Obezite nedenleri ve diyet tedavisi
Obezite nedenleri ve diyet tedavisi

Şişmanlık (obezite)

Gelişen teknoloji aynı zamanda insanların beslenme alışkanlıklarını da olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Beslenme tarzındaki değişiklikler ve fiziksel hareket azlığı gibi bir takım olumsuz koşullar bir araya geldiğinde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de obezite (şişmanlık) görülme sıklığı artmaktadır. Yapılan çeşitli çalışmalarda ülkemizde fazla kilolu olma ve obezite sıklığının %10–40 oranında arttığı ve obezitenin özellikle çocuklarımızı ve gençlerimizi etkisi altına almaya başladığı belirtilmektedir. Obezite ile mücadele gerçekte pek çok hastalıkla mücadele demektir. Çünkü obezite, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum sistemi hastalıkları, kas-iskelet sistemi hastalıkları vb. pek çok sağlık probleminin oluşmasına zemin hazırlamaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından obezite “Sağlığı bozacak ölçüde vücutta anormal veya aşırı yağ birikmesi“ olarak tanımlanmıştır. Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18'i, kadınlarda ise %20-25'ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Erkeklerde bu oranının %25, kadınlarda ise %30'un üzerine çıkması durumu obezite olarak tanımlanmaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü'nün obezite sınıflandırması belirlemek için yaygın olarak Beden Kitle İndeksi (BKİ) kullanılmaktadır. BKİ, bireyin vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine (BKI= kg/m2) bölünmesiyle elde edilen bir değerdir. “BKİ boyuna göre vücut ağırlığının tahmin edilmesinde kullanılmakta, vücutta yağ dağılımı hakkında bilgi vermemektedir.”

Vücuttaki toplam yağ miktarından çok, yağın vücutta bulunduğu bölge ve dağılımı çok önemlidir. Çünkü vücuttaki yağın bulunduğu bölge ve dağılımı, hastalıkların morbidite ve mortalitesi ile ilişkilendirilmektedir. Bölgesel yağ dağılımı genetik olarak erkek ve kadınlarda farklılık göstermektedir. Android tip (erkek tipi) obezitede yağ başlıca göbek bölgesinde karında ve cilt altında, jinoid tip (kadın tipi) obezite ise gluteus ile femurlar üzerinde ve cilt altında toplanmaktadır. Bu dağılımın belirlenmesinde bel/kalça oranı kullanılmakta ise de, bel çevresinin tek başına kullanımının karın bölgesindeki yağ dağılımı için daha doğru ve daha basit bir yöntem olduğu kabul edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre bel/kalça oranı kadınlarda 0.85'den ve erkeklerde ise 1.0'den fazla ise android tip obezite olarak kabul edilmektedir. Bu durumda tip 2 diyabet, hipertansiyon ve iskemik kalp hastalığı riskleri artmaktadır. Tek başına bel çevresinin de erkeklerde 102 cm, kadınlarda 88 cm'nin üzerinde olması (Uluslar arası Diyabet Federasyonu (IDF) 2005'de bu rakamları 94 ve 88 cm'ye çekmiştir) kardiyovasküler hastalık riski ile ilişkilidir.
Obezitenin oluşmasında başlıca risk faktörleri aşağıda sıralanmıştır:

Şişmanlığın (obezitenin) oluşmasında başlıca faktörleri aşağıda sıralanmıştır.

1-Yaş
2-Cinsiyet
3-Eğitim düzeyi
4-Medeni durum
5-Doğum sayısı ve doğumlar arası süre
6-Sosyo – kültürel etmenler
7-Gelir durumu
8-Hormonal ve metabolik etmenler
9-Genetik etmenler
10-Psikolojik problemler
11-Yetersiz fiziksel aktivite
12-Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları
13-Sık aralıklarla çok düşük enerjili diyetler uygulama
14-Sigara- alkol kullanma durumu
15-Kullanılan bazı ilaçlar (antideprasanlar vb.)

