Meme kanseri sonrası lenfödem
Meme kanseri sonrası lenfödem

Ekim, “Dünya Meme Kanseri Farkındalık Ayı”. Meme kanseri, kadınlarda karşımıza çıkan kanserlerin yaklaşık %25’ini oluşturmaktadır. Erken tanı, her kanser türünde olduğu gibi meme kanserinde de oldukça önemli bir noktadır. Mamografi, bu noktada en önemli tanı yöntemidir ve orta yaş üzeri her kadının düzenli olarak belli aralıklarda yaptırması gereken bir yöntem olarak bu hastalığa karşı elimizdeki en önemli silahtır.

Bugün, farklı bir durumdan, “meme kanseri cerrahi veya radyoterapisi sonrasında” karşımıza çıkan lenfödem tablosundan bahsetmek istiyorum. Bu tablo, kanser sonrası hayatta kalanların yaşamlarını doğrudan ve ciddi anlamda etkileyen bir sorundur.

Lenfödem nedir?

Lenfödem, meme kanseri cerrahisi veya radyoterapisi sonrasında aylar veya yıllar sonra lenf sıvısının aşırı miktarda birikmesine bağlı olarak; kol, el, göğüs ön duvarı veya meme bölgesi civarında ortaya çıkan ödem ve şişme ile kendini gösteren bir tablodur.

Lenfödem nasıl oluşur?

Lenfödemin nasıl ve neden oluştuğunu anlamak için, öncelikle lenfatik sistem ile ilgili bilgi sahibi olmak gerekir. Meme kanseri için uygulanan cerrahi ve radyasyon tedavileri; lenf bezleri ve lenf kanallarının zedelenmelerine neden olur. Lenf sıvısının, akışı kesintiye uğrar ve sonrasında ise lenfödem tablosu oluşur. Bu durum, daha sık olarak tedavinin uygulandığı bölgelerde gözlenir. Artan lenf sıvısı oluşumu ile tablo, giderek daha da kötüleşir. Başlangıçta; hafif bir ödem tablosu mevcut iken, zaman içerisinde ödem klinik olarak kötüleşir. Kol veya el giderek ağırlaşır, ileri dönemlerde ise his kaybı oluşabilir. Meme kanseri cerrahisi ve radyasyon tedavisi sonrasında kadınların ortalama %20 - %30’un da, lenfödem tablosu ortaya çıkar. Klinik tablonun şiddeti; etkilenen lenfatik sistemin derecesine doğrudan bağlıdır. Geniş çaplı, koltuk altına doğru yapılan rezeksiyonlar, obezite ve aşırı kilo alma; lenfödemin ortaya çıkma riskini arttıran faktörler arasında ilk sıralarda yer almaktadır.

Lenfödem belirti ve bulguları nelerdir?

Lenfödem'de, meme kanser cerrahisi veya radyoterapi yapılan bölgeye bağlı olarak ortaya çıkan belirti ve bulguları sıralayacak olursak;

Meme de, göğüste, omuz veya el de şişme

Kol veya elde ağırlık hissi

Deride gerilme hissi, cilt dokusunun yapısında ve renginde değişme (genellikle kırmızı)

Batma, ağrı ve huzursuzluk hissi

Eklemlerde kısıtlanmış hareket hissi (genellikle; omuz, el ve bilek eklemlerinde)

Kolu, ceket veya t-shirt içine yerleştirme de zorlanma

Sütyen ölçüsünde artış

Saat, bilezik ve yüzüklerin dar gelmeye başlaması

Meme cerrahisi veya radyoterapi sonrası, ödemi (şişmeyi) azaltmak için ne yapmalıyım?

Meme cerrahisinden hemen sonra meme veya koltuk altındaki ameliyat bölgelerinde ortaya çıkan şişme normaldir. Genellikle, 1 ile 3 ay içerisinde kendiliğinden ortadan kalkar. Ancak, bu süreden sonra gözlenen kol şişmesi; büyük olasılıkla lenfödem’i işaret eder.

Ödemi azaltmak için yapabileceğiniz basit uygulamalar mevcuttur. Bunlara bir göz atalım.

Şişen kolunuzu normal şartlarda yaptığınız gibi, saç taramak, banyo yapmak, elbise giymek ve yemek yemek gibi işlerde kullanınız.

Şişen kolunuzu, günde 2 - 3 kez, yaklaşık 45 dakika süre ile kalp seviyenizin üstünde olacak şekilde yukarıda tutunuz. Bunu, sırtüstü uzanıp, kolunuzu destekleyerek yapabilirsiniz. Destek amacı ile ekstra yastık kullanabilirsiniz.

Kolunuz kalp seviyenizden yukarıda iken, ellerinizi 15 - 20 kez açıp - kapayarak egzersiz yapabilirsiniz. Bu işlemi, günde 3 - 4 kez yapınız. Kol ve ön kol kasları kasılıp gevşeyerek, lenf sıvısının hareketlenmesini ve akımın hasar görmemiş lenf kanallarına yönelmesini sağlar.

Radyoterapi sonrasında da erken dönemde şişme gözlenmektedir. Burada ortaya çıkan şişme, zaman içerisinde kendiliğinden ortadan kaybolmaktadır. Benzer şekilde, bu durumda da; kol ve elleri içerisinde alan germe egzersizlerinin yapılması, lenf akımının hareketlenmesi açısından oldukça önemlidir. Eğer, şişme olan bölgelerde, batma veya garip bir his (rahatsızlık benzeri) fark ederseniz, mutlaka doktorunuz ile temasa geçiniz, lenfödem açısından ileri araştırma gerekebilir.

