SORULAR

1- Meme Kanseri nedir?

Kadınlarda görülme oranı özellikle son yıllarda artan kanserlerin başında geliyor. Dünyada her 8 kadından 1’inde görülen meme kanseri; Türkiye’de her 12 kadından 1’inde görülüyor. Son yıllarda etkin tarama programlarıyla erken tanı sağlandığı için meme kanserine dayalı ölümlerde ciddi oranda azalma söz konusu.

Meme kanseri, meme dokusunu oluşturan hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması manasına gelir. Vücuttaki bütün hücrelerin çekirdeğinde, hücrelerin normal büyümelerini ve sağlıklı olmalarını kontrol eden genler mevcuttur. Bu genler, hücrelerin normal bir şekilde çoğalmalarını kontrol etme görevini yerine getirirler. Bu genler radyasyon, çevre etkenleri mikroorganizmalar vs gibi çeşitli faktörlerle bozulma gösterebilir. Şayet bu çoğalma belli bir sıralama ile meydana gelmezse, doku fazlalığı ortaya çıkar, bu doku fazlalığına tümör ismi verilir. Şayet bu dokuda yer alan hücreler yayılma ve başka yerlere gitme eğilimi gösterirlerse habis yani halk adıyla kötü huylu tümör (kanser), oldukları yerde kalmaya devam ederler ise, halk adıyla iyi huylu yani, selim tümör ismini alırlar. Hastalığın gerçek nedeni hala tam olarak bilinmiyor. Meme kanseri görülen kadınların üçte ikisi risk faktörü taşımadıkları halde bu hastalığa yakalanıyorlar.

2- Meme Kanserlerinde kimler risk altındadır?

Kadınlar (Kadınlarda meme kanserinin görülme sıklığı erkeklere göre daha fazladır)

50-70 yaş arasında, menopoz sonrası dönemde olanlar (Meme kanseri riski yaşla birlikte daha çok arttığı için bu yaş grubu risk altındadır),

Ailede ve birinci derece akrabalarda meme kanseri geçmişi olanlar (Tüm meme kanserlerinin %20-30’unda aile hikayesi vardır. Özellikle anne, kız kardeş, kızı gibi birinci derece yakınlarında kanser görülenlerin riski daha yüksektir)

Genetik faktörler (Meme kanserlerinin %5-10’unun anneden ya da babadan geçen BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki değişikliklerle oluşur),

Daha önce meme kanserine yakalanmış olanlar (bir meme kanseri olanların diğer memede de kanser gelişme riski 3-4 kat daha fazladır),

Daha önce meme biyopsisi yapılanlar (Daha önce yapılmış biyopsiyle iyi huylu tümör saptanmış olabilir. Bu tür tümörler de kanser gelişme riskini değişik oranlarda artırabilir),

Daha önce iyi huylu meme hastalıkları (hücrelerin düzensiz gelişimi ve meme lobüllerinde anormal hücreler bulunması iyi huylu meme hastalıkları riskini artırmaktadır.) geçirmiş olanlar,

Çocukluk veya gençlik döneminde özellikle göğüs bölgesine ışın tedavisi uygulananlar (bu hastalar yaklaşık 10 yıl sonra meme kanseri riskine sahip olurlar),

Erken yaşta (12 yaşından önce) adet görmeye başlayıp; geç yaşta (55 yaşından sonra) menopoza girenler,

Hiç doğum yapmamış olanlar (Çok doğum yapmış olanlara göre riski daha yüksektir),

Doğum yapmış fakat bebeğini emzirmemiş olanlar (Özellikle 1,5-2 yıl gibi uzun süreli emzirmenin meme kanserini azalttığını gösteren çalışmalar söz konusudur),

30 yaşından sonra ilk çocuğunu doğuranlar,

Östrojen hormonu tedavisi görenler,

Doğum kontrol hapı kullananlar (Hapın kullanımı bırakıldıktan sonra 10 yıl içerisinde risk kullanmayanlarla aynı düzeye iner),

Menopoz döneminde 10 yıldan fazla hormon tedavisi görenler (Uzun süre kullanılan ostrojen ve progesteronun kombine kullanımı meme kanseri riskini artırmaktadır. İlaçların kullanımı kesildikten 5 yıl sonra risk; kullanmayanlarla aynı düzeye iner),

