Okulun Rolü

Okul fobisi tedavisinin eve odaklaması terapiye katılımcıların olabilece­ğini düşündüğü bir seçenek olmasına rağmen hiç şüphe yok ki okul önemli bir rol oynar. Açıkça birçok durumlar ispatlamıştır ki, çocuğun okul isteksizli­ği evdeyken değil okuldayken ne olacağı korkusundan kaynaklanır. Ev üs­tünde durma bazen okul tedavisinin önemi üzerinde etki eder. Bu gerçekçi değildir. Çünkü problemle uğraşacak okuldur. Okul çalışmasında çocukların ailelerine, evdeki ilgilerine, dikkat etmeleri önemlidir. Fakat okulun yerleşmiş bilgisi olmaksızın sadece aile üzerinde çalışmak yararlı olmaz. Çocuk okula gelmediği zaman okul öğrencilerinin okula karşı davranışlarını geliştirmek için değişik yöntemler uygulayabilir. Okul yaşamına samimi bir yer gözüyle bakılmasına önem verilmesi, okulu daha demokratik bir kılmak için okulun kurallarına ve yöntemine daha yumuşak bakılması bunun yanında daha iyi sonuç sağlaması açısından öğle aralan ve teneffüslerde çocuklara daha az karmaşık imkânlar verilmesi ilk ve orta dereceli okullar arasında geçişi kolaylaştırmak okul gelişimine yönelik stratejilerdir.

Eğer çocuk okulu sevdi ise mutluysa ve kendini orada güvende hissediyorsa çocuk evden çok okulda çocuk kendini rahat hissetmesi mümkündür. Eğer okul müdürü problemin okuldan kaynaklandığını fark ederse okulun genel tutumuna uygun olarak servis dışında olanları bütünleştirmek için adımlar atmalıdır. Eğer okul bütün olarak olumlu bir yerse okul fobisi olan çocuk özel bir ilgiye ihtiyaç duyacaktır. Müdür bu problemle ilgilenen personel arayabilir. Bir kişi devamsızlıkla ilgilenerek problemin devamsızlıktan mı yada okul fobisinden mi kaynaklanıp kaynaklanmadığına karar vermelidir

Öğretmen

Anlayışlı öğretmen çocuğun normal korku veya belirli kriz ile başa çıkmasının arasındaki farkın bilincinde olabilir. Stres ve çocuklarda korku çocuğa krizden önde ulaşmadan önce tanımlanabilir

Kişilik özellikleri itibariyle yakın olan çocukların okul fobisini yaşamalarında sınıf içi etkenlerde tetikleyici rol oynayabilir. Bu nedenle öğretmenin daha okulun ilk günlerinde, “bu şiiri ezberlemeyen yarın okula gelmesin” tarzındaki bir uyarısı, yapı itibariyle yatkın olan çocukta böyle bir fobini oluşumunu kolaylaştırır. Öğretmenlerin bu konuda duyarlı ve dikkatli olmaları gerekir.

Öğretmen, çocuğun sınıf içinde mutlu olabilmesi ve sınıf ortamına katılımının sağlanması konusunda gerekli desteği göstermelidir.

Öğretmen çocuğu rahatlattıktan sonra ona bazı görev ve sorumluluklar verecek önemini ve işlevini vurgulamalıdır.

Okul Sendromu

İster ilkokula yeni başlasın, ister ara sınıf öğrencisi olsun, bazı çocuklar okula gitmekten kaçınma yönünde yoğun bir çaba sarf ederler. Bu yinelenen çaba zaman zaman kaygı verici boyutlara varır.

“Okul Sendromu”adını verdiğimiz bu kaçınma tepkisini altı uyarı işareti vardır.

Heves ve enerji kaybı

Alıngan ve sinirli olma

İştahsızlık

Uykuda huzursuzluk

Ortada bir neden yokken gözyaşlarına boğulmak.