Lenfödemi azaltmak için, günlük aktivitelerinizi kısıtlamayın

Meme kanseri tedavisi sonrasında ortaya çıkan lenfödem önlenebilir bir tablo olmasa da, hastaların çoğu, mevcut öneriler ve tedavi yöntemleri sayesinde konforlu bir yaşam sürebilmektedirler. Lenfödem nedeniyle etkilenmiş olan kolunuzu, saç taramak, diş fırçalamak, banyo yapmak gibi günlük aktiviteleriniz için kullanmanız özellikle oldukça önemlidir. Bu sayede, kol ve göğüs ön duvarındaki kaslarınız çalışarak, lenf sıvısının düzenli akışını sağlayacaktır.

Özel olarak tasarlanmış ve üretilmiş çoraplar kullanın

Lenfödem için, özel ve kişiye özel olarak tasarlanıp üretilmiş olan bası çoraplarının kullanılması, lenfödem gelişim hızını yavaşlatacak ve konforunuzu arttıracaktır. Bası çoraplarının özel yapıda olması nedeniyle, doktorunuz tarafından verilmesi ve uygulanması oldukça önemli bir noktadır. Ölçüm sonucu verilmeyen çoraplar nedeniyle hastaların, çorap ve tedaviye olan uyumları ciddi anlamda olumsuz şekilde etkilenmektedir.

Bası çoraplarının, hareketsiz kalacağınız ve egzersiz yapamayacağınız durumlarda kullanılması ayrıca önemlidir.

Selülit ve lokal doku enfeksiyonlarından kaçının

Selülit (ciltte kızarıklık, ısı artışı ve ağrı ile karakterize yüzeysel cilt enfeksiyonu) ve lokal doku enfeksiyonları; lenf sıvısı üretimi ve akışını arttıran durumların başında gelmektedir. Bu durum, lenf sisteminin bozulduğu meme kanseri cerrahisi ve radyoterapisi sonrasında oldukça önemli olmaktadır. Bu nedenle, özellikle kol, koltuk altı, el ve göğüs bölgeleri civarındaki enfeksiyonlardan sakınılmalı, erken dönemde de gerekli tedavinin yapılması sağlanmalıdır.

Yanık veya yüksek ısı benzeri durumlarda sakının

Yanık, tek başına doku içerisinde sıvı birikmesine neden olan olayların en başında gelmektedir. Meme cerrahisi ve radyoterapisi sonrası gelişecek yanık durumunda lenfödem riski ciddi anlamda artacaktır. Benzer şekilde, yüksek ısı ve benzeri durumlar (hamam, sauna, güneş altında yanma) da, doku içerisinde sıvı birikmesine neden olacağı için özellikle sakınılması gereken durumların başında gelmektedir.

Rahat giysiler giyin

Lenf sıvısının akışının bozulduğu durumlarda, mevcut lenf sisteminde kalan lenf damarlarının sıvı akışının etkilenmemesi için rahat ve bol kıyafetlerin giyilmesi önemlidir. Bu durum sadece kıyafetler için geçerli olmayıp, sutyen, bilezik, saat, eldiven, yüzük gibi kol, el veya parmakları doğrudan sıkma riski bulunan aksesuarlar için de geçerlidir.

Lenfödem geliştiğinde mutlaka profesyonel yardım alın

Lenfödem, genellikle geliştikten sonra tedavi edilmezse zaman içerisinde giderek kötüleşen, günlük yaşamı etkileyen bir tablodur. Erken tedavi, hastalığın yerleşmeden daha başarılı tedavisini sağlayan en önemli faktördür. Bu nedenle, lenfödem teşhisi konulduktan sonra, mutlaka profesyonel yardım alınız. Tedavinizde, doktorunuzun yanında, ayrıca kompleks dekonjestif tedavi ve manuel lenfatik drenaj konularında tecrübeli fizyoterapistte ekip içerisinde yer alacaktır. Fizyoterapist, size lenfödem tedavisinde, bası çorabının nasıl kullanılacağı, basit lenfatik drenajın nasıl uygulanacağı konularında ayrıca bilgi verecek ve tedavinizi takip edecektir.

Lenfödem gelişti, kendime nasıl bakacağım?

Lenfödem hastalığı durumunda, cilt bakımı özellikle önemlidir. Bu nedenle, lenfödem gelişen bölgede oluşabilecek enfeksiyonların erken dönemde tespit ve tedavisinin yapılması gerekmektedir. Düzenli olarak, cilt nemlendiricilerinin ve antiseptik sıvıların kullanımı faydalı olmaktadır. Benzer şekilde,enfeksiyonların çoğunun ellerimiz ile bulaştığı gerçeği nedeniyle el hijyeni en önemli koruyucu yöntemdir. Bu nedenle, ellerimizi sabun ile yıkamaya özen göstermemiz gerekmektedir.

Bunlara ek olarak, kilo almamak ve sağlıklı beslenmek lenfödem tedavisi açısından da önemlidir. Sebze, meyve ağırlıklı beslenme, şeker ve karbonhidrat türü beslenmeden uzak durma ve düzenli olarak doktorunuzun önerdiği egzersizleri yapma lenfödem tedavisinde en temel noktalardır.

Lenfödem tedavisinin yaşam boyu süreceğini ve tamamıyla bir ekip işi olduğunu unutmayın. Tedavideki başarı, ekibin içerisinde bulunan herkesin birbiri ile doğru ve yeterli iletişimi sayesinde ortaya çıkacaktır.


İstanbul Kalp Damar Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!