Kadınlarda üreme döneminin sonu olarak kabul edilen menopoz en az bir yıl süreyle adet kanamasının gelmemesi olarak tanımlanır. Üreme çağında yumurtalıklarda her ay gelişen, kadınlık hormonlarını (yumurta çıkmadan östrojen hormonu , çıktıktan sonra ise progesteron hormonu salgılanır)salgılayan ve içinde yumurtayı geliştiren folliküllerin tükenmesi menopozdur. Kısaca ösrtrojen ve progesteron hormonları yumurtalıklardan salgılanmaz, bu hormonlar rahim iç tabakasınınkabarıp dökülmesine neden olmaz ve dolayısıyla adet kanaması olmaz, bu arada yumurta da gelişmez ve artık çocuk olmaz. Menopoz kadında 55-65 yaş arasında olur.4O yaş altında olursa erken menopoz tanısını koyarız.

Menopoz öncesi adet kanaması düzensizlikleri her kadında farklıdır. Kimi birdenbire adetten kesilir, kiminde adet kanamasıazalır, kiminde artar, kiminde sıklaşır, kiminde de gecikebilir.Kiminde kanama düzensizlikleri birkaçay, kiminde yıllarca sürebilir. Özellikle uzun, fazla, sık olan kanama düzensizliklerinde hormonların azalması dışındaki iyi veya kötü huylu organik hastalık nedenleri sürekli göz önünde bulundurulmalı ve düzenli kontroller ihmal edilmemelidir. Kan kaybına bağlı olan anemiler de(kansızlık) demir hapları, suspansiyonları veya enjeksiyonları ile tedavi edilmelidir.

Menopozdan hemen önceki dönemlerde de yumurtlamanın olabileceği düşünülmeli ve istenmeyen gebeliklere karşı tedbir alınmalıdır. Bu dönemde de ülkemizdeki tüm doğum kontrol yöntemlerinin kullanılabileceğini ve kişiye uygun yöntemin seçilmesinin gerekli olduğunu vurgulamakta yarar vardır.

Adet kesildikten bir yıl sonra ortaya çıkabilecek kanamada rahim içi kanseri riski en az %10 dur. Bu kanamanın miktarı adet kanamasından fazla ise bu risk %50 lere çıkacaktır. Bu nedenle rahim içinden parça alınarak(kürtaj yapılarak)patolojik incelemeye gönderilmesi gerekebilir. Östrojenlerin azalmasına bağlı vajina dokusunda incelme(atrofi) de özellikle cinsel ilişki sonrası kanlı akıntı nedenlerinden olabilir.

Östrojenin azalmasına bağlı idrar torbası duvarında incelmenin de kadınlarda atrofik sistit nedeni olduğunu, bu durumun hijyene uyularak(önden arkaya yıkanma, kuru bırakma,yünlü, pamuklu iç çamaşırı sık değiştirme)ve vajinaya uygulanan östrojenli fitil ve kremleri(östriol -E3 içerenlokal tedavi meme ve rahim iç zarı kanseri riskini arttırmaz )gerektiğinde ömür boyu kullanarak önlenebileceğini vurgulamalıyız.

Operasyonla yumurtalıkların alınması sonucunda ise artık yumurtalıklardan; östrojen hormonu , progesteron hormonu ve yumurta çıkamayacağı için cerrahi menopoz oluşur. Sadece rahim alınması ise menopoz demek değildir, çünkü yumurtalıklarda follikül oluşaraköstrojen ve progesteron hormonu salgılamaya devam edecek, çıkacak yumurta da karın boşluğunda eriyip kaybolacaktır.

Menopoz yakınmaları nelerdir?

Her kadında menopoz yakınmaları farklı şekilde, farklı şiddette ve farklı sürede olabilir. Menopoz yakınmaları genellikle menopoza yaklaşırken son 1-2 yıl içinde başlar ve menopozdan sonra 5-6 yıl kadar devam edebilir. Çok daha uzun yıllar da devam edebilir .

Sıcak, kafein,alkol,sigara,stres ve yorgunluğun menopoz yakınmalarını etkileyebilecek nedenlerden olduğunu başlangıçta belirtmeliyiz.

Ateş basmaları kadınların yaklaşık dörtte üçünde ortaya çıkar. Ani ortaya çıkan sıcaklık hissi, vücudun genellikle yüz ve üst bölümünde sıcaklık hissi ve kızarıklıklar oluşabilir. Haftada birkaç kez den, günde birçok kez tekrarlayabilecek şekilde karşımıza çıkabilirler. Ateş basmaları yakınmaları olan kadınların kat, kat giyinmeleri ve ateş bastığında üzerindekini hemen çıkarmaları önerilmektedir.