Yapılan çalışmalarda, obezite görülme sıklığının anne sütü ile beslenen çocuklarda, anne sütü ile beslenmeyen çocuklara göre daha düşük oranlarda olduğu, anne sütü verme süresinin, tamamlayıcı besinlerin türü, miktarı ve başlama zamanlarının obezite oluşumunu etkilediği bildirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü 6 ay tek başına anne sütü verilmesini ve 6.aydan sonra emzirmenin sürdürülmesi uygun kalite ve miktarda tamamlayıcı besinlere tamamlayıcı besinlere başlanılmasını önermektedir. Bu amaçla büyümenin izlenmesi de büyük önem taşımaktadır.

Şişmanlığın (obezitenin) neden olduğu hastalıklar

Hipertansiyon

İnsülin direnci – Hiperinsülinemi

Tip 2 Diabetes Mellitus

Koroner arter hastalığı

Hiperlipidemi – Hipertrigliseridemi

Metabolik sendrom

Safra kesesi hastalıkları

Bazı kanser türleri (kadınlarda safra kesesi, endometriyum, yumurtalık ve meme kanserleri, erkeklerde ise kolon ve prostat kanserleri )

Osteoartrit

Felç

Uyku abnesi

Karaciğer yağlanması

Astım

Solunum zorluğu

Gebelik komplikasyonları

Menstruasyon düzensizlikleri

Aşırı kıllanma

Ameliyat risklerinin artması

Ruhsal sorunlar(Anoreksiya Nevroza-(yemek yememe) veya Blumia Nevroza-(kusarak yediği besinlerden yararlanmama), Binge Eating (tıkınırcasına yeme), gece yeme sendromu gibi ortaya çıkabilir veya bir şeyi daha fazla yiyerek psikolojik doyum sağlamaya çalışma)

Mikroalbüminüri

Özellikle sık aralıklarla ağırlık kaybetme ve kazanma sonucunda deri altı yağ dokusunun fazla olması nedeniyle deri enfeksiyonları, kasıklarda ve ayaklarda mantar enfeksiyonları

Kas-iskelet sistemi problemleri

Şişmanlığın (obezitenin) tedavisi

Oluşmadan korunma büyük önem taşımaktadır. Obezite tedavisi, bireyin kararlılığı ve etkin olarak katılımını gerektiren, tedavisi zorunlu, uzun ve süreklilik arz eden bir süreçtir.

Şişmanlığın tedavisinde amaç, gerçekçi bir vücut ağırlığı kaybı hedeflenerek, obeziteye ilişkin morbidite ve mortalite risklerini azaltmak, bireye yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmak ve yaşam kalitesini yükseltmektir. Vücut ağırlığının 6 aylık dönemde %10 azalması, obezitenin yol açtığı sağlık sorunlarının önlenmesinde önemli yarar sağlamaktadır.

Diyet tedavisi

Uygulanacak zayıflama diyetleri yeterli ve dengeli beslenme ilkeleri ile uyumlu olmalıdır. Amaç, bireye doğru beslenme alışkanlığı kazandırılması ve bu alışkanlığını sürdürmesidir. Vücut ağırlığı boya göre olması gereken ( BKİ= 18.5 – 24.9 kg/m2) düzeye indirilmelidir. Başlangıçta belirli hedefler konulmalıdır. Bu düzey; kişinin olması gereken ideal ağırlığı olabildiği gibi, ideal ağırlığının biraz üzerinde de olabilir. Vücut ağırlığı boya göre olması gereken ( BKİ= 18.5 – 24.9 kg/m2) düzeye geldiğinde tekrar ağırlık kazanımı önlenmeli ve kaybedilen ağırlık korunmalıdır.

Şişmanlığın (Obezite ) tedavisinde Zayıflama diyetinin özellikleri

Enerji: Bireyin günlük enerji alımı, haftada 0.5-1.0 kg ağırlık kaybını sağlayacak şekilde azaltılmalıdır. Birey yavaş ve uzun sürede zayıflatılmalıdır. Zayıflama diyetlerinde günlük enerji miktarının belirlenmesinde ilke; kişiye harcadığından daha az enerji vermektir. Bireyin bazal metabolizma hızı (BMH) veya dinlenme metabolizma hızı (DMH) altında enerji verilmemelidir.

