Mezotelyoma
Asbest ısıyı iyi iletmeyen bir doğal silikattır. Bu nedenle on dokuzuncu yüz yılın ikinci yarısından sonra; ısı, elektrik vb. bir çok iş sektöründe kullanılmıştır. Günümüzde de asbest endüstride fren balata sistemleri, ısı izolasyon materyalleri ve yalıtım materyalleri üreten iş kollarında ve gemi sanayisinde kullanılmaktadır. Yirminci yüz yılın ikinci yarısından sonra kanser yapıcı olduğu ortaya çıkınca, asbest kullanım alanları kısıtlanmıştır.

Asbestin fizik yapı olarak;

1. Düz (amphibol) asbest

crocidolite (mavi asbest),

amosite (kahverengi asbest),

tremolite,

anthophollite ve

actinolite

2. Eğri lifli (chrysotile) =Beyaz asbest
iki türü vardır.

Beyaz asbest endüstride kullanılan asbest türü olup, diğer asbest türlerinin çıkarılması ve kullanılması yasaklanmıştır.

Sağlık için en tehlikelileri mavi asbest ve kahverengi asbesttir. Bunların kullanılışı birçok ülkelerde yasaklanmıştır.

Mavi asbest kullanımı birçok ülkelerde yasaklanmış olmasına karşın daha az kanser yapıcı olduğu düşünüldüğü için bazı ülkelerde sıkı kontrol altında kullanılmaktadır.

Asbest sadece solunum yoluyla vücuda girdiğinde hastalık yapabilmektedir. Sebep olduğu hastalıklar, selim veya habis olabilmektedir.

Birinci grubun içinde, akciğer zarında fibrosis, kalsifikasyon (Kireç oturma), effüzyon (sıvı toplanması); akciğer dokusunda fibrosis (asbestosis) yer alır.

İkinci grupta ise, akciğer zarı ve peritonun(karın içi zarı) maliğn mezotelyomaları, akciğer kanserleri ve az da olsa gırtlak ve sindirim organı kanserleri bulunur.

Malign mezotelyoma plevra-akciğerleri saran zar- (%90), periton-karın içini döşeyen zar- (%6-10) ve perikard-kalbi saran zar- boşluklarının seröz yüzeylerinden köken alan bir tümördür. Nadir olarak testisde (Üzerindeki zarda) de gelisebilmektedir.

Hiç sigara içmeyen ve endüstriyel ilişkisi olmayan kişilerde akciğer kanser riski 1 kabul edilirse, bu oran günde 20 sigara içenlerde 45'e, hem sigara içen ve hem de asbest tozu soluyanlarda ise 92 katına çıkmaktadır. Kanserojen olan sigara ve asbest birlikte olduğu zaman insan sağlığı için çok tehlikeli bir mineral olabilmektedir. Türkiye'de kırsal bölge erkeklerinin sigara içme oranı %70'leri bulduğunu ve bununla birlikte asbest lifi soluduğunu var sayarsak halkımızın ne kadar yüksek kansere yakalanma riski olduğunu anlarız.

Malign Mezotelyomanın İlk kez 1960 yılında Wagner ve arkadaşları tarafından Güney Afrika'da asbest teması ile ilişkili olarak meydana geldiği bildirilmiştir. Bu tarihten sonra asbest teması ve mezotelyoma oluşması arasındaki ilişki çok sayıda çalışma ile kanıtlanmıştır.

Batı ülkelerinde mesleksel veya asbest madenleri çevresinde yaşayanlarda oluşan çevresel temas sonucu gelişen mezotelyoma; Türkiye, Kıbrıs, Yunanistan, , Afganistan, Korsika, Bulgaristan gibi ülkelerde asbest ile karışmış toprağın (beyaz toprak) ev işlerinde kullanılması sonucunda gelişmektedir.

Türkiye'de, Orta ve Güneydoğu Anadolu'da önemli bir halk sağlığı problemi oluşturmaktadır. Türkiye'de ayrıca Kapadokya bölgesinde 3 köyde (Tuzköy, Karain ve Sarıhıdır köylerinde) diğer asbest olmayan bir mineralin MPM epidemisine yol açtığı bulunmuştur. Bu mineral fibröz "zeolite" (erionit) olarak adlandırılmaktadır.

