Laparoskopik tüp bağlanması
Laparoskopik tüp bağlanması

"laparoskopi" ile göbekten girilerek kordonların iki taraflı olarak bağlanması işlemidir. Halk arasında "kansız ameliyat" olarak da bilinen bu yöntemde ameliyat sonrası ağrı daha azdır ve çoğunlukla hastanede yatmayı gerektirmez.

Kadınlarda yumurta, yumurtalıklarda meydana gelir ve tüplerden (yumurta kanallarından) geçerek rahime ulaşır. Laparoskopi yöntemi ile yumurta kanalları bağlanınca, yumurta rahime geçemez ve rahim içinde erkek tohum hücresi (sperm) olsa dahi gebelik mümkün olmaz.

Bu yöntemde etkinlik %100' e yakındır. Çok az bir oranda tüplerin tekrar açılabilmesi ve gebelik ihtimali akılda tutulmalıdır. Operasyon tekniği başarı oranı ile ilişkilidir.

Adet bitimini takiben gebe olunmadığından emin olunarak uygulanır. Kısa süren küçük bir operasyondur. Aynı gün veya hastanın durumuna göre 1 gün sonrası da taburcu edilerek bir ay sonra kontrole çağrılır.

Her cerrahi girişim gibi bu operasyonlar da bazı riskler taşır. Enfeksiyon, komşu organ zedelenmesi ve anestezi riskleri göz önünde bulundurulmalıdır. Dikkatli bir operasyon tekniği kullanıldığında bu olasılık çok düşüktür.

Operasyonda sırtüstü yatırılan hastaya anestezi uygulandıktan sonra göbek deliğinin 1 cm altından 1 cm'lik bir kesi açılır. Karın içerisine karbondioksit gazı akımını sağlayacak kalın bir iğne, bu kesiden karın boşluğuna iletilir ve karın içi boşluk gaz ile şişirilir.Daha sonrasında 1 cm çapında bir taşıyıcı boru karın boşluğuna itilir ve bu taşıyıcı boru vasıtası ile laparoskopi kamerası içeriye yerleştirilir. Yine alt karın boşluğunun sağ,sol veya ortasına yaklaşık 5mm'lik bir kesiden cerrahi işlemin yapılacağı başka bir delik açılır. Kamera gözetiminde 5mm'lik delikten iletilen cerrahi aletlerin yardımı ile tüpler tutularak yakılır ve sonrasında yakılan yerin ortasından kesilerek iki ucun devamlılığı bozulur. Laparoskopi ile bu işlemin uzunluğu yaklaşık olarak 20 dakika ile 1 saat arasında değişmektedir.

Çocuk istemi olmayan, aile planlamasını tamamlamış çiftlerde uygun bir yöntemdir. Genellikle ileri yaşta uygulanması tercih edilir. Çünkü geri dönüşümsüz bir yöntemdir. Tüp bağlanmasının geri çevrilmesi çok zor ve mikro-cerrahi gerektiren, başarı oranı düşük bir operasyon olduğundan, işlem öncesi danışmanlık büyük önem taşır.

Halk arasında yanlış bilinen bir nokta tüp bağlanmasının adet miktarını etkileyebileceği, erken menopoza sokacağı, cinsel isteksizliğe yol açabileceği veya ağrılara neden olabileceğidir. Uygun teknikle yapıldığında, yumurtalık kan dolaşımı etkilenmeyeceğinden bu endişelerin tümü yersizdir. Tüplerin bağlanması adet miktarını ve cinsel isteği kesinlikle etkilemez.

Genellikle en az 30 yaşını doldurmuş, istediği sayıda çocuğa ulaşmış ve kesinlikle daha fazlasını düşünmeyenlerle tıbbi veya sosyal olarak çocuk doğurması sakınca yaratan kişiler için en uygun yöntemdir. Şişman hastalarda uygulanması zor olabilmektedir. Bunun yanında daha önce ciddi karın içi cerrahi geçirmiş olan hastalarda oluşmuş olan yapışıklıklar nedeniyle komplikasyon ihtimali artmaktadır. Ciddi akciğer veya kalp hastalığı olan hastalar, anestezi açısından tehlikeli grubu oluşturmaktadır.

Ender olarak tüpler bağlandıktan sonra yeniden bir bebek isteyen çiftler olmaktadır. Bu durumda mikro cerrahi teknikleri uygulanarak tüplerin tekrar uç uca bağlanması denenebilir.

Tüp bağlanmasından (tubal ligasyon) sonra tüplerin bir mikro-cerrahi ameliyatı ile yeniden açılmasına "tubal reanastamoz (tubal reanastamosis)" denir.

Unutulmamalıdır ki; tüp bağlanması geri dönüşümü çok kolay olmayan işlemdir. Tubal reanastamozda başarı şansı %60-80 larda olduğundan ameliyatla tüplerin bağlanması kararı kesin olarak verildikten sonra ancak tüpler bağlatılmalıdır.

Cerrahi olarak başarılı olunamadığında tüp bebek yöntemlerine geçilmelidir.


İstanbul Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!