Karbonhidrat: Günlük enerjinin yaklaşık %55-60'ı karbonhidratlardan sağlanmalıdır. Şeker gibi basit karbonhidratlar azaltılmalı (günlük enerjinin ≤%10), kurubaklagiller (nohut, mercimek, kuru fasulye vb.), tam tahıl ürünleri, bulgur vb. kompleks karbonhidrat içeren besinler artırılmalıdır.

Protein: Günlük enerjinin yaklaşık %12-15'i proteinden gelmeli ve daha çok kaliteli protein kaynaklarından yararlanılmalıdır.

Yağ: Günlük enerjinin yaklaşık %25-30'u yağlardan sağlanmalıdır. Yağ miktarının yanı sıra kullanılacak yağ türü de önemlidir. Enerjinin doymuş yağ asidinden gelen oranı %10'un altında, çoklu doymamış yağ asidi %7-8, tekli doymamış yağ asidi %10-15 olarak belirlenmelidir. Yağda eriyen vitaminlerin (A, D, E, K vitaminleri) vücutta kullanımını sağlamak için yağ miktarı çok azaltılmamalıdır. Yağ miktarının önerilenin üzerinde olması obezite ve kalp-damar hastalıkları gibi önemli sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olur.

Vitamin ve mineraller: Zayıflama diyetlerinde düşük enerji içeriğine paralel olarak vitamin ve mineral yetersizlikleri (B grubu vitaminler, demir, kalsiyum vb.) görülebilir. Enerjisi çok düşük olmayan, besin öğeleri açısından dengeli diyetlerde, vitamin ve mineral yetersizliği söz konusu değildir.

Sıvı: Günlük en az 2-3 litre sıvı tüketilmelidir. Su başta olmak üzere, içecekler ve besinlerin içeriğinde bulunan görünür/görünmez su “sıvı” olarak tanımlanmaktadır. Su tüketimi günlük 8-10 su bardağı olmalıdır. Bununla birlikte bireysel farklıklar ve aktivite düzeyi sıvı gereksinimini etkiler. Vücuttaki metabolizma atıklarının atılabilmesi için yeterli miktarda sıvı sağlanmalıdır. Yemek öncesi, esnası ve sonrasında bol su içilmesi kabızlığın önlenmesinde oldukça etkilidir. Kabızlık bireyin ağırlık kaybetmesini olumsuz yönde etkilemektedir. Sıvı tüketimi olarak şeker içeriği yüksek hazır meyve suları, gazlı içecekler vb. kaçınılmalıdır.

Lif (Posa): Zayıflama diyetlerinde lif miktarı arttırılmalıdır (25 – 30 g/gün). Sebzeler, meyveler, kurubaklagiller, tam tahıl ürünleri, kepekli un ve kepekli ürünler önerilen doğal posa kaynaklarıdır.

Tuz: Diyetle tuz alımı <5 g/gün olmalıdır. Ancak, hipertansiyon, kalp yetmezliği veya başka nedenlerle ödemi bulunan obez bireylerin diyetlerinde tuz miktarı sınırlandırılmalıdır. İyotlu tuz kullanılmalıdır.

Diyet 3-6 öğünlük düzenli ve sık aralıklarla uygulanmalıdır.

Sigara ve alkolden uzak durulmalıdır.