Alkol ve sigara kullananlar,

Uzun süreli hormon tedavisi görenler,

Yüksek sosyo-ekonomik düzeyde yaşam sürenler (Bu tür ailelerin kızları daha erken gelişmekte ve erken yaşta adet görmeye başlamakta; eğitim ve iş olanaklarının çeşitliliği nedeniyle daha geç evlenerek çocuk sahibi olmaktadırlar),

Modern şehir hayatı,

Şişmanlık, obezite problemi olanlar, (özellikle menopoz döneminde ve sonrasında alınan fazla kilolar ve doymuş gıdalardan tüketenler yüksek risk altındadır)

Egzersiz yapmayanlar (düzenli egzersiz meme kanseri riskini azaltır) risk altındadır.

3- Meme Kanserinin belirtileri nelerdir?

Meme kanseri erken dönemde belirtilerini veren bir kanser türü değildir. Bu yüzden aşağıda yer alan belirtilerden herhangi biri söz konusuysa; lütfen hiç gecikmeden doktorunuza başvurunuz.

Memede veya koltuk altınızda iki haftadan uzun bir süredir elinize şişlik geliyorsa,

Memenizin şeklinde veya boyutunda değişiklik; iki meme arasında son dönemde ortaya çıkan asimetri varsa,

Adet döneminizde memenizde farklı bir ağrı söz konusuysa,

Meme başında kabuklanma, soyulma varsa,

Meme başından kanlı akıntı geliyorsa,

Meme derisi portakal kabuğu görünümü aldıysa,

Meme başı pozisyonunda değişiklik varsa,

Meme başı içeriye doğru çekildiyse,

Koltuk altında sertlik, şişlik veya kitle söz konusu ise gecikmeden uzman bir hekime başvurunuz.

4- Memede ele gelen her kitle kanser midir?

Memede ele gelen kitlelerin % 90’nından fazlası kanser değildir. Bunlar genellikle meme içinde büyüyen kistler, iyi huylu bu tümörler olabilir veya memenin kendi dokusu kitle gibi bir hal alabilir. Daha çok regl öncesinde meme içyapısı çok yoğun olduğundan, bu dönemde yapılan meme kontrolleri kitle varlığı düşüncesi oluşturabilir.

5- Meme kanserinin erkenden teşhis edilebilmesi için tanı yöntemleri nelerdir?

Meme kanserinin erkenden teşhis edilebilmesi için belirli tanı yöntemleri vardır. Bunlar:

Kendi Kendini Muayene Etme: Meme kanserlerinin %70’i hastanın kendi kendini muayene etme sürecinde ortaya çıkar. Bunun için 20 yaşından sonra kadınların ayda bir kez, adetlerinin ardından ayna karşısında meme muayenesi yapmaları gerekir. Herhangi bir değişiklik söz konusu olduğunda beklemek yerine hemen uzman bir hekime başvurmak doğru bir tercih olacaktır.

Doktor Muayenesi: Herhangi bir şikayetiniz söz konusu olmasa bile 20-40 yaşları arasındaysanız 3 yılda 1; 40 yaşının üzerindeyseniz ise yılda bir kez meme konusunda deneyimli bir genel cerraha muayene olmanız gerekir. Doktorunuz muayene sırasında iyi huylu meme kitlelerine rastlayabilir. Bu meme kitleleri genellikle daha yumuşak, düzgün, düzeyli, yuvarlak ve hareketlidir. Kanserli kitleler ise daha sert, yüzeyi düzensiz; dokuya daha sıkı tutunduğu için kolay hareket etmeyen yapılardır.

Görüntüleme Yöntemleri: Meme görüntülemesiyle meme kanserini mümkün olan en erken evrede saptamanız mümkün. Özellikle son dönemde elle hissedilmeyen ancak görüntüleme yöntemleriyle saptanabilen meme kanserlerine daha çok rastlanmaktadır. Sık kullanılan görüntüleme yöntemleri:

Mamografi: Meme kanseri tanısında kullanılan temel yöntem olan mamografi düşük düzeyli X ışınları kullanılarak meme hastalıklarının değerlendirilmesini sağlayan görüntüleme yöntemlerinden biri. Altın standart olarak kabul edilen bu yöntemle muayene ile tespit edilemeyen küçük kitle ve değişiklikler görülebilir. Meme iki levha arasına sıkıştırılarak değişik pozisyonlarda görüntüsü alınır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 40 yaşından itibaren her kadının yılda bir kez tarama mamografisi çektirmesini destekliyor. Meme dokusu yoğun olduğu için mamografi duyarlılığının azalması ve meme dokusunun radyasyon duyarlılığının fazla olması nedeniyle 35 yaş altı kadınların mecbur kalmadıkça mamografi çektirmesi önerilmiyor. Düzenli tarama mamografisi yapılanların meme kanserinden ölüm oranının %33 azaldığı görülmektedir.

