani, bizler yaşadıklarımıza yüklediğimiz anlamlara göre hissederiz. Zor bir süreçten geçiyoruz ancak bunu bir fırsata dönüştürmek yine bizim elimizde. Hep vakit bulamadığımızdan yakınırız. Zaman bulamayıp kitap okuyamadığımızı söyleriz. Şimdi ise kitap okuyacak bolca zamanımız oldu. Yani eğer bu evde olma sürecini evlere hapsolduk ve hayatlarımız değişti diye düşünüp üzülmek yerine, hep isteyip de zaman bulup yapamadıklarımızı yapacak bir fırsat bulduğumuzu düşünerek mutlu olabiliriz. Yani bardağın dolu tarafını görmeliyiz. İşte bu durum çocuklar için de geçerli. Dışarda olamasalar bile evde yapabilecekleri birçok farklı aktiviteyle canları sıkılmadan eğlenceli vakit geçirmelerine yardımcı olabiliriz. Birlikte oyun oynayacak daha çok zamanımız var farkında mısın? diyelim.

Hasta olmaktan endişe duyuyor olabilirler.

Hasta olmaktan endişe duyuyor olabilirler. Bu çok normal. Eğer hasta olursa onlara ne olacağını merak edip korkabilirler. Böyle bir durum olursa, çocukların yetişkinlerden daha az hastalandığını ve bu virüsü yetişkinlerden daha kolay yendiklerini söyleyebiliriz. Doktorların bizleri iyileştirmek için daima hastanede olduklarını söyleyebiliriz. Yaşları biraz büyükse, tedavi süreci hakkında bilgi verebiliriz. Uygun ilaç veya aşı çalışmalarının devam ettiğini paylaşabiliriz.

Merak içindeler ve neler olup bittiğini bilmek istiyorlar.

‘Koronavirüs yaramaz bir mikrop. Ancak çocuklar onu yetişkinlerden daha kolay yeniyor. Eğer bu yaramaz mikrop bize bulaşırsa bizi iyileştirmek için doktor ve hemşireler hep hastanedeler. Bir süre evlerimizde zaman geçireceğiz. Ve bunu bütün çocuklar ve anne babalar yapacak, yani arkadaşların da senin gibi evde olacaklar. Bunun ne kadar süreceğini ben de bilmiyorum. Ama evde olduğumuz süre boyunca bazı kurallarımız olacak. Mesela ellerimizi daha sık yıkayacağız. Başka insanlara çok yaklaşmayacak, sarılmayacak ve onları öpmeyeceğiz. Çünkü koronavirüs ellerimizde gezmeyi çok seviyor ve ellerimiz birbirine değerse bir başkasına bulaşabilir. Bu yüzden artık birbirimize dokunmadan sarılacağız, buna kelebek kucaklaşması diyoruz. Evet arkadaşlarını ve okulunu özlediğini biliyorum. Ama ne var biliyor musun, evde keyifli zaman geçirebiliriz. Birlikte daha çok zaman geçirebiliriz. Evde birlikte neler yapabiliriz bunları bir düşünelim. Ayrıca arkadaşlarını veya kuzenlerini özlediğinde onlarla telefonla görüşebilirsin. Birbirimizle görüşebiliriz, sadece bir süre bunu telefon üzerinden yapmalıyız. Böylece hem kendini hem de sevdiklerini, yani arkadaşlarını, anne babanı korumuş olacaksın. Böylece evimizin kahramanlarından biri sen olacaksın.’

Benzer bir açıklama çocuklarımın ihtiyaçlarına göre değiştirilebilir ve sorularını cevaplayabilir. Sadece soruları cevaplandırmalı ve detaylardan kaçınmalıyız.

Artık hayatları eskisi gibi değil. Peki ya görev ve sorumlulukları ne olacak? Bunu da merak ediyorlar.

Okullar kapalı. Uzaktan eğitim yapılıyor. Öncelikle velilerin bu süreci bir tatil gibi düşünmemeleri gerekiyor. Eğitim uzaktan yapılması yüz yüze eğitim gibi olmayacaktır ve bu durum öğrencilerde rahatlık oluşturabilir. Ancak aynı okula gidiyormuş gibi öğrenciler sorumluluklarını bilmeli ve ders saatlerine uyulmalıdır. Bunun dışında uyku saatleri eskisi gibi düzenli olmalıdır. Haftalık bir program oluşturmak doğru olur. Telefon, tablet, bilgisayar kullanımı sınırlı olmalıdır. Rutinin evde devam etmesine özenle dikkat edilmelidir. Ev içi sorumlulukları devam etmelidir. Oda toplama, ev iç yardımda bulunma gibi eskiden yapılan her şey aksatılmadan devam etmelidir.