Baş ve karın ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi psikosomatik belirtilerde artış.

Çocuğun okula gitmeme tepkisinin ardındaki etkenlerle, kaygının yerleşmesine neden olabilecek olasılıklar şunlar olabilir:

Problem olasılığı 1-ayrılık endişesi. Sorunun ilk nedeni sizden ayrı kalmanın getirdiği mutsuzluktur. Bu durum, daha çok oyun grubundan ve anaokulu deneyiminden yoksun, tek çocuklarda görülür. Birdenbire, günü büyük bir bölümünde evden ayrı kalmanın oluşturduğu gerilim önemli bir sıkıntıya yol açabilir.

Problem olasılığı 2- yeni deneyimlerle baş etme. Güçlüğe neden olan faktörlerden bir diğeri de, çocuğun değişim ve yeniliklerle baş etme ihtiyacıdır. Bunlar sadece derslerin getirdiği yeni zihinsel beklentiler değil, aynı zamanda okula başlamayla birlikte gelen bir dizi yeni deneyimi de kap­samaktadır. Oldukça farklı bir ortama girme, sınıfını bulma, yabancılarla tanışma, yemek için nereye gidilmesi gerektiğini keşfetme, ellerini yıkayacağı yeri bulma, okul kurallarını öğrenme, kişisel disiplini geliştirme, grup projele­rinde yer alma gibi deneyimler söz konusudur.

Evin bildik, rahat ve zihinsel açıdan daha az yorucu ortamında anneyle birlikte yaşamaya alışan çocuğa bu, ürkütücü bir deneyim gibi gelebilir.

Problem olasılığı 3- Gerçekçi olmayan yüksek beklentiler. Yetişkinlerin beklentileriyle mücadele etmek, bazı çocuklarda sterse yol açan başlıca etkendir. Bu daha çok, çocukların başarılarında, mükemmeliyetçi bir tutum benimsemek şeklinde kendini gösterir. Bazıları, sınıfta bir testten ikinci olmayı, sonuncu olmaya eşdeğer görürler. Her seferinde yüksek standartlar koyduğunuz ve büyük olasılıkla tam bir başarı dışındaki durumlarda eleştirici olduğunuz takdirde, çocukta stres oluşma riski artacaktır.

Problem olasılığı 4- Kendini yalnız hissetme-. Arkadaş edinme konusunda yetersiz ya da isteksiz gibi görünen utangaç ve çekingen çocuklar, yalnızlığa ve reddedilmeye mahkûmdurlar. Belirli kişilik özellikleri rağbet görme riskini artırır. Bencil ya da saldırgan, sulu göz ya da dağınık olarak görülme, reddedilmenin en sık rastlanan nedenleri arasındadır. Diğer durumlarda, yalnızlığa çocuğun kontrolü dışındaki olaylar neden olmaktadır.

Çocukların alışkanlıklarına oldukça bağlı olmalarından dolayı yeni gelenin, çoğunluğun dışındaki herhangi bir özelliğe sahip olması da, reddedilmesi için bir sebep olabilir. Arkadaşlarınızdan daha parlak ya da durgun olan bir çocuk, arkadaşlarınca alay konusu olabilir ya da soyutlanabilir. Aksan, giyim veya görünümdeki farklılık, hatta alışılmadık bir isme sahip olma bile çocuğun sosyal açıdan reddedilme riskini artırmaktadır.

Yalnızlığın diğer bir nedeni de, okul ile ev arasındaki fiziksel uzaklıktır. Aynı çevredeki çocuklar, zamanlarının büyük kısmını, çoğunlukla okul dışında birlikte oynayarak geçirirler. Eğer çocuğun yaşadığı yer okuldan çok uzakta ise, onlara katılması mümkün olmayacak ve belki de potansiyel arkadaş çevresinden dışlanmış olacaktır.

