Yumuşak doku hastalıkları (eklem dışı romatizmalar) kemik ve eklem dışındaki diğer dokulardan kaynaklanır. Romatizmal ağrıların %60 kadarı yumuşak doku kaynaklıdır. Travma: Yumuşak dokuların yaralanmaları, travma ve mekanik zorlanmaları başta gelmektedir. Tekrarlayıcı travmalar önemli bir grubu oluşturur, enfeksiyon, enflamatuvar hastalıkların yumuşak doku tutulumu ,metabolizma ile ilgili hastalıklar Fibromiyalji Sendromuna yol açabilir. 2014 yılında yayınlanan ve çok ilginç sonuçlara sahip bir çalışmada; Leawitt ve Katz , hastalarda bilişsel bozuklukları değerlendirmişlerdir. Sözcüksel erişim teorisinin kullanıldığı FMS ,konuşma sırasında sözcüklerin hazırlanması hızlı bir şekilde gerçekleşti. Akıcı konuşma sırasında; iki veya üç kelime bir saniyede akla göre üretilir ve herhangi bir görüntü veya nesne anlaşılır ve 600 msn cinsinden ifade edilir. FMS olan hastalarda azalmış kelime işleme yeteneği izlendi. Ayrıca, FMS hastalarında % 48 kadar hız kaybı görülürken, FMS olmayan hastalarda bu oran sadece% 25’ti.
1990’larda 18 hassas noktanın 11’inde basınçla hassasiyet oluşturmak ve şikayetlerin en az 3 ay boyunca devam etmesi yeterliydi.
Ancak bu kriterlerle tüm hastaların teşhis ve tedavi edilemediği tespit edildi ve 2010 yılında daha detaylı yeni kriterler oluşturuldu. 2010 yılı kriteleri ise bölgesel ağrı semptomlarıyla FMS’in karışmasına neden olduğu için 2016 yılında yeniden revize edildi. 2016 ACR kriterlerinin 2010 kriterlerine göre farkı ;yaygın ağrı indeksinin minimum 4 kabul edilmesi, yaygın ağrı bölgelerinden çene, göğüs ve abdominal bölgenin çıkarılması, yine 2013 alternatif kriterlerine benzer şekilde dışlama tanısı olarak kabul edilmemesi ve Fibromiyalji Semptom Skalasının (veya polisemptomatik distres skalasının) tanı kriteri olarak eklenmesi sayılabilir. Böylece hem hekimin hem hastanın değerlendirmesini bu kriterlerle birleştirmiş olduğu, rejyonel ağrı bozukluklarının yanlış sınıflanmasını minimalize ettiği düşünülmektedir.
Tedavide ise aerobik ve dirençli egzersizler IA kanıt düzeyiyle protokolde en üst sırada yer alırken , pregabalin, gabapentin, SNRI olarak duloxetin , duloxetin ve pregabalin kombinasyonları, SSRI ve trisiklik antidepresanlar, demir, magnezyum, vitamin destekleri, transkranial manyetik stimülasyon, transkranial elektriksel stimülasyon, vagus sinir stimülasyonu, biofeedback, kognitif davranışsal tedaviler, multimodal tedaviler, kuru iğne, akupunktur, balneoterapi yöntemleri, sinir blokları, nöralterapi, kupa terapi, manuel terapiler ise daha düşük kanıt düzeylerinde yer almaktadır. Bunların yanında triptofanın diyette artırılması, özellikle emilimini etkileyen früktoz ve glukozun eliminasyonu da önerilmektedir.


İstanbul Fizik Tedavi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!