Müzakere etme yeteneği; tatminkar bir cinsel yaşam ve evlilik ilişkisinin çok gerekli bir içeriğidir. Gerçekte müzakere etme yeteneği birçok aile, evlilik ve cinsel terapi kitaplarında yer almamaktadır. Ancak şimdi bu yeteneğin olmadığı ya da eksik olduğu ilişkilerin yürümeyeceğini biliyoruz. Belki kötü olarak yürüyebilir ve sıkıntılar çiftin peşini bırakmayabilir. Bir evliliği sonlandırmamak eşlerin birbirlerini sevdiği ya da müzakere edebildiği anlamına gelmez. İktidarın müzakeresi hem sahip olunanın yani materyal kaynakların hem de yapılanın hizmet ve bilginin müzakere manasına gelir. Sahip olunan ve yapılan üzerine kavgalar çoğunlukla mahrem olma ve mükemmellik talep etmeden beraber önemli olma sorunlarını paylaşma yeteneksizliğinden çıkmaktadır. Bu nedenle mutlu bir evlilik için iktidarı paylaşabilme becerisi şarttır. Müzakere etmek öğrenilmesi zor bir yetenektir, çünkü model aldıklarımız genellikle bize bunu gösterme konusunda başarısız olurlar. Bundan dolayı müzakere etme yeteneği aynı nedenden ötürü aşık olma yeteneği gibi öğrenmesi zordur. Hepimiz öyle ya da böyle denemeler sonucu öğreniriz. Ancak bunun maliyeti yüksektir ve çoğumuz da sonuca ulaşamayız. Burada sözü geçen müzakere ile anlatılmak istenen pazarlık, sorun çözme ve karar verme sürecinin şu değişmez sahneleri izlemesidir: Sorunları tanımlama, maliyet ve getirileri ile olası çözümleri önerme, kararlaştırılmış bir eylemi uygulama, sonuçlarını değerlendirme ve eylemi aynen devam ettirme ya da başarısız olma koşulunda bir alternatifi ile değiştirmeye karar verme. İktidar otoriteden oluşur ki bu otorite kararlar alır ve sorumluluk üstlenir, bir eylemin uygulanması görevini üstlenir. Hem otorite hem de sorumluluk dengeli bir şekilde ve eşleri tatmin eden bir eşitlikle müzakere edilip paylaşılabilir veya dengesizlik oluşur, eşlerden birinin öz önem hissinin veya statüsünün diğerinin düşük statüsüne rağmen başarıya ulaştığı tatminsiz bir ilişki ortaya çıkar. Bu koşullar altında sadece müzakere imkansız değildir, ayrıca mahremiyet de imkansızdır, çünkü bunlar eşlerin eşit olarak görüldüğü ilişkilerde başarılabilir. Müzakere yeteneği 3 koşul altında hızlı bir şekilde artar: Evliliğin işlevsellik düzeyi yani düzey ne kadar yüksekse başarılı müzakere ve dolayısıyla sonuç getirme ihtimali o kadar yüksektir; her eşin de yeterlilik düzeyi yani yeterlilik düzeyi ne kadar yüksekse başarılı müzakere şansı o kadar yüksektir ve müzakere edilecek motivasyonun kalitesi ve mevcudiyeti. Örneğin tatminkar bir işlevsellik düzeyine ve belli bir yeterlilik düzeyine ek olarak biri müzakere isteği duyabilir. Daha önce belirtildiği üzere, müzakere yeteneksizliğimiz çoğunlukla incinme korkusundan ve acıları paylaşma yeteneksizliğinden çıkmaktadır, ki bu duygusallığımız ile ne kadar yakın olduğumuzdan başlayan bir süreçtir. Duygularımız ne kadar yakın ya da uzak olduğumuza karar verir. Başarılı bir müzakere için en önemli koşul motivasyondur. Motivasyon kapsamında ilgilenilmesi gerekenler; kişinin kendisi, evliliği, çocuklar, ebeveynler, kardeşler, eşinin ailesi, iş, arkadaşlar ve boş zamandır. Aile içi önceliklere ek olarak, kişi kendi bağlantıları, inançları ve bağlılıkları ile de ilgilenmeli ve sahip olma, yapma ve var olma gibi kaynakların kullanımı ile de uğraşmalıdır. Bu öncelikler kötü tanımlandığında, karıştığında kişinin kendisini bilmesi ve neyin daha önemli ya da ilgili olduğunu anlaması zorlaşır. Erkekler kendilerini tipik olarak işleri ile tanımlarlar yani erkekler kendilerine işlerine göre mesleki tanımlar yaparken, kadınlar için bu tanım anneliktir. Her şekilde benlikten, iş, evlilik ve çocuklar için vazgeçilmiştir. Kültürümüzün zor kıldığı benliğimizi başarmak, hayatın kaynağından kendimizi ayırt etme bilgisini ve temel birleşme hissini yeniden yakalamak için süregelen bir mücadeleyle bütünleşmeyi gerektirir. Benlik sınırsız hayallerimiz ile sınırlı anlayışımız arasındaki gerginliğin acı dolu bir farkındalığıdır.


Ankara Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!