Ultrasonografi: Mamografiye yönelik yardımcı tetkiklerden biridir. Görüntülemeyi ultrasonik ses dalgaları yardımıyla yapar. Ses dalgalarının yansımaları bilgisayar tarafından toplanarak ekranda görüntü oluşturulur. Mamografide saptanan kitlelerin içyapıları hakkında bilgi verir. Ayrıca iyi huylu kitleler ile kötü huylu kitleler arasındaki ayrım konusunda ön bilgi verir. Özellikle genç hastalarda mamografiye göre daha çok bilgi verdiği için tercih edilen yöntemlerden biridir.

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI): Günümüzde yaygın olarak kullanılmaya başlanan manyetik rezonans görüntüleme; yerinde ve doğru zamanda kullanıldığında, yapısal bulgularla işlevsel bulguları birleştirme özelliği nedeniyle meme kanseri için en duyarlı görüntüleme yöntemlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Biyopsi: Patolojik inceleme için meme kanseri şüphesi taşıyan kitleden örnek alma yöntemidir. İnce iğne, otomatik kalın iğne ve cerrahi teknikle şüpheli kitleden doku örneği alınır ve patolojik incelemeye gönderilir.

Erken dönemde tanı konulması hayat kurtarıcıdır. Meme kanserinin erken tanısında 20-40 yaş arasındaki kadınların üç yılda bir doktor muayenesi olması; 40 yaşından sonra senede bir kez doktor muayenesi olarak mamografi çektirmeleri avantaj sağlayacaktır.

6- Kendi kendine meme muayenesi için en uygun zaman hangisidir?

Kadınlar kendi kendine meme muayenesine 20 yaşından sonra başlamalıdır. 20 yaş ve altındaki genç kadınlarda meme kanseri riski düşük olduğundan kafa karıştırıcı ve paniğe yol açıcı etkisi nedeniyle, kendi kendini meme kontrolü önerilmemektedir. Meme muayenesi yapmak için en ideal zaman, adet döneminin bitiminden 4-5 gün sonraki dönemdir.

7- İlk mamografi ve meme ultrasonu ne zaman yapılmalıdır?

Ailesinde meme kanseri öyküsü bulunanlar 26 ve ailesel olarak meme kanserine yakalanma oranı yüksek gruplar 32-34 yaşlarında bir kez, sonraki yıllarda 40 yaşına kadar 1-2 yılda bir mamografi yaptırabilir. 40 yaşından sonra ise her yıl düzenli olarak mamografi yaptırılmalıdır.

8- Fibrokistler kansere dönüşür mü?

Fibrokistler meme içindeki fizyolojik değişimlerdir ve hastalık olarak kabul edilmemektedir. Bu nedenle kansere dönüşme riskleri de yoktur. Fibrokistik yapıların varlığı sırasında memede kanser gelişebilir ancak sebep bu yapılar değildir. Stres, üzüntü ve sıkıntı durumlarında fibrokistlerin sayısı artar ve bu durum gerginliğe yol açar. Kafein kullanımı, fazla tuzlu ve yağlı yiyecekler de bu gerginliği tetikler. Fibrokistlerin artışı memede ağrıya neden olur.

9- Fibroadenom kanserleşir mi?

Fibroadenom, iyi huylu bir tümördür. Çevresine kapsülü vardır ve çevreye yayılması mümkün değildir. Bunda meme kanseri oluşma riski, normal meme dokusundan kanser gelişme riski kadardır. Çapı arttıkça riski % 1-2 oranında artar. Fibroadenom, soya tüketimi ve doğum kontrol hapı kullanımı nedeniyle bir miktar büyüyebilir ancak kanser yapıcı bir etkisinin olduğu söylenemez.

10- Mamografinin kanser oluşumuna etksi var mı?

