İsterseniz önce Metabolik Sendrom nedir sorusuna cevap vererek başlayalım. Metabolik Sendrom ciddi kalp hastalığına,damar tıkanıklığına, inme- felce, Tip 2 Diyabet (Şeker Hastalığı)’e, cinsel fomsiyon bozukluğu ve Böbrek Yetmezliği gibi birçok hastalığa yol açma riski yüksek olan bir durumdur. Kabaca vücut sistemlerinin bu hastalıklara karşı açık ve savunmasız hale gelmesi durumudur.

Metabolik Senromun oluşmasını sağlayan 5 adet sağlıksız durum vardır ki bunlar:

1- Artmış karın yağlanması, namı diğer Santral Obezite ve ya Bildiğimiz kemerimizi bağlamaya engel olan zaman zaman pantalon ve kemerden dışarı sarkan göbek ve iç organ yağlanması. Şunu söylemekte fayda var; Vücudumuzun hiç bir yerinde aşırı biriken yağlar karnımızda biriken yağlar kadar tehlikeli değildir.

2- Kan yağlarında özellikle Trigliserit adı verilenlerinde artış.

3- HDL adlı kan yağlarının miktarında düşüş (HDL halk arasında “İyi Kolesterol” olarak bilinir.

4- Artmış Kan Basıncı yani Hipertansiyon!

5- Açlık kan şekerinizin yüksek olması.

Şimdi gelelim Obezite ve Diyabetin neden mutlaka tedavi edilmesi gerektiğine…

Olayın özeti kısaca şu, istisnalı bazı durumları saymazsak Obezitede kan yağları artar, Karın aşırı yağ birikmesi olur, çoğu zaman vücudun şeker metabolizması hasar görür ve tansiyonun görülmesi de nadir değildir.

Diyabette ise açlık kan şekeri artar, hipertansiyon sıkça görülür, kan yağları artar ve özelikle Tip 2 Diyabetn başlangıcı ve hastalığın orta seviyelerinde hastaların çoğu aynı zamanda obezdir.

Obezite hastalarına sorduğumuz zaman görüyoruz ki bir çoğu aynı zamanda diyabetik veya en azından neredeyse hepsinde insülimn direnci var yani hepsi birer Diyabet adayı.

Toparlamak gerekirse Obez veya Diyabetik olup ta Metabolik Sendromda olmayan kimse neredeyse yok gibi. Metabolik sendromun ise üstte bahsettiği kalp krizi, inme, iktidarsızlık, kısırlık, böbrek yetmezliği gibi daha onlarca çok tehlikeli sonucu var. Özellikle gelişmiş toplumlarda Kalp Damar hastalıkları ilk sırayı almaktadır ve bu tablo tehlikeyi çok daha net anlatmaktadır.

Toparlamam gerekirse ilk hedef yanlış beslenme ve hareketsizliği azaltacak insanları doğru gıda alışkanlıklarına ve spora yönlendirecek tedbirler almak olmalıdır, ancak çoktan Obezite- Diyabet- Metabolik Sendrom üçgenine yakalanmış olan hastaların durumu asla göz ardı edilmemelidir çünkü bu hasta grubunun sayısı batı toplumlarında neredeyse toplam yetişkin nüfüsunun yarısıdır. Obezite - Diyabet - Metabolik Sendrom kıskacındaki insanların obezitesi veya diyabeti tedavi edildiğinde hayat kalitelerinde çok hızlı bir artış, sosyal hayatlarında hızlı düzelme ve beklenen ömürlerinde ciddi bir uzama olduğu zaten bilinmektedir.

Lafı dolandırmaya gerek yok, aldığı tedbirlerle kilo veremeyen veya artmış kan şekerini düzeltemeyen veya insülin kullanmakta olan ancak pankreası halen harap olmamış hasta grubu için günümüzde cerrahi tedavi en etkin ve en ucuz tedavidir. Neden en ucuz tedavi olduğu ise ayrı bir yazı konusudur ki talep gelirse bu konuda ayrı bir makale yazmak isterim.


İstanbul Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!