Erionit en güçlü karsinojen (Kanser yapıcı) olarak kabul edilmekte olup, bu köylerde evlerin yapıldığı tüf kayaları ile evlerin dayanığı ve kiler olarak kullanılan mağaraların duvarlarında bulunmuştur.

Türkiye'de insidans hakkında kesin bilgi vermek mümkün değildir. Fakat sorunun boyutları büyüktür. Deneysel çalışmalar ile erionitin beyaz asbestten 300-800 kat, mavi asbestten ise 100-500 kat daha karsinojen olduğu gösterilmiştir.

Asbestin selim veya habis hastalık yapabilmesi için, solunduktan 20-40 yıl bir sürenin geçmesi gerekmektedir. İnsanlar asbesti, iş ortamında veya çevresel yolla soluyabilir. Az da olsa, asbest işçisinin giysisine takılmış olan tozu evdeki yakınları olarak soluyabilmektedir.

Türkiye'de Orta Anadolu'da yaklaşık olarak 16 milyon kişinin kırsal bölgede yaşadığı kabul edilmektedir. Bunların yirmi yaşın üstündekilerin yaklaşık % 25'inde asbeste bağlı selim plevral hastalıklar bulunmaktadır. Bu oran yaş ilerledikçe doğrusal olarak artmakta ve % 80'lere ulaşabilmektedir.

Asbest denilince akla Malign mezotelyoma gelmektedir. Batı dünyasında maliğn mezotelyoma insidansı( görülme sıklığı) 1- 2.2 / 1.000.000 / yıl iken Türkiye'de yılda en az 500 kişide bu hastalık görülmektedir. Türkiye'de yeterli istatistiksel çalışma olmamakla birlikte plevral mezotelyoma oluşma riski 996/100.000 kişi/yıl olarak tahmin edilmektedir.

Batı ülkelerinde emekli asbest işçisi hastalığı olan malign mezotelyoma, ülkemizde orta yaş hastalığı durumundadır. Bizim kırsal bölgemizin insanları asbesti çevresel yolla solumaktadır. Yukarıda bildirilen yıllık sayının en fazla onu mesleksel asbest solunmasıyla meydana gelebilmiştir. Yani, batı dünyasının mesleksel hastalığı, bizim çevresel hastalığımızdır. Türkiye'de asbest liflerinin solunması, içinde asbest bulunan beyaz toprağın, "Ak toprak", "Gök toprak", "Ceren toprağı" "Çelpek" gibi çeşitli isimlerle, kireç, sıva, çatı ve zemin toprağı olarak kullanılmasından gelmektedir. İç Anadolu köylerinde bu amaçla kullanılan toprağın çoğunun içinde hiçbir endüstriyel değeri olmayan tremolite asbest bulunmaktadır. Bu tür asbestin lifleri tıpkı mavi ve kahverengi asbest gibi ince uzun veya kalın olabilmektedir.

Ülkemizde çevresel yolla asbest solunmasına bağlı hastalıkların en yoğun olduğu bölgeler: Eskişehir'in Mihallıççik ilçe ve köyleri, Konya Ereğli'sinin Halkapınar ve Ayrancı köyleri, Çankırı'nın Ilgaz ve Şabanözü köyleri ve Yozgat'ın Sorgun ilçesi ve köyleri, Sivas'ın Yıldızeli ve Şarkışla köyleri, Güney Doğu Anadolu bölgesinde Diyarbakır'ın batısındaki Ergani ve köyleri, Elazığ'ın Maden ve Polu köyleri, Malatya, Adıyaman ve Urfa'nın Siverek ilçesi yer almaktadır. Karadeniz'in sahil bölgeleri ve Doğu Anadolu yerleşim yerlerinde asbestle ilgili hastalık bulunmamaktadır. Trakya'nın birkaç köyünde asbest solunmasına bağlı beniğn plevral değişikliklere rastlanmıştır. Ege bölgesinde sadece Denizli'in Tavas ilçesi köylerinde, Burdur'un Yeşilova bölgesi, Kütahya'nın Aslanapa ve Gediz ilçesi, Afyon'un Elmadağ ilçesi köylerinde sporadik asbestle ilgi hastalıklar bulunmuştur. Akdeniz bölgesinde, Toros dağları yamaçlarındaki köyler ve Hatay'ın Kırıkhan ve Reyhanlı köylerinin bazılarında tremolit asbest içiren toprağın yukarıda bahsedilen yolla kullanılması sonunda iç ortam havanının solunmasıyla asbesle ilgili hastalıklar gelişmektedir.

