Bu hastalığı tanımlayabilmek için öncelikle omuz anatomisini bilmek gerekir. Omuz kuşağı üst kol kemiği, köprücük kemiği ve kürek kemiklerinin eklemleşmesinden oluşur. Bu eklemleşme alanında kolun bazı hareketlerini sağlayan “rotator manşet kasları” denilen 4 kas bulunmaktadır. Ayrıca bu alanda kasları koruyan “bursa” denilen ayrı bir koruyucu kılıf bulunmaktadır.

Tekrarlayan ve sıklıkla baş üstü hareketler yapmak, fırlatma sporları, boyacılık veya çaycılık gibi kolu devamlı zorlayan ve yoran işler yapmak, travmaya maruz kalmak veya doğuştan bu alanı daraltan anatomik yapı dengesizliğe sahip olmak bu hastalığa sebep olabilir. Bu alandaki bursa ve rotator manşet kaslarında zamanla oluşan bu basılar enflamasyon, ödem ve minik yırtıklar oluşturmaktadır ve bu oluşan problemler sıkışma sendromu olarak adlandırılmaktadır.

Bu rahatsızlığa tanı koymak için bir ortopedi doktoru tarafında detaylı bir omuz muayenesi yapılması gerekir. Bu hastalıkla karışabilecek birçok omuz patolojisi vardır ve özel muayene yöntemleri ile ayrım yapılabilmektedir. Ön tanı oluştuktan sonra çekilecek radyografiler ve MR sonrası tanı kesinleştirilmektedir.

Hastalığın evresi ve hastanın şikayetlerine bağlı olarak birçok tedavi şekilleri vardır ve kombinasyonları uygulanabilmektedir. Omuz rehabilitasyonu, ilaç ve buz tedavisi, enjeksiyonlar ve dirençli vakalarda artroskopik olarak ta adlandırılan kapalı yöntem ile cerrahi tedavi ile tüme yakın hastada başarı elde edilebilmektedir. Bu yöntemde 1 cm boyutunda üç ayrı küçük delikten girilerek travma oluşturan anatomik yapılar tıraşlanmakta ve kas yırtıkları dikilebilmektedir. Böylece hastalar günlük yaşamına daha erken dönmekte ve ağrıları ortadan kaybolmaktadır.

Diz eklemi 3 kemiğin (femur, tibia, patella) belirli kısımlarının birleşmesi ile oluşan kapalı bir boşluktur. Bu boşlukta hem diz ekleminin stabil bir şekilde hareket etmesini sağlayan hem de ekleme gelen yükün eşit dağılımını sağlayan yapılar bulunmaktadır. Menisküsler, ön ve arka çapraz bağlar, eklemleşme kıkırdakları ve sinovya denilen ve dizin içindeki sıvıyı oluşturan bezler bu yapıları oluşturur. Menisküsler dizin hem iç hem de dış boşluğunda bulunan orta sert kıvamda kıkırdaksı yapılardır ve ekleme gelen yükün süspansiyonunu sağlarlar. Ön ve arka çapraz bağlar kaval ve uyluk kemiği arasında bağlantı sağlayarak dizin öne veya arkaya kaymasını önlerler. Dizi oluşturan kemiklerin uçlarında bulunan kıkırdaklar ise hem eklem hareketinin ağrısız şekilde olmasını sağlar hem de süspansiyona katkıda sağlarlar. Sinovya denilen bez ise ürettiği sinovyal sıvısayesinde diz eklemini oluşturan yapıların beslenmesini sağlamakla birlikte bu ürettiği sıvı ile eklem hareketinin kayıcı bir şekilde devamını sağlamaktadır.