Bazı kadınlar baş ve boyunlarında deri ile kas tabakası arasında elektriklenme hissedebilirler. Östrojen hormonunun dalgalanmasının sinir dokusu üzerine etkisiyle olabilir. Elektriklenme ateş basmalarının bir ön bulgusu olarak da karşımıza çıkabilir.

Ateş basmaları geceleri daha şiddetli olarak gece terlemesi şeklinde, kadınların uyku düzenini bozarlar. Özellikle uykunun % 20 sini oluşturan, sabaha karşı, rüyaları gördüğümüz, göz hareketlerinin fazla olduğu Rem uykuları azaldığında veya bölündüğünde, kadının günlük yaşam kalitesi bozulacaktır. Fakat son çalışmalarda ateş basmaları dışındaki nedenlerin de özellikle erken menopoza girenlerde uyku bölünmelerini etkilediği bildirilmiştir.

Çarpıntı yakınmaları kadınlarda ikinci sıklıkta görülen menopoz bulgusudur. Kadınlar ‘’Kalbim çıkacak gibi oluyor.’’şeklinde tarif ederler. Ani ve beklenmeden başlar ve hiçbir şekilde durmayacakmış gibi kadını rahatsız eder. Bu çarpıntılar menopoz hemen öncesi ve sonraki dönemdeki uyku bozukluklarının nedenlerinden biri olabilir. Bu sıçrayan çarpıntı bulguları ortaya çıktığında önce gevşemeli ve derin nefes almalıyız, bunun geçici olduğunu kendimize söylemeliyiz, yatakta isek pozisyonu değiştirerek derin nefes almaya devam etmeliyiz.

Zayıflık, güçsüzlük ve yorgunluk kadınların yaklaşık yarısında ortaya çıkan menopoz yakınmalarındandır. Halsizlik uyku isteğinden çok, enerjideki yetersizlikle birliktedir. Bu tükenmişlik durumları yatak istirahati ile düzelmez, ayrıca fiziksel ve zihinsel yorgunlukla da artabilir.

Baş ağrılarının birçok nedeni olmakla birlikte menopozun erken dönemlerinde östrojen düzeyinin düşmesine bağlı olarak gittikçe şiddetlenen baş ağrıları görülebilir.

Eklem ağrıları ve kas problemleri de menopozun sık rastlanan bulguları arasındadır. Travma veya egzersizden bağımsız olarak kadınların yarısından fazlasında görülebilir. Eklem ağrılarıyla mücadelede yeterli dinlenme, herbal (bitkisel)destek, tercihan organik besinlerle yeterli beslenme,sebze ve meyvelerin tüketimi,sigara ve diğer bilinen toksinlerden uzak durmakyararlı olabilir.

Duygu durum değişiklikleri menopozdaki kadınları rahatsız eden ani, şiddetli, bazen kontrol edilemeyen yakınmalardır. Menopozdaki kadının duyguları iniş, çıkışlarla doludur. Ağlama krizleri yaşanabilir.

Konsantrasyon bozukluğu, herhangi bir şeyi hatırlamada güçlükler ve kafa karışıklığı, orientasyon bozukluğu menopozun erken dönemlerinde kadınları rahatsız edebilir. Stressi azaltmak için uğraşmak, gevşemeyi öğrenmek,derin nefes alma teknikleri, yoga,meditasyon ve fiziksel aktif olmak yararlı olabilir.

İrritabilite (huzursuzluk) çevreyeve günlük aktivitelere duyarsızlık, uyku ve yeme bozuklukları , aile ve arkadaşlardan uzaklaşmayla kendini gösterebilir.Birçok kadın kendini huzursuz hisseder ve nedenini bilmez.Bu durum bir haftadan fazla sürüyorsa ,iş performansını ,aile ve arkadaş ilişkilerini olumsuz etkiliyorsa doktora başvurulmalıdır.

Depresyon, herkeste herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir. Kadınlarda erkeklerden 2-3 kat fazla görülür. Fakat kalıcı olduğunda ve günlük yaşamı olumsuz etkilediğinde tedavi edilmelidir.

Denge bozukluğu ve sersemlik, menopozda görüldüğü gibi farklı ciddi hastalıkların da habercisi olabilir ve bir nöroloji uzmanına başvurmak gerekebilir. Ayrıca menopozda korku ve endişe hisleri çok artıyorsa psikolojik desteğin önemini de vurgulamalıyız.

Hafıza kayıpları az veya çok birçok kadını farklı etkileyebilir. Anahtarlar unutulabilir veya randevular, doğum günleri unutulabilir. Östrojen düzeyi düşük ve stres düzeyi yüksek olanlarda geçici hafıza kayıpları daha fazladır.