Binlerce yıl önce Erciyes, Hasandağ ve hemen yakınındaki Melendiz dağlarının volkanik lavlarının örttüğü, yabancıların Cappadocia, bizlerin Göreme dediği bölgede eşsiz doğa harikası olan jeolojik bir yapı ortaya çıkmıştır. Bu yörenin sadece üç yerinde, su ve tuz ile reaksiyona giren volkanik lavlar kristalize olarak lifsel yapıda erionite'nin oluştuğu yerlerde Karain, Tuzköy ve Sarıhıdır köyleri yerleşmiştir. Erionite'nin asbestin yaptığı hastalıkların tümüne sebep olduğu Göreme bölgesindeki çalışmalarla gün yüzüne çıkmıştır. Bu bölgedeki üç köyden ayrı olarak diğer köylerde seyrek de olsa malign plevral ve peritoneal mezotelyoma endemisi olduğu Prof Dr. İzzettin Barış ve ark tarafından yapılan çalışmalarda gösterilmiştir. Kanserin oluşmasında esas etken erionite olmakla beraber genetik yatkınlık da ek faktör olarak etkilidir.

Mezotelyomada belirti ve bulgular

Mezotelyoma çoğunlukla akciğer zarları arasında sıvı artışına neden olduğu için ilk belirtiler genellikle sırt, göğüs ve yan ağrısı( nefes alıp verince batma şeklinde ağrı)dır. Ağrı giderek artar ve devamlılık kazanır. Plevra boşluğunda biriken sıvı miktarının artması ile hastada nefes darlığı ortaya çıkar. Bunun dışında öksürük, hastalığın yaygınlığı ile ilişkili olarak karında şişme, karın ağrısı gibi belirtiler de olabilir.

Mezotelyomada tanı

Bu belirtilerle hekime başvuran hastanın fizik muayenesinde genellikle göğsün hasta tarafının sağlam tarafa göre hafif küçülmüş olduğu saptanır. Hastalığın olduğu tarafta akciğer zarları arasında sıvı toplanmasına bağlı olarak dinlemekle solunum sesleri azalmıştır ya da işitilmez. Standart akciğer grafisi ve bilgisayarlı tomografik tetkikte plevra boşluğunda sıvı toplandığı akciğer zarının akciğeri bir zırh gibi saracak şekilde kalınlaşmış olduğu görülür.

Radyolojik yöntemlerle plevra boşluğunda sıvı saptanan hastadan bir enjektör yardımı ile bir miktar sıvı alınarak incelenir. Sıvıda tümör hücrelerinin görülmesi ile nadir olgularda mezotelyoma tanısı konulabilir ancak kesin tanı için çoğu kez doku tanısına yani biyopsiye ihtiyaç vardır. Biyopsi kapalı plevra biyopsisi, açık plevra biyopsisi ya da torakoskopik yöntemlerle yapılabilir.
Hastaların başvuru anındaki yaşı ortalama 50 yaştır.

Olguların yaklaşık %25'i 40 yaşın altındadır. Mesleksel temas sonucu gelişen mezotelyomada ise hastalar daha yaşlıdır.

Çevresel nedenli MPM olgularında erkek/kadın oranı 1.1 ile 1.9 arasında değişmektedir; yani nispeten eşittir.

Hastaların semptomlarının başlaması ile başvurmaları arasında geçen süre ortalama 5 aydır.

Tedavi

Biyopsi materyalinin incelenmesi ile mezotelyoma tanısının konulmasını takiben tedavi planlaması yapılmalıdır. Mezotelyomanın epitelyal, sarkomatöz ve mixt tip olmak üzere 3 alt grubu vardır. Sarkomatöz ve mixt tip mezotelyomada kemoterapi ve radyoterapi uygulanırken, epitelyal tip mezotelyomada karşı akciğer ya da diğer uzak doku ve organlara metastaz yoksa cerrahi tedavi seçeneği de mevcuttur. Cerrahi girişim sonrası hastaya kemoterapi ve radyoterapi de uygulanmalıdır.

Uzm. Dr. Sevin KARALAR


İstanbul Göğüs Hastalıkları uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!