Obesite artan yağ depolanmasıyla giden sağlık üzerine olumsuz etkileri olan ve yaşam süresini kısaltan bir metabolik hastalıktır. Vücut kitle indeksi %30’un üstünde olanlar obez, %25 ‘in üstünde olanlar ise fazla kilolu olarak tanımlanmaktadır. Dünya Sağlık Örğütü (WHO) 2015 ‘de 2.3 bilyon erişkinin fazla kilolu ve 700 milyonun ise obez olacağını açıklamıştır. 2012 de yayınlanan dünyanın obesite haritasında Türkiye de obezite %10-15 olarak gösterilmektedir.

Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18'i, kadınlarda ise %20-25'ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30'un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır. Karın çevresinde biriken yağlar vücudun diğer yerlerinde biriken yağlara göre hastalık riskini daha fazla artırmaktadır. Çünkü buradaki yağ hücreleri daha büyüktür ve iç organlara daha yakındır. O nedenle bel çevresi kalın olanlar basen çevresi kalın olanlara göre metabolik açıdan daha risklidir.

Günlük alınan enejjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vucutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden olmaktadır.

Artmış vücut kitle indeksi (VKİ), metabolik sendrom, insulin direnci , bozulmuş glukoz toleransı, ateroskleroz (damar sertliği), hipertansiyon, dislipidemi (kan yağlarında bozukluk) gibi hastalıklarla ilişkilidir

Obezite ve Tip II Diyabet

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde hızla artış gösteren Tip II Diabet, obezlerde, normal kilolulara göre yüzde 80 daha çok rastlanır.İnsülin direnci ve eksikliğiyle ortaya çıkan Tip II Diyabet’in görülme riski, bel/kalça oranı yüksek kişilerde ve abdominal yani organ etrafında fazla yağı olan kişilerde daha çok artar. Kas, kara- ciğer ve pankreas dokusunda aşırı yağ depolanması, bu hücrelerin fonksiyonlarını bozar. Bu duruma lipotoksisite denir. Bu olay, obezitede tip 2 diyabetin gelişimine neden olur.

Obezite ve hipertansiyon

Vücut ağırlığı ve yağ oranı yüksek olan obezlerdeki insülin direnci, kandaki insülinin aşırı derece artmasına neden olur. Bu durumda böbreklerden sodyumun geri emilimi artar. Aynı zamanda serbest radikallerle birlikte, hücre içindeki kalsiyum birikimini de artıran bu durum, obezlerdeki yüksek tansiyon, kalp hastalıklarını daha da artırır. Vücut ağırlığındaki 1 kilogramlık düşüş, tansiyonda da 1,2-1,6 gibi bir düşüşe neden olur.

Obezite ve safra kesesi hastalıkları

20-30 yaşlarındaki obez kadınların safra keselerinde, normal kilolu kadınlardan 6 kez daha fazla taş oluşumu görülür. 60 yaşın üzerindeki beyaz obez kadınların üçte birinde safra hastalıkları ortaya çıkar.

Obezite ve iskelet sistemi hastalıkları

Kilo ve yağ fazlalığına bağlı olarak obezlerde; kas, bel, kalça, diz ve eklem ağrıları oldukça sık görülür. Obezitede eklemlere aşırı yük binmesine bağlı eklemlerin kıkırdak yüzeylerinde aşınma ve bozulmalar olur Genellikle pasif bir yaşam tarzları olan obezlerin, hareketsizlikten dolayı iskelet sistemleri hasar görür. Enerji harcamaları da az olan obezlerin, iskelet sistemi hastalıklarından korunmak için bir yandan zayıflarken, diğer yandan fiziksel aktivitelerini artırmaları gerekir. Osteoartriti olan hastaların %80 den fazlası ya kilolu ya da obezdir. Obezlerde özellikle diz, kalça eklemlerinde ve belde kireçlenmeye (osteoartroz ve osteoartrit) ve topuk dikenine sık rastlanır. Gut hastalığı da obezite ve metabolik sendromla sıklıkla beraber görülen ve kilo almayla kötüleşen bir diğer eklem hastalığıdır. Kilo alma ve obezite ile birlikte normal kilodaki bir kişiye göre eklem sorununa rastlanma oranı 130 kat kadar artabilmektedir. Genç yaşlarda başlayan ve özellikle uzun süreden beri kilolu ve obez kişilerde eklemlerde kireçlenme görülme oranı normale göre 40 kat kadar artabilmektedir. Obez hastalarda artan insülin direnci, serum ürik asit seviyesini de artırır ve gut hastalığı oluşur.

Obezite ve uyku bozuklukları

Obezlerin sık yaşadığı sorunlarından birisi de uykudayken yaşadıkları solunum bozukluklarıdır. Bunlardan birisi olan uyku apnesinde kişi, nefesini 10 saniyeden fazla tutar. Uyku apnesi ertesi gün, yorgun uyanmaya, performans düşüklüğüne, baş ağrısına ve ses kısıklığına yol açar.

Obezite ve infertilite

Obezitede doğurganlık negatif şekilde etkilenebilir. Kadınlarda obezitenin erken dönemde ortaya çıkması adet düzensizliklerine, kronik yumurtlama problemlerine ve erişkin yaşta infertiliteye yol açar. Kadınlarda obezite düşük riskini arttırabilir ve vücut kütle indeksi 30 kg/m2'yi aştığında yardımcı üreme teknolojileri ile elde edilen gebeliğin sonuçlarını çok olumsuz etkiler. Bu birliktelikte bahsedilen temel faktörler insülin fazlalığı ve insülin direnci olabilir. Obezitenin bu istenmeyen etkileri polikistik over sendromunda özgün olarak belirgindir. Erkeklerde ise obeziteye düşük testosteron düzeyleri eşlik eder, sperm kalitesi bozulur.


Ankara Akupuntur Uzmanı uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!