Libidoda(cinsel aktivite arzusu)azalma %20-%40 kadınlarda görülmekle birlikte, seks terapistlerin bu durumuneşlerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ,ve ikili ilişkide sorun olduğunda bir problem olarak görülüp tedavi edilmesi gerektiğini vurgulamaktadırlar.

Vajinal kuruluk, östrojen hormonun azlığına bağlı olarak cinsel ilişkide ağrıya neden olabilir.Vajen duvarları hormonun azalmasına bağlı olarak gittikçe incelmektedir.Lokal östrojen3(östriol) içeren kremler ,hormon kullanmayan kadınlarda bile vajinal atrofi ve kuruluk için haftada bir kadının ömrü boyunca kullanılabilir ve cinsel yaşamına destek olabilir.Bu kremler lokal etki ederek, meme ve rahim iç tabakası kanseri riskini arttırmazlar.

Menopozda östrojenlerin azalması inkontinens dediğimiz farklı tipleri olan idrar kaçırma risklerini arttıracaktır. Mesane boynunun sarkmasına bağlı olan öksürünce ,ağır kaldırınca ortaya çıkanidrar kaçırmanın (stres inkontinens)önlemi kilo vermek ve kegel egzersizleriyle pelvis tabanını güçlendirmektir.Yakınmalar devam ediyorsa operasyonla mesane tabanı yukarı kaldırılır.Mesane kapasitesinin ve sinirsel uyarılarının etkilendiği idrar torbasının sürekli dolu gibi hissedildiği urge inkontinens,ve mesane ancak aşırı dolunca koşturarak boşaltmaya çalıştığımız overflow inkontinenste ise ilaçlı tedavi olanakları vardır.

Memelerde ağrı ve gerginlik hissi menopozda da karşımıza çıkabilir. Memeye dokununca veya basınç uygulayınca artabilir. İki aydan fazla süren ağrılarda , meme başında akıntı saptandığında veya kitle şüphesinde doktora başvurulmalıdır.

Kilo alınması,özellikle göbeklenme hormonal değişimin sonucu olarak menopozda karşımıza çıkacaktır. Bir çok kitapta kilo alımının yaşlanmaya bağlı ve metabolizmanın yavaşlamasına bağlı olduğu , hormonların azalmasıyla vücut yağ dağılımının değiştiği veyapacak çok fazla şey olmadığı vurgulansa bile uygun diyet ve egzersizin önemi yadsınmamalıdır.

Sindirim problemleri, bulantı ,mide krampları ve fazla gaz üretimine bağlı karında şişlik bazı kadınlarda artabilir.Bu durum menopozda sağlıklı beslenme amacıyla (aslında doğru bir yaklaşımdır)diyetinde bol tahıl,sebze ve meyveye yer veren kadınlarda geçici olarak olabilir ve normal bir durumdur.Üç günden fazla devam eden sindirim problemlerinde ise diğer nedenler araştırılmalıdır.

Menopozda bazen nereden geldiğini anlamadığımız periyodik olarak artan karında ani şişkinlik hissi sıvı tutulumuna bağlı ve karında gerginlik olabilir. Vücut yaşlandıkça süt şekeri olarak bilinen laktozu sindiren laktaz enzimini daha az üretir ve sindirilmemiş süt şekeri fermentleri gaz, karında şişkinlikyakınmalarının artmasına yol açar. Bu yakınmalar üç günden fazla sürdüğünde doktora başvurmakta yarar vardır.

Herhangi bir tahriş bulgusu olmadan ağızda, dilde ve dudaklarda yanma, ağızda kötü tat hissi menopozda ve birçok farklı hastalıkta toplumun yaklaşık % 5 inde görülmektedir. Kadınlarda erkeklere göre 7 kat fazladır ve 60 yaş üzerinde daha sıktır.

Gingivit dediğimiz diş etlerinde kanamalarının artmasıyla kendisini gösteren durum menopoz dışında birçok ciddi hastalığın da habercisi olabilir ve izlenmelidir.

Vücut kokusunun değişmesi ve ter kokmak kavramı menopozdaki kadınlar için kısmen doğrudur. Gerçekte vücudumuzda iki çeşit terleme mevcuttur. Ekrin terleme tüm vücutta olur ve kokusuzdur, organizmanın vücut sıcaklığını kontrol etmek için olur. Apokrin terleme ise koltuk altındaki bezlerin yoğun salgılaması sonucudur ve bu da kokusuzdur, ancak cilt yüzeyine gelen bakterilerle koku oluşacaktır.Hijyen koşullarına uymak ve antibakteriyel sabunlar bu sorunun çözümü olacaktır.

