Obsesif kompulsif bozukluk, kimi zaman istenmeden gelen, uygunsuz olarak yaşanan ve belirgin anksiyete ya da sıkıntıya neden olan, yineleyici ve sürekli düşünceler, dürtüler ya da düşlemler olarak tanımlanan obsesyonlar ile kişinin, obsesyona bir tepki olarak ya da katı bir biçimde uygulanması gereken kurallarına göre kendini alıkoyamadığı yineleyici davranışlar ya da zihinsel eylemler olarak tanımlanan kompulsiyonlarla karakterize bir anksiyete bozukluğudur.

KLİNİK GÖRÜNÜM

Erişkinler kadar çocuklar da sosyal ve akademik alanlarda sıkıntı yaşamaktadırlar. Araştırmacılar, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde görülen OKB’nin, çocuğun akademik başarısını, sosyal işlevselliğini ve aile ilişkilerini olumsuz etkileyen, şiddetli bir bozukluk olduğunu belirtmektedirler.

Bazı çocuklar, zorlayıcı düşüncelerini veya duygularını kaygıyla değil; tiksinme, rahatsızlık ya da “bir şeyler tam değil” gibi belirsiz duygularla ilişkilendirerek tanımlamaktadırlar. Bazı yazarlar, çocukların obsesyon ve kompulsiyonlarının aşırı ve anlamsız olduğunun farkında olmamalarının, çocuklarda yüksek derecede içgörü, ritüelleri ortadan kaldırmaya yönelik güçlü istek ve var olan belirtileri izleyip bildirmeye ilişkin yeteneğin olmamasından kaynaklandığını vurgulanmaktadır. Bu bakış açısının yanı sıra, OKB’li çocukların zihinlerindeki zorlayıcı düşüncelerin, OKB’li ergen ve erişkinlere kıyasla daha az sayıda, daha az sıkıntı veren ve daha kontrol edilebilir nitelikte olduğunu vurgulamaktadırlar. Dolayısıyla çocukların zorlayıcı düşüncelerle ilgili olan üzüntü, endişe, kabul edilemezlik gibi duyguları, ergen ve erişkinlere oranla daha az yaşadığını ileri süren yazarlar; çocukluktan erişkinliğe doğru gidildikçe, zorlayıcı düşüncelerin daha sık, daha şiddetli ve dayanılması daha güç hale geldiğini belirtmektedir.

Çocukluk ve erişkinlik dönemlerinde benzer içerikli obsesyon ve kompulsiyonlarla karşılaşılmasına rağmen, erken yaşlarda OKB tanısı alan çocuk ve ergenlerde, obsesyon ve kompulsiyonlar erişkinlerden farklı görülebilmektedir. Örneğin, çocukluk dönemi OKB olgularında, sıklıkla obsesyonların eşlik etmediği saf kompulsiyonlar görülebilmektedir. Bu kompulsiyonlar incelendiğinde; parmak yalama veya daireler çizerek yürüme gibi motor sistemle ilgili kompulsif belirtilerin, erken yaşlarda OKB tanısı almış çocuklarda daha sık görüldüğü saptanmıştır. Sonuç olarak çocuklarda görülen OKB belirtilerinin, erişkin olgularda görülen OKB belirtilerinden farklılaştığı temel noktalar: obsesyonların saf kompulsiyonlarla seyredebilmesi, belirtilerin kademeli olarak ortaya çıkması ve sinsice ilerlemesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Belirtilerin şiddetinde, yaş grupları arasında görülen temel farklılık ise kişinin yaşadığı sıkıntının süre açısından uzun olmasıdır.


Bursa Çocuk Psikolog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!