Çocukların sınavlara hazırlandıkları sırada anne-babalara düşen en önemli görev, çocukların çalışma isteğini arttırmak ve onu çalışmaya teşvik etmek için kaygı yükseltici yaklaşımlardan kaçınmaktır. “ Bu kadar çalışmayla kazanamazsın... Bu kafayla gidersen zor kazanırsın... Amcanın oğlu fen lisesini kazandı, bakalım sen ne yapacaksın... Teyzenin kızı tıbbı kazandı, havasından geçilmiyor, aman bizi mahcup etme...” türünden yaklaşımlar genci çalışmaya teşvik etmez, tam tersine yükselen kaygı sebebiyle onu adeta kıpırdayamaz duruma getirir.

¤ Anne ve babanın çok küçük yaştan başlayan yüksek başarı beklentisi, çocuğun hatalarını düzeltmek için onu eleştirmek, çocuğun dayak, hırpalama gibi cezalarla eğitilmesi, yargı ifadesi taşıyan olumsuz sıfatlarla nitelemek (haylaz, tembel, sorumsuz...) çocuğun kendisine olan güvenini zayıflatır. Bunun sonucu ortaya çıkan kaygı, başarıya olumlu katkısı olmayan kaygıdır ve bununla başa çıkmak zordur.

¤ Kendi özlemlerinizle çocuğunuzun sınırları arasında gerçekçi bir denge kurun. Çocuğunuz girebilse fen lisesinde okuyabilir veya kazanabilse tıp fakültesini bitirerek iyi bir doktor olabilir. Ancak çocuğunuzun kapasitesi binlerce kişi arasından sıyrılarak bu yerlere ulaşmaya yeterli olmayabilir. Bu iki durumu birbirinden ayırın ve içinizden veya yüksek sesle çocuğunuzun beceriksiz olduğunu düşünmeyin. Çünkü bu düşüncenizi nasıl olsa hisseder veya duyar.

¤ Çocuğunuzun istediğiniz veya kendi istediği giriş sınavında başarılı olmazsa gideceği başka bir okulu ona ceza gibi göstermeyin. Bu yöntem çocuğunuzun okulu ve yapacağı işi sevmesine imkân vermez. Bu tür yaklaşımlar çocuğunuzun hayatı ve kendisini sevmesini de engeller.

¤ Sınavlarda başarılı olsa da olmasa da önemli olan çocuğunuzla aranızdaki ilişkinin bozulmamasıdır. Birbirinize bağlılığın amaç, sınavın araç olduğunu asla unutmayın.

¤ Çocuğunuzun elinden geleni yaptığına inanın. Eğer çocuğunuz istediğiniz gibi olmazsa çocuğunuzun elinden gelenin bu kadar olduğunu kabullenin ve çocuğunuza “yeterli çalışmıyorsun, başarılı olamayacaksın” gibi değerlendirici ifadeler kullanmayın.

¤ Konuşma ve davranışlarınızda çocuğunuzu kardeşleriyle karşılaştırmaktan kaçının. Çocuklar arasında yaş farkı az ise onlardan beklentilerinizin ve ev sorumluluklarının da benzer olması gerekmektedir.

¤ Çocuğunuzu teselli etmekten çok, ona bazı sorumluluklar verip yaptığı işleri takdir ederek kendi kendisini önemli hissetmesine yardımcı olmak gerekir. Olumlu bir özelliği ile yaşıtları ve yakın çevresinin dikkatini çekmesi, ilgi gördüğünü hissetmesi çocuğunuzun kendine olan güvenini arttıracaktır.

¤ Anne baba çocuk ders çalışırken sürekli başında durmamalı, bu çocuğun ilerde tek başına iş yapamamasına neden olur.

¤ Çocuğunuzun çabasını fark ederek onu takdir edin. Örneğin; “Bu işi yapabileceğini biliyorum.””Bu yaptıklarını takdir ediyorum.” ”Kararına güveniyorum.” “Eminim ki bu biçimde çalışmaya devam edersen başarılı olacaksın...”


İzmir Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!