Yaşantımızın sonucunda kazandığımız deneyimlerimizin hepsi birbirinden değerli ve özeldir. Yaşanılan her bir olayın bir nesne ile verdiği duygu tarif edilmez ölçüdedir. Nesnenin ne olduğunun hiçbir önemi yoktur. Nesne anne ya da bir cisim olabilir. Asıl olan nesne olmasıdır. Size duygu-düşüncelerimiz sonucunda ortaya çıkan tepkilerimizden bahsetmek istiyorum. Ve
bunların doğuracağı patolojik sonuçlara da değinelim.
‘’Günlük yaşantımızda en çok haksızlığa uğrayanlar kimlerdir?’’ diye sorsam vereceğiniz cevap hiç şüphesiz; ‘’Haksızlığa ve zulme karşı susanlar.’’ Olacaktır. Oralardan bir yerden duyar gibiyim.
Peki ya susturulanlara ne demeli? İşte bugün tam olarak anlatmak istediğim konuya geliyoruz.

MOBBİNG.

Ben buna artık MOBİL MOBBİNG demeye başladım. Neden mi? Çünkü online olarak ya da normal olarak bu baskıya maruz kalıyoruz. Maruz kalıyoruz çünkü maruz bırakılıyoruz. Yapılan araştırmalara göre mobbing uygulaması en çok özel sektörde ya da devlet dairesinde çalışan üst makamdaki kişiler tarafından uygulanmaktadır. Peki, insanlar neden birbirlerine bu tür davranışlarda bulunuyorlar, bir de uzman gözüyle yorumlayalım.

Psikoloji; insan davranışlarının temelinde yatan duygu, düşünce ve davranışları inceleyen bilim dalına denir. Biz de bu şekilde duyguyu, davranışı ve düşünceyi hep birlikte sesli bir şekilde düşünüp değerlendirelim. Duygu; Yetersizlik, güçsüzlük, değersizlik ve kabiliyetsizlik… Düşünce; Her şeyi kontrol altına alma ve her şeyden haberdar olma isteği, insanların bu yetersizlik duygusunu fark etmemeleri için elinden geleni yapmak, olarak tanımlayabiliriz. Davranış; İnsanları ezmek, onları mahcup duruma düşürmek, kötü sözler sarf etmek ve hakaret ederek rencide etmek… İnsanları bu gibi davranışları biz psikologlar tarafından fark edildiğinde ise mobbingi uygulayan kişi bunu yapma sebebini şöyle bir bahane ile örtmeye çalışır. ‘’İşlerini daha iyi yapmaları için yapıyor, onlara motivasyon sağlamak amacıyla böyle davranıyorum.’’ Bu sığ ve akılsız düşünceler tabi ki de çalışanlar tarafından fark ediliyor ve onlara uygulanan bu Mobil Mobbing’e maruz kalmamak için seslerini çıkarıyorlar. Buradan siz değerli okuyucularıma da seslenmek istiyorum;

Çalıştığınız iş yerinde veya kurumda bir iş arkadaşınız ya da kendiniz bu duruma maruz bırakılıyorsanız, öncelikle müdürünüz ya da amiriniz ile konuşmanızı tavsiye ediyorum. Yetkili kişiler ile görüşüp bir sonuç alamadınız, onlara bir yaptırım uygulanmadıysa yapmanız gereken tek şey bir psikoloğa gitmek olacaktır. ’Benim sorunum yok sorunu olan kişi karşımda duruyor.’’ Diye düşünüp bunu lütfen tersi şekilde algılayıp yanlış anlaşılmalara yelken açmayalım. Unutmayalım ki karşımızdaki kişinin kendisine verdiği zarar zaten ölçülemez. Biz de onun bize uğrattığı etkilere daha da fazla maruz kalmamak ve en aza indirmek için geliyoruz. Peki, neden en çok sana uygulanıyor diye düşündün mü?

Gördüğüm klinik vakalar ve çalışmalar bana şöyle bir sonuç veriyor; Eğer gerçekten böyle bir saldırı başınıza geliyorsa ve devamında buna karşı ses çıkartmadan daha fazlası yapılıyorsa genellikle sizin özgüven ile alakalı yaşadığınız problemlerden dolayı zafiyetiniz kullanıyor ve size bu saldırıyı gerçekleştiriyordur. Kişiler genellikle toplum içerisinde kendisine yapılan bu tür mobile mobbinglere karşı tepki vermeyince uygulayan kişideki algı daha çok -Nasılsa olsa bana iş yerinde sesini çıkaramaz.- şeklinde oluyor. O yüzden bu nokta da karşı tarafa özgüven ile alakalı problemimiz olduğunu hissettirmemeli ve bu şekilde davrananlara karşı tepkimizi anında göstermeliyiz.

Bize karşı yapılan haksızlığa sessiz kalmak aslında kendimize yaptığımız büyük bir haksızlık değil midir? Peki, sonuçları neler oluyor biraz da bu pencereden bakmak, kendimizi mercek altına alıp izlemenin daha da açıklayıcı olacağını düşünüyorum.

Sürekli karşılaştığımız sorunlara hem teleskopik hem de mikroskobik olarak yaklaşmayı tercih ediyorum. Bunların en çok da bizde doğuracağı psikolojik sorunlar nelerdir diye sorarsanız Anksiyete (Kaygı Bozukluğu) olacaktır. Nedeni ise kişi, bu durumda her zaman kaygı duyacak acaba sıra ne zaman bana gelecek diye devamlı pimi çekilmiş bomba gibi hissedecektir.

Akabinde devam eden rahatsızlığın depresyon olması da kaçınılmazdır. Zaten iki rahatsızlığın bir arada görülmediği durum yok denecek kadar azdır. Bu noktada dediğim gibi kar-zarar analizi yaptığımız zaman yerinde ve doğru tepkiler verilmediğinde başımıza gelecekleri güzelce özetleyen bir tablo olarak karşımıza çıkar. Kaybettiklerimiz –farkındaysanız- sessizliğimizin önüne geçip hem bize hem de çevremize zarar verecek bir tablo ile karşılaştırdı. Umarım bu yazım bütün mobbing mağdurları ve bu mağduriyeti yaşayanlar için bir son olur. Onlar için bir ışıktan daha da öte bir aydınlık olsun.


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!