Gerek medya gerek sosyal çevremizde bir şekilde madde kullanımı üzerine söylenen birçok şeye şahit olmuşuzdur. Örneğin sigara kullananlar “istersem bırakırım ama istemiyorum ki!” şeklinde söylemleri genellikle fazlaca dile getirirler. “Sigara da madde mi canım.” diye düşünüyor olabilirsiniz. Ancak uyarıcı ya da ketleyici etki yapan her şey madde olarak değerlendirilmektedir. Acaba gerçekten isteyerek bırakılır mı? Yoksa sadece sigara için geçerli bir durum mu? Madde kullanım bozukluklarını daha detaylı incelemek için okumaya devam edelim.

Madde kullanımı insanoğlunun tarihinde çok eskilere uzanmaktadır. Örneğin opiumun(haşhaş) bilinen 5000 yıllık bir geçmişi vardır. Kültürler arası farklara rağmen günümüzde çoğu toplumda yoğun bir şekilde kullanılmaya devam edilmektedir. Bazı maddeler devlet tarafından yasal kılınırken (alkol, nikotin, kafein) bazı maddelerin üretilmesi dahi yasaklanmıştır. Merkezi sinir sistemine etki eden çoğu madde bağımlılık yapma tehlikesine sahiptir. Madde kullanım bozuklukları geçmiş yıllarda müptelalık, tiryakilik, keşlik gibi çeşitli şekillerde adlandırılmışlardır. Maddeler kısa tarihinden sonra tanımlanan maddeler nelermiş bir göz atalım.

Bağımlılık yapıcı maddeler nelerdir?

Bağımlılık yapıcı maddeler DSM’5 te 10 alt gruba ayrılmıştır. Alkol, kafein, kanabisler(esrar), halusinojenler , inhalanlar, opiyatlar(eroin, morfin), sedatif-hipnotik ve anksiyolitikler, stimulanlar (amfetamin, kokain ve diğer stimulanlar), nikotin ve diğer (bilinmeyen maddeler) şeklindedir. Tüm bu maddeler için tanımlı tanı kriterleri için DSM 5’i inceleyebilirsiniz. Burada sadece belirtileri ele alacağız.

DSM 5’e göre madde kullanım bozukluğu belirtileri;

A) Klinik bakımdan belirgin bozulmaya sebep olmasına rağmen madde kullanımının sınırlandırılamaması
B) Madde kullanmak için yoğun bir istek duyulması ve kompulsiyon (tekrarlayan davranış) gelişmesi
C) İstenen etkinin sağlanması için tekrarlayan madde kullanımının olması (Tolerans gelişimi)
D) Maddeyi bırakmak için gerçekleştirilen çabalar sonrası tahammülsüzlük, huzursuzluk, endişe, bulantı, terleme, çarpıntı gibi çekilme belirtilerinin gelişmesi
E) Madde kullanımı sonucu sosyal ilişkilerde, iş ve aile hayatında bozulma, psikolojik ve genel tıbbi durumunda bozulma görülür.
Madde kullanım evreleri
Amerikan Pediatri Akademisi tarafından ortaya koyulmuş çalışmalara göre madde kullanımı için 5 evre görülmektedir.

1.Evre: Merak dönemidir. Ve özellikle önleme açısından en önemli dönem olarak karşımıza çıkmaktadır.

2.Evre: Deneme dönemidir. Bu evrede madde genellikle eğlence için veya akranlar arasında kabul görmek için kullanılır. Önemli bir davranış değişikliği görülmez.

3.Evre: Bu dönem daha çok toleransın geliştiği dönemdir. Maddeyi aramak için daha fazla zaman verilir. Evde ve okulda çeşitli problemler bu dönemde başlar. Bu problemlerden kaçış yolu çoğu zaman madde kullanımı olmaktadır.

4.Evre: Artık kontrol kaybedilmiştir. Zihinde sürekli madde yer edinmeye başlar. Yasal problemler baş gösterebilir.

5.Evre: Bu dönem bağımlılık dönemi olarak adlandırılmıştır.

