Obezite vücudun normalin üstünde kilo almasıdır . Beslenmenin sağlıklı olabilmesi için dengeli bir oranda karbonhidrat , protein ve yağ almak gerekir. Günlük kalori ihtiyacının ortalama % 20si proteinden i % 20 si yağdan ,%60 ı karbonhidratdan alınmalıdır. Mutlaka yürüyüş veya çok ağır olmayan günlük egzersizler yapılmalıdır, aksi halde gıda ile alınan kalori süratle yağa dönerek depolanır ve aşırı kilolanmaya neden olur.

Vücut Kütle İndeksi hesaplanarak vücut kilosunun normal veya fazla olup olmadığı hesap edilebilir. VKİ (Vücut Kütle İndeksi) ingizilizce olarak bilinen BMİ (Body Mass İndex) ‘in çevirisidir. Bu oran vücut ağırlığının , boyun uzunluğunun karesine bölünmesi ile elde edilir. 80 kg ağırlığında ve 1.60 mt uzunluğunda bir kişinin VKİ’i (Vücut Kütle İndex) : 80 / 2.56 = 31.25 olduğunu gösterir.

Kişinin VKİ i 31.25 tir , buda onun Şişman olduğunu gösterir.

VKİ için WHO (World Health Organization’ın ‘Dünya Sağlık Örgütü’)belirlediği kriterlere göre:

15 – 16 : Ciddi düşük kilolu

16 – 18.5 : Düşük kilolu

18.5 – 25 : Normal kilolu

25 – 30 : Fazla Kilolu

30 – 35 : 1. Derece Obez (orta derece obezite)

35 – 40 : 2. Derece Obez (ciddi derece obezite)

>40 : 3. Derce Obez (çok ciddi derece obezite)

Obezite vücut organlarında ve damarların içinde yağlanmaya, ayrıca damar sertliklerine neden olduğu için damar hastalıkları ve bunlara bağlı organ hastalıkları ve yüksek tansiyon gelişebilir. Aşırı kilo şeker hastalığına ve onun diğer organlardaki tahribatına neden olabilir.

Vücutda aşırı yağlanma ve bunun yol açtığı hastalıklar sağlıklı yaşamı engellemekte ve hayat süresini ciddi ölçüde kısaltmaktadır. Obezite benzer ciddi sağlık sorunlarına neden olacağından mutlaka tedavisi gereken bir sağlık sorunu olarak kabul edilmelidir. Morbid

Obezite denilen aşırı şişmanlıkta kişinin yaşam konforu ve sağlık düzeni tamamen bozulmuş ve hayatı ciddi risk altına girmiştir.

Tedavide öncelik diyet, yaşam şeklinde ve beslenme alışkanlığında yapılan değişiklik ve hafif – orta düzeyde egzersizlerin günlük yaşama sokulması şeklindedir. Hasta bu arada gerekiyorsa psikolojik destek alabilir. Uzun bir süre ısrarla bu şekilde tedavi sürdürülmelidir. Eğer hasta yeme içme alışkanlığını değiştirir ve sağlıklı yemek yeme, sağlıklı gıdalar ve içecekler kullanmaya başlar, hafif egzersiz ve yürüyüşler yapar ve yeni bir yaşam şekline alışırsa, tedavi olumlu sonuç verecektir. Bir hastanın obezite ile savaşını kazanması için yeni sağlıklı yaşam alışkanlıklarına kavuşması ve bunları sürdürmesi gerekmektedir. Başarılı bir tedaviyi takiben zayıflayan hastanın bir süre sonra tekrar kilo almaya başlaması, genellikle eski alışkanlıklarından kopamaması sonucudur. Kısaca yeni alışkanlıklara tam olarak bağımlılık kazanmadan eskiye dönmenin sonucu olarak şişmanlık kaçınılmazdır ve bu hastaya hem moral hem de sağlık açısından zararlı olmaktadır. Gerçek anlamda yaşam tarzını değiştirmek ve bunu kalıcı kılmak başarılması zor bir hedeftir.

