Ev ödevleri, öğretmen ve öğrenci sorumluluğunda gerçekleşir; aile yaptırımı ve eşliği ile değil.. Standart eğitim modelimizin en eleştirilen yönlerinden biri olan niteliksiz ve abartılı ev ödevleri, amacının ötesinde zarar verici boyuta dönüşmesiyle işlevini kaybetmeye başlamıştır. Sınıfta öğrenme ve test etmeyi gerektiren okul öğrenmeleri ödevler ile ‘öğrenim maliyetini’ gereksiz şekilde değersizleştirmektedir.

Öğrenmeyi öğrenmenin doğasına ters düşen bu yöntem, özellikle öğrencilerin yeni öğrenmelere olan ilgisini de düşürmektedir.
Pasif öğrenmenin dayatması olan ödevler, çoğunlukta test içerikli pratikleri kapsayarak, öğrencinin ilgili dersi öğrenme potansiyeli hakkında bilgi vermede de yetersizdir. Özellikle Test tasarımlı ödevler ,öğrenmenin doğasına aykırı olarak, bilginin ne kadar işlenebildiği ya da kalıcılığı hususunda sağlıklı veriler oluşturmaz. Ürünü yalnız ezbere öğrenme çıktısına dayanan bu tarz ödevler ile de güvenilir ölçümler yapmak neredeyse imkansızdır.

Ev ödevleri tekrara yönelik sözüm ona gün içerisinde kavrayamadığını evde bir de ebeveynin iştirakıyla bir ihtimal dahilinde servis edilen kaygı unsurlarıdır. Peki öyleyse ev ödevi yapmak ailelerin çocuklarıyla birlikte geçirecekleri vakit için iyi bir yol mudur ya da zaruret mi? Her ebeveyn ev ödevine yardım etme konusunda yeterli donanıma sahip midir? Öğretmenin öğretim yöntemini ne kadar karşılayabilmektedir.? Öğrenme tasarlanmış zaman dilimlerinde okul kapsamında bir uzman tarafından gerçekleştirilir. Öğretmen bu sürecin yöneticisi ve rehberi olarak öğrenmenin değerlendirilmesini kendi başına yapan otoritedir. İşe ailenin dahil edilmesi sorumluluk alanının genişletilerek yanlış ölçümlere sebep olabiliyor ve tüm gününü öğrenim zamanıyla geçiren öğrenci, evde bir de niteliği ve kazanımı belli olmayan gereksiz sayıdaki ödevleri ile aile çatışmasına maruz kalmaktadır. Unutulmamalıdır ki ev ödevleri öğrenci ve öğretmen sorumluluğunda yürütülen etkinliklerdir. Bu yüzden takibi ve kazanımları ancak bir öğretmen tarafından yapılmalı ve öğrenci sorumluluğunu kendi başına alabilmelidir. Ebeveyn bu sürecin katılımcısı değil gözlemcisi olmalıdır.

Peki neden öğrencilerin büyük çoğunluğu ödev yapmaktan kaçınmaktadır, hiç düşündünüz mü? Sınıf içerisinde bilgi bombardımanına maruz kalan çocuklar daha öğrenemediği hatta pratik yapma becerisini yalnız ödevler üzerinden evde dinlenme ve aile zamanında problemleri kendi başına çözme zorunluluğu ile ya da öğrenme hızı gibi bir takım kontrolsüz problemler nedeniyle yeteri kadar kavramanın olmadığı, sınıf içerisinde olup bitenlerin eksikliğinin giderilmesine yönelik şişirilmiş öğrenmeleri olan çocuk hatta yetişkinler dahi böyle sorumluluk almaktan kaçınacaktır. Bir de her bir alanda verilen sayıca abartılı ödevler gününün büyük bölümünü zaten okulda geçirmiş bir öğrenci için kabustan öteye geçemeyecektir. dolayısıyla hangi yaşta olursak olalım öğrenmenin bilgi olarak yerleşmediği, işlevsel olabilmesi için gerekli basamaklarını tamamlamadığı sürece, bir ödevin yapılması istenmedik bir eyleme dönüşecektir. Öyleyse ödevini yapmak istemeyen bir çok öğrenci aslında öğrenme sürecini henüz tamamlayamamışı değerlendirilmelidir. Her konuyu bir seferinde anlayan bir öğrenci olmadığı gibi her ödevi aynı sürede ve tam öğrenmiş bir şekilde yapan bir öğrencinin olmadığı gerçeği unutulmamalıdır.


Erzurum Pedagog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!