Madde kullanım bozukluğu olan kişiler sosyal hayatlarında büyük zorluklar yaşarlar. Mesleki ve toplumsal faaliyetlerde aksamalar yaşanır, maddenin kullanımına dair kontrolleri ortadan kalkar ve en önemlisi kişiler zamanlarının büyük bir kısmını bu maddeleri sağlamak ve kullanmak için harcar. Kullanılan maddeye tolerans geliştikçe daha bu yaşanılanlar kısır döngüye dönüşür. Madde kullanım bozuklukları özellikle ergenlikte başlamakta olup daha küçük yaşlarda da karşımıza çıkmaktadır. Özellikle bu yaşlarda risk gruplarının belirlenmesi bağımlılıkların önlenmesi açısından büyük faydalar sağlayabilir.

Madde kullanımı için risk faktörleri nelerdir?

Madde bağımlılığının oluşması için birçok faktör etkili olmaktadır. Herkes için aynı faktörün geçerli olduğunu söylemek çok doğru olmayacaktır. Ancak özellikle ergenlik döneminde risk gruplarının belirlenmesi bağımlılıkların önlenmesi açısından büyük faydalar sağlayabilir. Risk grupları genel anlamda aile özellikleri, arkadaş çevresi, okul, kişisel faktörler ve toplumsal faktörlere göre belirlenir.

Aile: Genetik faktörlerin madde kullanımı açısından önemli olduğu bulunmuştur. Ayrıca ebeveynin aşırı otoriter veya aşırı serbest tutumu madde kullanımı ile ilişkili bulunmuştur. Bunun yanında ebeveynin madde kullanımı ya da ev içinde madde bulundurulması yüksek risk içiren ortam oluşturmaktadır.

Arkadaş: Akran baskısı en önemli faktörlerdendir. Ayrıca madde kullanılan gruplarda ilgilenme ve ait olma gereksinimi karşılandığı için bu gruplar yüksek risk taşımaktadır. Sosyal izolasyon ya da sürekli can sıkıntısı bu arkadaş çevrelerine yönelmeyi tetikleyebilir.

Okul: Okul başarısının düşük olması ve bu nedenle okul ile bağların kaybedilmesi bağımlılıkla ilişkili bulunmuştur. Bununla birlikte gelecek planlarının yokluğu yüksek risk oluşturan faktörlerdendir.

Kişisel Faktörler: Kendini daha iyi hissetme isteği, ergenlikle birlikte fazlasıyla ortaya çıkan özgür olma isteği, medyada ki eğlence dünyasındaki kişilere olan hayranlık gibi faktörler kişisel olarak ele alınmaktadır. Ayrıca yine ergenlik döneminin bariz özelliklerinden olan kendini riske atma eğilimi madde kullanımına yüksek risk oluşturmaktadır.

Toplumsal ve çevresel faktörler: Düşük sosyoekonomik düzeyli bir çevre, kaotik toplum yapısı, maddeye kolay ulaşılan bir çevre ve suç oranlarının yüksek olduğu bir çevre yüksek risk içeren faktörler arasındadır.

Madde kullanım bozukluğu tedavisi

Tedavi süreci genellikle hastanelerin psikiyatri kliniklerinde ve AMATEM(Alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezi) servislerinde gerçekleşir. Bu süreçte düşük yoksunluk etkilerinin giderilmesi için antagonist (azaltıcı etki yaratan) ilaçların kullanılması, ayrıca tolerans seviyesinin yükseltilmesi üzerine odaklanılır. Madde kullanan kişi belirli bir seviyede ilerleme kaydettikten sonra bu kişinin topluma kazandırılması gerekmektedir. Bu süreçte psikososyal destek önemli rol oynamaktadır. Bazı psikoterapi yöntemleri, aile terapileri bu sürecin daha kolay atlatılmasına yardımcı olabilir. Unutmamak gerekir ki madde bağımlılığı olan kişiler hayatları boyunca kullanılan maddeye tekrar başlama tehlikesi içindedirler. Bu nedenle tedavi sürecinde sadece ilaç tedavisini tercih etmek bu kişilerin topluma kazanılmasında çok fazla etkili olmayacaktır.

Kaynaklar

Alikaşifoğlu, M ve Ercan, O. (2002). Ergenlerde madde kullanımı. Türk Pediyatri Arşivi, 37(66-73)

Beyazyürek, M ve Şatır, T, T. (2000). Madde kullanım bozuklukları. Psikiyatri Dünyası, 4(50-56)


Bursa Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!