Aileleriyle birlikte olan çocuklar var. Ancak sağlık çalışanlarının çocukları anne veya babadan uzak kalmak durumunda. Bu ayrılık durumu çocuklarda korku, öfke, üzüntü gibi duygulara yol açabilir. Bu ayrılık süreci nasıl yönetilmeli?

Böyle bir durumda çocuklar tek başlarına kaldıkları için yalnızlık duygusu hissedebilir. Alt ıslatma, bebeksi konuşma, yemek yemeyi reddetme gibi problem ortaya çıkabilir. Dikkat ve odaklanmada sorunlar görülebilir. Uyku problemleri yaşanabilir. Kaygı durumlarında gözlediğimiz fiziksel şikayetler olabilir; karın ağrısı gibi.

Ayrılıkla baş etmek için ilk olarak çocuklar süreç hakkında bilgilendirilmeli. Onlar da bizler gibi belirsizlikten tedirgin olurlar. Eğer nasıl bir durumla karşı karşıya olduklarını bilirseler belirsizlik ortadan kalkar. Neden onlardan ayrı olmak zorunda olduğumuz anlatılmalı. Geçiştirmek veya onlardan habersiz evden çıkmak doğru olmaz. Anne babalarından ayrı kalmaları onlara ne hissettiriyorsa bunu onlardan dinlemeliyiz. Mümkün olduğunca çocuklarda iletişim kurulmalı. Örneğin, uyumadan önce sizinle telefonda görüşebilirler. İstedikleri zaman sizinle veya size ulaşamadıklarında yakın bir akrabalarını arayabileceklerini bilmeleri onlara iyi hissettirecektir. Yalnız ve çaresiz olmadıklarını deneyimlemeliler.

Güven Hissi Vermek

Bu süreçte çocukların güvende hissetmeleri önemlidir.

Güvende hissedebilmek için hayatımızın düzenli bir şekilde devam ettiğinden emin olmak gerekir. Yani her gün yaptıklarımız, sosyal hayatımız, kişisel ihtiyaçlarımızı karşılama gibi rutinimizi oluşturan süreçlerin aynı şekilde tekrarlandığını bilmek bizler için rahatlatıcıdır. Ancak elimizde olmayan birtakım beklenmeyen olaylar rutinimizin işleyişini sekteye uğratabilir. Çocukların rutini değişmiş durumda. Bu durumda ev içinde bir rutin oluşturmak iyi olacaktır. Uyku, beslenme saati ve düzeni, etkinlik saatleri, aile ile geçirilen süre bir program dahilinde olursa çocukların zihnindeki belirsizlik dağılacak ve gün içinde sürprizlerle karşılaşmayarak bunlarla başetmek zorunda kalmayacaklar. Hayatları üzerinde kontrolün hala kendilerinde olduğunu bilmek onları rahatlatacaktır.

Yaş gruplarına göre çocukların farklı talep ve tepkileri olabilir. Yaşlarına uygun olarak çocuklara ne şekilde yaklaşmalıdır ve onlarla ne tür etkinlikler yapabiliriz?

Her çocuktan aynı şekilde tepki vermesini veya her yaştan çocuğun aynı şekilde davranmasını beklememeliyiz. Her çocuk kendi içinde değerlendirilmeli.

Aileler korkutucu, üzücü, stres yüklü yaşantıları konuşmanın çocuklarına daha fazla zarar vereceğini düşünürler. Ancak bu durumları ifade ettikçe ve dışa vurdukça onların üzerimizdeki olumsuz etkisi hafifler.

Okul öncesi çocuklarla etkinlik yapmak istiyorsak onların duygularını açığa çıkarmaları için resimler yapılabilir. Evinin resmini yapabilir, en mutlu olduğu zamanı çizebilir, onu en üzen olayı resmedebilir. Bu şekilde çocuklar duygularının farkında olabilir ve duyguları açığa vurmuş olmak onları rahatlatır.

Okula giden çocuklarla çalışırken onlardan duygularına yönelik bir hikaye anlatmasını, evde olmakla ilgili düşündüklerini yazmasını önerebiliriz. Böylelikle duygularını deneyimleyerek rahatlamış hissederler.

Çocuklar kendileri hakkında olduğu kadar büyükleri ile ilgili de endişe içinde olabilir. Anne babalarının hasta olacağını düşünebilirler. Bu konuda neler yapmalıyız?

Anlarını tazeleyebilirler. Büyükleriyle geçirmiş oldukları zamanı resimleştirebilir, hatıraları hakkında konuşabilirler. İstedikleri zaman onlarla iletişime geçebileceklerini bilmeliler.


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!