Obezitede Cerrahi Tedavi

Günümüzde obezite cerrahisinde pek çok cerrahi yönteme yer verilmektedir. Ben burada günümüzde en sık yapılan ve en iyi sonuç alınan iki yöntemden bahsedeceğim. Bu cerrahi tedaviler sadece obeziteyi tedavi etmekle kalmayıp, obezitenin yol açtığı sekonder hastalıklar ve obezite ile ilişkili primer hastalıklar üzerine de çok etkili olduğu için, bu cerrahi girişimlere günümüzde Metabolik ve Bariatrik Cerrahi denmektedir. Metabolik Sendrom tıbbi rahatsızlıkların kombinasyonudur, ve birlikte kardiovasküler hastalıklar ve diyabet oluşma riskini arttırırlar. Metabolik Sendrom'un ameliyat yöntemleri ile tedavi edilmesine Metabolik Cerrahi denir.

LAPOROSKOPİK SLEEVE GASTREKTOMİ

Genel anestezi altında uygulanır. Midenin çıkış noktasına yakın olan kısmına antrum denilir. Mide çıkışı pylor denilen bir açıklık ile duodenuma (oniki parmak bağırsak, ince bağırsağın başlangıç kısmı) açılır. Pylordan 2-4cm kadar bir antrum bölgesi korunarak, Stapler denilen dokuyu aynı zamanda önce kenarlarını diken ve iç kısmını kesen özel aletlerle, mide kesilerek daraltılır . Bu şekilde genişlemiş mide dokusu adeta tüpe benzer bir şekilde yemek borusuna kadar staplerlarla kesilir.Öncelikle midenin dalak ve kalınbağırsakla komşu olan damarlı yağ dokusu boylu boyunca özel aletlerle kesilir.Daha sonra yukarıda bahsedilen teknikle midenin küçük duvarında tüp mide şeklinde uzun ve dar bir kısım kalacak şekilde staplerlar la kesilir . Bu yüzey daha sonra eriyen dikiş materyeli ile dikilerek güçlendirirlir. Bazı cerrahlar bunu yapmaz.Midenin kalan parçası karın dışına çıkarılır. Geriye tüpe benzer ince uzun ve 80-100ml hacminde bir mide dokusu kalır. Ameliyat bitimin de gastroenteroloji uzmanı tarafından midenin iç yüzü gastroskop ile incelenir. Gastroskopi de uygulanan basınçlı gaz ve sıvı ile şişen mide de, kaçak olup olmadığı gozlenir. Ayrıca kalan mide içinde darlık oluşmaması çok önemlidir.Ameliyat sonrası Obez hastalarda genellikle süratli bir zayıflama sağlar. Hastaların çoğun da Tip2Diyabet eşlik etmektedir. Ameliyat sonrası erken dönem de nörohormanik etki ve ksıstlayıcı gıda alımının sonucu olarak Kandaki Şker seviyesinde hızlı düzelme görülmektedir. Bu çok öenmli etkisi nedeni ile cerrahi kontrol altına alınmak ta zorlanan diyabetik vakalar da erken tedavi seçenekleri arasında konuşulmaya başlanmıştır. Sleeve gastrektomi son yıllarda hızla popüler olmakta ve birçok cerrahi merkezde tercih edilmektedir.