Allerjilerin birçok nedeninin hormonal değişimlere bağlı olduğunu bilmekteyiz. Menopozda yumurtalıklardan salgılanan östrojen ve progesteron hormonlarının azalması kadının daha çok allerjik reaksiyonlar göstermesine neden olacaktır.

Menopozdaki kadınlar özellikle kol ve bacaklarda aşırı hassasiyet, gıdıklanma, üzerinde böcekler dolaşıyor veya ısırıyor gibi bir his algılayabilir. O kolun üzerine yatınca veya bası olunca yakınmalar ortaya çıkar ve pozisyon değişince hemen düzelir. Fakat bu his tüm vücuttaysa, kas zayıflığı veya başka ek bulgular varsa birçok diğer hastalığın da göstergesi olabilir.

Vücudun birçok bölümünde kaslarda gerginliğin artması, ağrılar, kasılma ve sertleşmeler dengesiz beslenen ve egzersiz yapmayan menopozdaki kadınlarda daha fazla karşımıza çıkacaktır. Egzersiz vücudumuzun doğal ağrı savaşçıları olan endorfinleri arttırarak yakınmaları azaltacaktır.

Menopozda kandaki östrojen düzeyi düşünce cildi gergin, taze ve dirençli tutan kollajen üretimi de azalacaktır. Cilt, ince, kuru, kolay dökülebilir olacak ve yaşlı görünecektir. Kollajen kaybının menopozun daha başlangıcında çok daha hızlı olduğu dabilinen bir gerçektir..Ciltte kaşınmalar ve hissizlik artabilir. Birçok kadın cilt bulgularının el bileklerinde ve yüzde başladığını belirtmişlerdir.Hormon tedavisi alamayacak kadınlar için yaşam şeklinde ve kişisel bakımda değişiklikler önerilebilir.

Menopozda cilt bakımında önerilenler:

Sağlıklı diyet; omega-3 yağ asitlerinden zengin gıdaların alımı (somon, ceviz,sardunya balığı , ketentohumu) ve yeterli B vitamini alımı önerilir.

Daha fazla su içilmesi cildin içerden dışarı doğru hidrasyonunu arttırarakciltteki kuruluğu azaltır.

Cildi tahriş edebilecek ve ateş basmalarını olumsuz etkileyebilecek, uzun sıcak duşlar yerine kısa ılık duşlar önerilir. Duştan sonra nemlendirici kullanılmalıdır. Cildi tahriş etmeyen sabunlar seçilmelidir.

Yüksek koruma özellikli kaliteli güneş kremleri kullanılmalıdır.

Sigara, aşırı güneş ışınları, stres ve uykusuzluktan uzak durulmalıdır.

Yukarıda bahsettiğimiz bulgular kadınların yaşamını doğrudan etkileyen yakınmalardır ve buz dağının sadece tepesini oluşturur. Östrojenin azalmasıyla kadın vücudunda bazı temel değişiklikler oluşur. Kemik yapımı ve yıkımı dengesi bozulur,osteoporoz(kemik erimesi )riski artar,damarlarda ve içeriğinde yapısal değişiklikler nedeniyle damar sertliği(ateroskleroz) ve koroner kalp damar hastalığı riski artar,beyinde sinir hücreleri arasında iletişimi sağlayan synapslar arası ilişki bozulur ve Alzheimer(demans,bunama,hafıza kaybı)riski artar.Kısacası menopozla birlikte kadınlar, erkeklerden farklı olarak daha hızlı inişe geçerler.

Burada sigara kullanımının osteoporoz ve kalp damar hastalıkları riskini çok arttırdığını vurgulamalıyız. Fiziksel aktivite ve egzersizin ise riskleri tam aksine azalttığını biliyoruz. Aşırı zayıf kadınlarda osteoporozun, kilolu kadınlarda ise kalp damar hastalıklarının fazla olduğu gerçeğini kabul etmeli ve dengeli beslenmenin önemini vurgulamalıyız. Beslenmede margarin gibi katı yağdan , zeytinyağı gibi sıvı yağ alımına geçmeli,süt ürünleri,sebze,salata ,meyve ve lifli gıdaların alınmasına ve bol su tüketilmesine özen göstermeliyiz.Özellikle osteoporoz riskini azaltma amacıyla 1500 mg a kadar kalsiyum ve 400 mg D vitaminin önemini vurgulamalıyız.