Okula başlamak, okul değiştirmek ve hatta sınıf değiştirmek, eski arkadaşlara etmek anlamına gelebilir. Özellikle erkek çocuklar, oyun gruplarına yeni birinin katılımı konusunda isteksizdirler. Yeni gelenin sosyal kabul görmesi çoğunlukla uzun zaman alır. Çekingen, güvensiz ve sosyal yetenekleri az gelişmiş bir çocuğun kabul görmesi daha da uzayabilir. Bazı utangaç kişilik özellikleri olan çocukların cesaretleri, sürekli reddedilmekten dolayı öylesine kırılır ki, tüm katılma hayallerinden vazgeçerler. Özellikle kardeşleri olmayan çocukla, arkadaşlıktan uzak dururlar, çünkü uygun şekilde oynamayı bilemezler.

Problem olasılığı 5- Zarar verici davranışlar maruz kalma: 0- kula başlayan çocukların başkaları tarafından zarar görmelerini kontrol etmenin yolu yoktur. Bu, tüm yaş düzeylerinde görülebilir ve çocuklarda çok büyük endişe, acı ve üzüntüye neden olur. Bazı durumlarda sürekli olarak başkalarından zarar görme, bunalımlara bile yol açabilir. Okula yeni başlayan bir çocuk, başkalarından zarar görme durumunda pek çok açıdan, daha savunmasızdır. Herhangi bir güçlüğün, henüz başlangıçta halledilmesi, çocuğun mutluluğu ve başarısı açısından çok önemlidir

Okul fobisi olan çocuk, okulu sever ve okula gitmeyi başarabilirse örnek bir öğrenci olur. Bu çocuklar başarı kaygısı olan, uyumlu, aşırı onay bekleyen, ailesine bağımlı çocuklardır. Okul fobisi olan çocuğun sorunu temelde evden kaynaklanmaktadır.

Babası tarafından kötü muamele gören ve kendisine aşırı derecede bağımlı olan annesine destek olmak amacıyla okula gitmek istemeyebilir.

Eğer çocuk evdeki yaşamıyla ilgili bir güvensizlik duyuyorsa, gün boyunca o evdeki yaşamıyla ilgili bir güvensizlik duyuyorsa, gün boyunca o evde yokken herhangi bir olay olabilir diye okula gitme konusunda bilinç dışı bir korku geliştirebilir. Çocukta ev yaşamına ilişkin bir güvensizlik uyandıran, endişeye yol açan bazı nedenler aşağıda sıralanmıştır:

Ebeveynden biri evden uzakta (şehir dışında) çalışmaktadır.

Aile bireylerinden biri ciddi biçimde hastadır.

Annesi ve babası onun önünde çok fazla kavga etmektedir.

Ailenin yeni bir bebeği olmuştur.

Kısa bir süre önce yakın bir akraba ölmüştür.

Ana-babası, çok üstüne düşmektedir ve aşırı koruyucudur.

Ana baba yeni boşanmıştır.

Yukarda belirtilen yakın çevre özelliklerine sahip çocuklarda sıralanan bu nedenlerden biri, tetiği çeken ve okul fobisini başlatan bir etken olabilir.

Okul fobisi olan çocuklar, aile bireyleri dışındaki yabancı kişilerle sosyal ilişki kurmakta güçlük çekerler ve utangaçtırlar. Okul fobisi, çocukta çeşitli derecelerde psikosomatik belirtiler şeklinde görülür. Bunlar çoğunlukla, mide bulantısı, karın ağrısı, kusma, baş dönmesi şeklinde bedensel yakınmalardır. Bu yakınmalar, sabahları okula gitmeden önce Pazar akşamları görülür. Okul servis aracının gitmesiyle birlikte tüm yakınmalar biter.

Okul fobisi yaşamakta olan çocuk; okula gitmek istemez, duygusal bozukluklar gösterir. Ancak bununla birlikte başka bir anti-sosyal davranışlara rastlanmaz


Ankara Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!