Geçmişte, hastaların yüksek doz radyasyona maruz kaldığı düşünülen mamografilerde bile 30 yıllık hasta takiplerinde, alınan radyasyonun vücut için önemli seviyede bir tehlikesi bulunmadığı ispat edilmiştir. Günümüzde kullanılan dijital mamografi teknolojisi, geçmişe göre 10 kat daha az radyasyon içermektedir. Kişinin düzenli mamografi çektirirken dikkat etmesi gereken en önemli ayrıntı, cihazın kaliteli ve sağlıklı bir görüntü vermesidir. Çünkü yetersiz ve kalitesiz görüntü, memedeki çok önemli bir tümörün atlanmasına neden olabilir. Meme kanserinin erken tanısında çok önemli bir payı olan mamografik bulgular iyi kalitede filmlerle daha net bir şekilde seçilmektedir. Hatta meme dokusundaki değişimler kanserleşmeden önce dijital mamografiler sayesinde yakalanabilir.

11- Günümüzde meme kanserindeki cerrahi yaklaşım nedir?

Meme kanseri ameliyatlarında günümüzde, hasta tıbbi açıdan uygunsa ve risk faktörü yoksa meme koruyucu cerrahi uygulanmaktadır. Hastanın memesinin alınması durumunda ise ikinci yıldan sonra bazı risk faktörleri ortadan kalktığında yeni meme yapılabilmektedir. Çünkü meme kanseri nedeniyle memenin kaybedilmemesi ya da daha sonra yeniden bir memeye sahip olunması hastayı psikolojik açıdan rahatlatarak, sosyal yaşama adaptasyonunu daha kolay sağlamasına yardımcı olmakta ve tedavi başarısını artırmaktadır.

Son yıllarda, memesi alınmak zorunda olan hastalara deri koruyucu mastektomi ve hemen ardından da rekonstrüksiyon yapılmaktadır.

12- Genç hastalarda meme korunur,yaşlı hastalarda meme alınır mı?

Tıbbi olarak böyle bir görüş kesinlikle doğru değildir. Meme, her yaşta kadın için önemli bir objedir. Yaşlı hastaların memesi alınacak diye bir kural ya da böyle bir anlayış yoktur. Uygunsa tümörünün evresi, şekli, biçimi ve yaygınlığına bakılarak 70-80 yaşındaki bir kadının memesi de korunabilir.

13- Meme koruyucu cerrahi için kriterler nelerdir?

Hastanın memesinin alınmasını istememesi ve meme koruyucu cerrahiyi tercih etmesi gereklidir. Bu hastanın en temel hakkı ve tercihidir. Bu durumda doktorun öncelikli olarak meme koruyucu cerrahiyi düşünmesi gerekir. Kanserin bir bölgede olması gerekir. Memedeki tümörün de çok büyük olmaması, meme büyüklüğü ile kanserin orantısının bulunması gerekir. Kanser büyük meme küçükse memenin tümü alınmalıdır. Koltuk altı metastazları meme koruyucu cerrahi yapılmasını engellemez.

14- Meme hangi durumlarda mutlaka alınır?

Meme içinde yaygın tümörleri bulunan, memenin birçok noktasında aynı anda başlamış kanseri olan hastalarda meme koruyucu cerrahiler yapmak mümkün değildir. Bu durumda memenin mutlaka alınması gerekir. Hastanın mamografisinde yaygın ve kötü kireçlenmeleri varsa meme kanserinin birçok odakta başlamasına neden olacağı düşünülüyorsa, bu hastaların memesinin alınması planlanmalıdır. Daha önce göğüs duvarına radyoterapi yapılan hastalarda, meme koruyucu ameliyat sonrası yeniden radyoterapi yapılması gerektiği için, bu hastalara mastektomi uygulanmalıdır.

15- Meme kanseri kalıtsal bir hastalık mıdır?

Kalıtsal olan meme kanserleri, tüm meme kanserleri arasında %5-10 gibi bir yer tutar. Anneden ya da babadan geçen BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki değişikliklerle oluşur. Bu genleri taşıyan meme kanseri hastalarının akrabalarında meme ve yumurtalık kanseri gelişme riski daha fazladır.

16- Meme kanserinde kemoterapi,radyoterapi nedir/nasıl uygulanır?

Kemoterapi kanser hücrelerini öldürme amacıyla yapılan ilaç tedavisidir. Bu ilaçlar ağızdan veya damar yoluyla verilir. Kemoterapi belirli süreler verildikten sonra ara verilerek hastanın kendisini toparlaması sağlanır. Hastalarda cerrahi müdahale sonrasında da koruyucu amaçlı kemoterapi uygulanabilir.