Egzersiz

Düzenli fiziksel aktivite, sadece enerji dengesinin düzenlenmesinde değil ayrıca obezite ile gelişen sağlık risklerini ve bu risklere bağlı ölüm hızının azaltılmasında önemli bir role sahiptir. Fiziksel aktivitenin yağ dokusu ve karın bölgesindeki yağlanmayı azalttığı, diyet yapıldığında görülebilen kas kütle kayıplarını önlediği kesin olarak kabul edilmektedir. Egzersiz tedavisi ile, diyet tedavisini destekleyici nitelikte bireylerin ağırlık kazanımları engellenebilmektedir.
Erişkinlerin her gün ortalama 30 dakika egzersiz yapması ve bu düzey bir aktivite günlük 840kj(200kkal) enerji tüketimini neden olur. Obez bireylerin bu aktiviteleri yavaş yapması önerilir.5-60 dk voleybol, 45 dk fubol, 35 dk. Hızlı tempo yürüyüş, yarım saat bisiklete binme, 20 dk. yüzme, 15 dk. ip atlama gibi sporlar veya 45-60 dk. araba yıkama, 45-60 dk. cam veya yer silme, 30-45 dk. bahçe işi, 15 dk. merdiven çıkmak. Başlangıçta veya çok sedanter yaşam tarzı olanlarda çok hafif egzersizlerle başlanarak yoğunluk kişinin uyumuna göre artırılmalıdır. Adölesan obezitesinin önlenmesi ve tedavisi için tedavi seçenekleri fiziksel inaktivitenin azaltılması (Tv seyretmek gibi sedanter faaliyetler) ve fiziksel aktivitenin artırılması olarak hedeflenmektedir. Her gün en az 30 dakikalık ve daha fazla aktivite hedeflenmelidir. Yürüme, joging, yüzme, bisiklet, aerobik dans ve aktif sporlar gibi aerobik karakterli bir veya birden fazla aktivite tipine ilgiyi arttırmak, kas yorgunluğu ve eklemleri korumak amaçlı seçilebilir.

Davranış değişikliği

Fazla ağırlık kazanımına neden olan yemek yeme ve fiziksel aktivite ile ilgili olumsuz davranışları olumlu yönde değiştirmeyi veya azaltmayı, olumlu davranışları ise pekiştirerek yaşam biçimi haline gelmesini amaçlayan bir tedavi şeklidir.

İlaç Tedavisi

Obezite tedavisinde kullanılacak ilaçlar hafif ve orta derecede ağırlık fazlalığı olan bireyler için uygun değildir. Kullanılan ilaçların, sağlık yönünden güvenirliliğinin saptanmış olması, obezite ye neden olan etiyolojiye uygun bir etki göstermesi, kısa ve uzun dönemde önemli yan etkisinin olmaması ve bağımlılık yapmaması ve bu tür ilaçların mutlaka hekim tavsiyesi ve kontrolünde kullanılması gerekliliği büyük önem taşımaktadır.
İlaç tedavisini gerektiren durumlar:

Ø BKİ'nin >30 kg/m2 olması (obezite ile ilgili başka risk faktörü olmayan)
Ø BKI'nin >27kg/m2 olması ile birlikte ağırlık kaybetme ile gerileyeceği düşünülen komplikasyonların varlığı
Ø Tıbbi beslenme ve egzersiz tedavisine yanıt alamama

Obezite tedavisinin başarılı olması için hastanın ilaç tedavisinin yanı sıra tıbbi beslenme tedavisi ve egzersiz tedavisini sürdürmeyi kabul etmesi ve düzenli olarak kontrollere gelmesi gerekmektedir. İlaç tedavisi gebelik durumunda kullanılmamalı, kadınların bu süreçte gebelikten korunmaları gerekmektedir.

Cerrahi tedavi

Obezitede cerrahi yaklaşım temelde ikiye ayrılır. Besinlerle alınan enerjinin azaltılmasına yönelik bariyatrik cerrahide hedef, besinlerin gastrointestinal sistemde emilimlerini azaltmaktır. Bu amaçla bypass, gastroplasti, gastrik bantlama, gastrik balon vb. yöntemleri kullanılır. Rekonstrüktif cerrahide ise amaç; vücudun çeşitli bölgelerinde lokalize olmuş mevcut yağ dokularının uzaklaştırılmasıdır. Bu tedavi estetik ağırlıklıdır ve eğer hasta obezite tedavisinin gereklerini yerine getirmezse yağ birikimi tekrar gerçekleşmektedir.


Kars Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!