LAPOROSKOPİK GASTRİK BYPASS

Midenin yemek borusundan sonraki küçük bir bölümü 80-100cc. hacminde bir kısmı korunarak, Stapler ile önce paralel daha sonra dik bir şekilde yemek borusuna zarar vermeden kesilir. Midenin geri kalan kısmı ile başlangıç kısmı arasındaki irtibat bu şekilde kesilmiş olur. Mide çıkışından itibaren 75cm bir ince bağırsak ölçülür ve yukarıya doğru getirilir. İnce bağırsak 75.cm de Stapler ile ikiye kesilir. Aşağıya doğru devam eden bağırsak tarafı ile mide arasında gıdaların geçebileceği bir ağız yapılarak geçiş sağlanır. Bu noktadan itibaren aşağıya doğru 150cm ince bağırsak yukarıya çekilir ve mide den itibaren 75.cm de kesilmiş olan ince bağırsağın getirici kısmı 150.cm de ince bağırsağa ağızlaştırılarak mideden, karaciğer safra yolları ve pankreastan gelen salgıların ince bağırsağın 150.cm'e akmasını sağlar. Bu ameliyat şekli ile hem mide küçültülerek gıda kısıtlayıcı bir işlem yapılmış olur , hem de gıdaların ince bağırsağın yarısından sonraki kısmına dökülmesi sağlayarak emilim bozukluğuna yol açmış olur. Her iki etki ile birlikte hızlı bir şekilde kilo kaybı meydana gelir. Bu cerrahi girişimden sonra hasta da eilim bozukluğu olacağı için bazı vitamin ve elektrolitlerin dışarıdan ayrıca verilmesi gerekebilir. Sleeve gastrektomi de anlatıldığı gibi bu cerrahi teknikten sonra da Tip2Diyabet de hızlı ve kalıcı düzelme meydana gelmektedir.

AMELİYATLARIN ETKİSİ

Her iki ameliyat şeklinde de başarılı ve hızlı bir şekilde kilo kaybı gerçekleşmektedir. 10 yılı aşkın ameliyat sonrası takip sonuçlarında hastalarda erişkin tipi diyabet (şeker hastalığı) denilen Tip2 Ditabetin büyük oranda iyileştiğinin görülmesi bu konuda çalış- maların yapılmasına ve Tip2 Diyabetin tedavisinde bu cerrahilerin yeri olabileceği konusunda yaygın tartışmalar yapılmaya başlanmıştır. Diyabet üzerine olan bu iyileştirici eykisinin tüm nedenleri günümüzde bilinmemekle birlikte bazı hipotezler yer almaktadır.

AMELİYATIN KOMPLİKASYONLARI

BMİ (VKİ:Vücut Kitle İndeksi)i 40 ın üzerinde olan hastalarda ve ayrıca yandaş başka organ hastalıkları bulunan hastalarda aşırı yağlanmaya bağlı olarak;ameliyat sonrası riskleri yüksektir. . Ameliyat sonrası Akciğer iltihaplanması, yara iltihaplanması, bacak damarlarında kanın pıhtılaşması, bu damarlarda oluşan pıhtının akciğere gitmesi (akciğer embolisi), stapler kullanılarak kesilen mide kısımlarında erken veya geç devrede kaçak olması (bu durum oldukça ciddi sorunlara yol açabilir), nadir de olsa hastanın bu komplikasyonlara bağlı olarak hayatını kaybetmesi gibi riskler taşımaktadır. Özetle sonuçları gerçekten de çok yüz güldürücü olan bu ameliyatların ciddi Komplikasyonları olabileceği unutulmamalı ve bu nedenle ameliyat, ancak uzun süre diyet ve tıbbi tedavi uygulanmış ancak başarı sağlanamamış hastalarda uygulanmalıdır. Diyabet zemininde, aşırı kilolar hareket kısıtlılığına ve damar içi tıkanmalara neden olarak % 30 oranın da kalp ve beyin damarlarında tıkanmalara sebebiyet vermekte ve bu hastaların % 50 si bu sebeplere bağlı olarak hayatını kaybetmektedir. Ameliyat komplikasyonları ise % 2.4 ile % 5 oranın da değişmektedir. Mukayese edildiğin de ameliyat olmayan hastalarınçok yüksek risk altın da oldukları görülmektedir.


İzmir Genel Cerrahi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!