Radyoterapi cerrahi girişimden sonra kanserli hücre kalma ihtimalini ortadan kaldırmak; kanser hücrelerini öldürmek amacıyla uygulanan ışın tedavisidir. Bu tedavinin en çok görülen yan etkisi halsizlik, memede şişme ve ağırlık hissidir. Bu yan etkiler bir yıl içerisinde kendiliğinden ortadan kalkar. Tedavi edilen bölgedeki deri güneş yanığı rengini alabilir. Bu da yaklaşık bir yıl içerisinde geçebilecek bir durumdur.

17- Meme kanserinde hormonoterapi nedir,nasıl uygulanır?

Hormonoterapi, cerrahi girişimden sonra hormonların salınımı ve etkilerini engelleyerek kanser hücrelerinin büyümelerini önlemeye yönelik uygulanan tedavidir.

18- Meme kanseri tedavisini kim yapar?

Meme kanseri tedavisi multidisipliner bir yaklaşım içerir. Hastanın ameliyatını yapan cerrah, ilaç tedavisini uygulayan onkolog, radyoterapisini uygulayan radyasyon onkoloğu, plastik ve rekonstrüktif cerrah ve hastanın psikolojik durumunu sürekli takip eden psikolog; bu hastalığın tedavisini birlikte planlayan ve uygulayan ekiptir. Ayrıca ameliyat sonrasında erken dönemde kol ve omuz hareketlerinin kazanılmasında, lenf ödem tedavisinin yapılmasında fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanının önemi çok büyüktür.

19- Meme kanserinde uygulanan cerrahi yöntemler nelerdir?

Erken dönemde konulan tanı ile sağ kalma oranı %90’ının üzerine çıkmaktadır. Meme kanserindeki en önemli tedavi yöntemi cerrahidir. Ameliyatla tümör alınır ve daha sonra tümörün nüksetmesini ve diğer organlara yayılmasını önlemek amacıyla yardımcı tedaviler uygulanmaya başlanır. Meme kanseri ile ilgili yapılan en önemli çalışmalardan biri de lenf bezlerinin korunmasına yönelik çalışmalardır. Geçmişte koltuk altı lenf bezlerine yayılım görüldüğünde; lenf dokusuna yayılmasa da lenf bezleri direkt alınıyordu. Bu da beraberinde kolda şişme, işlevsel bozukluklar ve en önemlisi hastaların psikolojik bozukluklar yaşamasını beraberinde getiriyordu. Yeni geliştirilen Sentinel Lenf Nodülü Biyopsisi ile lenf dokusunun tamamına müdahale edilmeyerek sadece yayılma olan bölüm alınıyor; hasta gereksiz ve yıpratıcı bir cerrahi işlemden korunmuş oluyor.

Meme kanseri tedavisinde yapılan ameliyatları 3 başlık altında toplamak mümkün:

Radikal Mastektomi: Kanserli dokuyla birlikte memenin tamamı alınır; aynı anda veya daha sonra hastaya silikon protez veya kendi dokularıyla meme yapılabilir.

Cilt Koruyucu Mastektomi: Meme dokusunun tamamı çıkarılır ancak meme derisi korunabilir. Çıkarılan dokunun yerine silikon protez yerleştirilerek doğal görünüm sağlanır.

Meme Koruyucu Ameliyat: Bu tür ameliyatlarla tümör ve çevresindeki bir miktar meme dokusu birlikte çıkarılır ve meme yerinde bırakılır. Böylece hem doğal görüntü hem de hastanın psikolojik durumu korunmuş olur. Ameliyat sonrasında hastalığın tekrar nüksetmesini önlemek amacıyla 5-7 hafta süreli radyoterapi uygulanır. Meme koruyucu ameliyatlar; gebelere, bir meme içerisinde çok odaklı tümör olan hastalara, daha önce bu bölgeye radyoterapi uygulanmış olanlara kesinlikle yapılmaz.

20- Son olarak kişi meme muayenesinde bir kitle tespit ettiğinde ne yapılmalıdır?

Tespit edilen kitlenin kanser mi yoksa başka bir hastalığın habercisi mi olduğunu tespit etmek için endişeye kapılmadan uzman bir hekime başvurmak gerekir. Unutulmaması gereken memede saptanan her kitlenin kanser olmayabileceğidir.


Kayseri Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!