Aşağıdaki yazı, ödül-ceza sisteminin sıkıntılarını dile getirmek amacıyla yazılmış kısa bir öyküdür.

“Takdir Belgesini alınca babam benim telefonumu yenileyecek” dedi çocuk arkadaşına. Arkadaşı da “ben de üniversiteyi kazanırsam, ilk günden okula arabayla gideceğim” dedi. Öğretmen bu konuşmayı duyunca şaşırdı, sonra öfke hissetti annelerine ve babalarına. Nasıl da çocukları böyle maddeye bağlıyorlar, nasıl da koşullu olmuş her şey diye düşünerek öğretmenler odasına gitti öfke ve üzüntü karışımı bir duyguyla. Odaya girdiğinde performansı yüksek olan öğretmenlere ek ücret ödenme kararı alınmış, o tartışılıyordu öğretmenler arasında. Hemen kendini sorguladı, performansını gözden geçirdi. Daha fazla performans gösterebilmek için okula daha erken gelip daha geç çıkabileceğini, öğle tatillerinde çocuklara ayrıca ders anlatabileceğini, gösteriler düzenleyebileceğini ve böylece de performansını artırıp artıramayacağını hesapladı. Böylece biraz daha kazanabilirdi, gerçi zaten şu haliyle bile çok yoruluyordu ama yine de biraz daha kazanabilmek için katlanması gerektiğine karar verdi. Eve giderken otobüste kendisine yer vermeyen genç bir kıza alenen suratını astı. Bir arkasındaki kız yer verince ona içten bir gülümsemeyle karşılık verdi. Hiç düşünmedi yer vermemesi için geçerli bir nedeni olup olmadığını. Yine hiç düşünmedi diğer kız yer verirken gerçekten istedi de mi verdi yoksa o üstündeki “yer verme baskısı”ndan kurtulmak için mi verdi? Kendisine göre karşısındaki yanlış bir şey yaptığında (yer vermediğinde) suratını asarak cezalandırmış, diğeri iyi bir şey yaptığı için gülümseyerek kızı ödüllendirmişti, bunun da farkında değildi. Eve gitti yedi yaşındaki kızını çok özlemişti. Eve girince kızını öpmek için sabırsızlanıyordu. Eve girdi hemen sarılmak için kızına kollarını açtı ama kızı heyecanla bir oyuncağı ile oynadığı için gelmek istemedi, kadının suratı düştü, bozuldu. O zaman ben de sana çantamdakini vermeyeceğim dedi muzipçe. Kız hemen o sırada ilgilendiği oyuncağını bırakıp annesine sarıldı, hızlıca onu öptü ve çantasından çıkacak şeyi bekledi. Kadın amacına ulaşmıştı hem de karşılığında bir ödülle. Ama kızının o anki duygusunu göremediğini fark etmedi. Akşam oldu eşi geldi. Beraber yemeğe oturdular. Küçük kız gelmek istemedi. Babası hemen ‘eğer sofraya gelmezsen çikolatanı yiyemezsin’ dedi, kız istemeyerek sofraya oturdu. Konuşurlarken kadın kızına ödevini yapıp yapmadığını sordu. Yapmamıştı. ‘ödevini bitirmeden yarın sevdiğin çizgi filmi izleyemezsin’ dedi çok normal bir şekilde. Akşam otururlarken kadın kocasına o gün öğrencilerinden duyduklarını anlattı ve ekledi ‘nasıl bu hale geliyorlar anlamıyorum ki, biz böyle olmayalım kesinlikle’ dedi. Kocası da şaşırdı, ‘biz böyle yapmayacağız’ dedi. O sırada kızları yanlarında yarınki çizgi filmi izlemek için harıl harıl ödev yapıyor bir yandan da yemeğe oturduğu için ödül verilen çikolatasını yiyordu.


Ankara Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!