Ayten 30 lu yaşlarında genç bir bayandı, evli ve bir çocuk sahibiydi. 20 li yaşlarından itibaren başlayan titizlik hastalığı vardı ve bu durumun ne zaman ve nasıl başladığını hatırlamıyordu. Evini her gün defalarca çamaşır suyuyla siliyor, bulaşıkları iyice temizlensin ve mikroplardan arınsın diye çamaşır suyuyla yıkıyordu. Ellerini hergün sayısını hatırlamadığı kadar çok yıkıyordu, fazla yıkamaktan artık ellerinin derisi incelmiş ve damarları açıkça görünüyordu. Lavabolara yaklaşamıyordu, çünkü lavabo ne kadar temiz olursa olsun lavabodan sıçrayan suyun onu kirleteceğine inanıyordu. Üzerine lavabodan su sıçradığı zaman o kıyafeti üzerinden hemen çıkarıyor ve çamaşır makinesine atıyordu. Dışarıdan eve geldiğinde kapıdan içeri girer girmez tüm kıyafetlerini çıkarıp banyoya atıyordu ve o kıyafetlerle evin hiçbir odasına girmiyordu. Dışarıdan gelen hiçbir poşet eve giremiyordu. Evde özel ev kıyafetleri giyiliyor ve dışarıdan gelindiğinde kıyafetler değişmeden koltulara oturulamıyordu. Bu durum eşi ve oğlu için de geçerliydi. Onlar da eve gelir gelmez kapıda soyunmak ve ev kıyafetlerini giymek zorundaydılar. Evde o kadar çok çamaşır yıkanıyordu ki iki çamaşır makinesi vardı. Ayten banyoda o kadar fazla vakit geçiriyordu ki neredeyse gününün yarısı banyoda geçiyordu. Duş yapmak için girdiğinde bir türlü tam olarak temizlendiğinden emin olamadığı için duştan çıkması saatlerce sürüyordu. Bu durum başta eşi ve çocuğu olmak üzere çevresindekileri çok rahatsız ediyordu, oun titizliğini bildikleri için ona misafirliğe gitmeye çekiniyorlardı. O da zaten kimsenin evine gelmesini istemiyordu, çünkü hem düzeni bozuluyor hem de misafirler gittikten sonra saatlerce temizlik yapmak zorunda kalıyordu.

Hepimiz zaman zaman kapıyı kilitleyip kilitlemediğimizden emin olamayıp tekrar kontrol ederiz ya da bazen bizi rahatsız eden düşünceler aklımıza gelebilir. Ancak bu davranış ve düşünceler bizim günlük hayatımızı etkilemez. Ancak obsesif kompulsif bozukluk söz konusu olduğunda, zihinden bir türlü uzaklaştırılamayan takıntılı düşünceler vardır ve bu düşünceler kişide gerginlik ve endişe yaratır. Bu gerginlikten kurtulmak için de tekrarlanan bazı davranışlar vardır. Bu tekrarlayan davranışlar el yıkama, sayma, kontrol etme ya da temizlik şeklinde olabilir.

Her takıntılı davranış obsesif- kompulsif bozukluk değildir, ancak bu durumdan kişinin günlük hayatı, iş performansı, aile yaşantısı ve sosyal ilişkileri etkileniyorsa o zaman sorun var demektir. Çünkü daha ileri bazı durumlarda kişinin bütün zamanını kompulsiyonları tekrarlayarak geçirdiği görülmektedir.

Obsesyonlar:

Obsesyon takıntı ya da saplantı anlamına gelir. Obsesif kompulsif bozuklukta en sık rastanan obesesyonlar şu şekildedir:

Sürekli olarak ölümcül bir hastalığa yakalanma korkusu

Kendisine başkalarından hastalık bulacağı korkusu ya da başkalarına hastalık bulaştırma korkusu

Kendisine mikrop bulaşacağı endişesi

Aynı tuvaleti ya da banyoyu kullandığı bir erkeğin spermlerinden hamile kalacağı düşüncesi

Sevdiklerine kötü birşey olacağı düşüncesi

”Ocağı kapattım mı?”, ”Kapıyı kilitledim mi?” vb. düşünceler

Kendine ve/ veya başkalarına zarar verme düşünceleri

Bir akrabasıyla, ebeveyniyle, çocuğuyla cinsel ilişki yaşadığı düşüncesi

Dini simgelere karşı kabul edilemez olarak algılanan düşünceler

Doğru olduklarına inanana kadar eşyaları düzeltme ihtiyacı

Kompulsiyonlar:

Kompulsiyonlar obsesyonların kişide yarattığı anksiyetenin giderilmesi için yinelenen davranışlardır.Başta kompulsiyonlar kişiyi rahatlatır, ancak bu rahatlama geçicidir. Obsesyon ve komplusiyonlar beraber de görülebileceği gibi, kimi kişilerde sadece obsesyonlar da görülebilir. Kendisine mikrop bulaşmasından korkan bir kişinin sürekli elini yıkaması ya da çevresindekileri bıktıracak kadar aşırı temizlik yapma kompulsiyonlara örnek olarak verilebilir. Sürekli olarak kapıyı ya da ocağı kontrol etme, başkalarına zarar verebileceği düşüncesinden dolayı kesici aletlerden uzak durma, evden dışarı çıkmadan önce saatlerce hazırlanamadığı için ya da bazı şeyleri tekrar tekrar kontrol etmekten dolayı evden çıkamama, bazı eşyaları atamama, biriktirme, kaldırım taşlarını sayma, yoldaki çizgilere basmadan yürüme, bazı davranışları belli sayılarda tekrarlama da kompulsiyonlardan bazılarıdır.

OBSESİF- KOMPULSİF BOZUKLUĞUN NEDENLERİ:

Obsesif- kompulsif bozukluk toplumda oldukça sık rastalanan bir sorundur ve toplumun %2-3 ünde obsesif- kompulsif bozukluğun var olduğu düşünülmektedir. Obsesif- kompulsif bozukluğun ortaya çıkış yaşı 20 li yaşlar olmakla birlite, daha erken yaşlarda da ortaya çıkabilir. Stres, sıkıntı, üzüntü, aile içinde yaşanan önemli bir olay da hastalığın ortaya çıkışını tetikleyici rol oynayabilir.

Obsesif- kompulsif bozukluğun nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte genetik nedenler, beyindeki işleyişin bozulması, çocuklukta yaşanan travmalar, ödipal komplex ve kişilik özelliklerinin obesesif- kompulsif bozukluğa neden olabileceği düşünülmektedir.

OBSESİF- KOMPULSİF BOZUKLUĞUN TEDAVİSİ:

Obsesif- kompulsif bozukluğun tedavisinde obsesyonları ve anksiyeteyi azaltmak için ilaç kullanımı ile birlikte bilişsel-davranışçı psikoterapi ile başarılı sonuçlar alınmaktadır. Kişi tedavi süreciyle ilgili iyi bilgilendirilirse, tedaviye uyum gösterir ve tedavi planına uyarsa başarı oranı artacaktır. Tedavi uzun ve kişi için zorlayıcı bir süreç olabilir, tedavide eş ve yakınların desteği çok önemlidir.


Ankara Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!