Osteoporoz riski menopozdan sonra ilk 5 yıl çok hızlı bir şekilde artmaktadır.(Heryıl kemik kütlesinde%4 azalmaolur),daha sonra yavaş olarak devam eder(her yıl kemik kütlesinde %1 azalma ).Hormon destek tedavisinin kemik erimesini (osteoporozu)yarı yarıya yavaşlattığını biliyoruz. Özellikle hormon kullanılması uygun kadınlarda ilk 5 yıl hormon destek tedavisinin yararını belirtmeliyiz. Yapılan çalışmalarda da meme kanseri riskinin 5 yıl hormon kullanan kadınlarda artmadığını vurgulamalıyız.

Hormon destek tedavisi östrojen ile birlikte progesteron veya sadece östrojen hormonu içerir. Ülkemizde hormon destek tedavisinde haplar,cilde yapıştırılan yamalar ve hormon içeren araçlar kullanılabilmektedir.Sadece östrojen içeren tedaviler,progesteron eksikliğinde rahim iç zarı kanseri riskini arttırdığı için sadece rahmi alınan kadınlarda kullanılabilir.Ayrıca bu kadınlarda progesteron verilmediği için meme kanseri riski de belirgin olarak artmamaktadır.

Hormon destek tedavisinde meme kanseri riski nedeniyle günümüzde kabul gören süre en fazla 5 yıldır.60 yaş üstünde vajinaya kullanılan lokal hormonlar haricinde hormon tedavisi önerilmemektir. Erken menopozda (40 yaş öncesi menopoz)durum farklıdır ve hormon destek tedavisi 51 yaşına kadar önerilmektedir.

Alzheimer,erken bunama,unutkanlık gibi demans bulguları hormon kullanan 60 yaş üzeri (60 yaş üzeri zaten artık önerilmiyor)kadınlarda arttığı,daha genç yaşlarda kullananlarda ise azaldığıyla ilgili çalışmalar mevcuttur.Bu nedenle Alzheimeri önlemek amacıyla hormon kullanmının yaraıı konusunda net bilgi yoktur.

Hormon kullanmayan 10000 kadının 10000 kullanan kadınla karşılaştırıldığı en çok bilimsel olarak ciddiye alınan WHI çalışması sonuçları 2002 den 2008e kadar hormon kullanımındaki çekinceleri etkilemiştir. Bu çalışmada hormon kullanan kadınlarda kullanmayanlardan 8 meme kanseri,8 inme,7 kalp krizi kullanmayanlara göre daha fazla gözlenmiştir. Hormon kullanan kadınlarda ise 6 kalın barsak kanseri ve kemik erimesine bağlı 5 kalça kırığı daha az gözlenmiştir.

Kısaca hormonlar kalın barsak ve kemik erimesi riskini azaltmaktadırlar. Hormonların başta ateş basmaları ve uykusuzluk olan başlangıçta belirttiğimiz diğer yakınmaları etkin bir şekilde tedavi ettiklerini vurgulamakta yarar vardır.

Hormon destek tedavisi süresince başlangıçta adet kanamasına benzer şekilde düzenli, sonra azalabilen çekilme kanamaları görürler. Belirli bir süreden sonra kanama gelmeyebilir. Hormon tedavisi süresince kanama artışı ve ara kanamaları olmayan kadınlarda rahim iç duvar kalınlığı 6 aylık aralarla vajinal ultrasonografi ile ölçülür.4-5 mm altında kalınlıkta rahim içi kanseri riski olmadığı bilinmektedir.

Hormon destek tedavisinin hangi kadına ne kadar süre uygulanabileceği bireysel olarakdeğerlendirilmelidir.

Bitkisel tedavilerle (ginseng, soya ve diğer herbal tedaviler ) ile ilgili dünyada ve ülkemizde bir çok seçenek sunulmaktadır. Bazılarının ateş basmaları gibi belli menopoz bulgularını azalttığı söylenebilir. Ancak kanıta dayalı, bilimsel çalışmalarda yeterli veri yoktur.Ayrıca bu tedavilerde kadın yaşamını riske sokabilecek pıhtılaşma bozuklukları ve karaciğer fonksiyonlarında bozulmalar saptanmıştır.

Hormon destek tedavisi alsın, almasın menopozda her kadının yıllık düzenli mamografileri için sağlık kuruluşlarına başvurmalarını hatırlatmakta yarar vardır.

Rahim ağzı kanseri riski de unutulmamalı , smear testleri her yıl tekrarlanmalıdır. Risk grubunda olmayan üç yıl arka arkaya smear testi normal olan kadınlar 65 yaşına kadar üç yılda bir smear testi uygulanabilir.

Kadınların yaşam kalitesinin menopozda da korunması dileğiyle.


İzmir Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!