Diz ekleminde oluşan ani travmalar veya dizin kötü kullanımına bağlı olarak oluşan mikrotravmalar diz içi yapılarda hasarlanmaya yol açabilmektedir. Bu travmalar sonucu iç menisküs/dış menisküs yırtıkları, ön çapraz /arka çapraz bağ yırtıkları, kıkırdakların belli bölgelerinde yaralanma veya kanlanma azlığına bağlı kıkırdak ölümü (osteokondritis dissekans)gözlenebilir. Ayrıca bir çok hastada bu yaralanmaların bazıları beraber bulunmaktadır. Bunun dışında bazı sinovya hastalıkları veya romatizmal hastalıklara ikincil olarak sinovya yapısında artış (sinovyal hipertrofi, polivillonodüler sinovit) ve sinovyal sıvıda artış gözlenebilir.

Menisküs yırtıkları sıklıkla bulunduğu yere göre eklem hattında hassasiyet, dizde kilitlenme, aktivite sonrası artan ağrı ve dizde şişlik şeklinde şikayetler oluşturabilir. Genç yaşlarda oluşan menisküs yırtıkları sıklıkla tek bir yırtık alanı şeklinde kendini gösterirken ileri yaşlarda kireçlenme zemininde oluşan menisküs yırtıkları zamanla artan ezilme mekanizması ile oluşur ve çok parçalı yırtıklardır. Yırtıklar büyüklüğüne göre 4 evreye ayrılır ve özellikle evre 3-4 yırtıklarda cerrahi tedavi tercih edilir. Menisküs yırtığı olan hastalarda artan eklem sıvısının diz arkasına kaçması sonrası diz arka boşlukta kistler (Baker kisti) oluşabilir.

Ön ve/veya arka çapraz bağ yaralanmalarında yürürken veya ani diz hareketlerinde dizde dönme hissi ve diz ekleminde boşalma ve düşer gibi hissetme gözlenmektedir. Hastalarda bağ yırtığı varlığında yapılacak spor aktiviteleri stabil olmayan diz nedeniyle diz eklemini oluşturan kemiklerin kıkırdak çevresinde kemik ödemi (kemik ezilmesi “Bone bruise” ) oluşturabilmektedir. Bu hastalarda sıklıkla beraberinde menisküs yırtığı mevcuttur ve menisküs yırtığı bulguları da hastada ek şikayetler oluşturmaktadır.

Diz eklemini oluşturan kemiklerin ekleme bakan yüzlerinde yaklaşık 4-5 mm lik kıkırdak yapı bulunmaktadır. Travma, kıkırdak belirli bölgelerinin ölümü (Osteokondritis dissekans – OCD), geçmişte “kondromalazi patella” olarak ta adlandırılan diz önü kemiği arkasında oluşan kıkırdak hasarı ve ileri yaşlarda kireçlenme olarak ta adlandırılan “osteoartrit” hastalığında kıkırdaklar yaralanabilmektedir. Bu hastalarda kıkırdak hasarı olan bölgeye göre ağrı, eklem çevresinde şişlik ve kopan parça varsa takılma hissi de gözlenebilmektedir.

Diz ekleminde çeşitli şikayetler ile polikliniğe başvuran hastalarda öncelikle hastanın geçmiş hikayesi sorgulanır. Şikayetin yeri, süresi, ağrının zamanlaması ve aktivite ile ilişkisi ve travma olup olmadığı sorgulanır. Sonrasında diz içi yapıların kendilerine has muayene teknikleri kullanılarak patolojinin kaynağı açısından değerlendirme yapılır. Kesin tanıya ulaşabilmek için basarak diz radyografileri ve diz eklem MR’ı genellikle istenmektedir. Tedavi şekline hastanın hikayesi, klinik ve radyolojik sonuçları birlikte değerlendirilerek karar verilir.

Tüm diz patolojilerinde tedavinin amacı cerrahi ya da cerrahi dışı yöntemlerle hastayı ağrısız ve şikayetsiz bir biçimde erken dönemde sosyal yaşama kazandırmaktır. Tedavi şekilleri hastalıklara göre değişkenlik gösterebilir;

Menisküs yırtıklarında hastanın yaşı, travma mekanizması ve MR’da yırtığın büyüklüğü önemlidir. Genç yaşlarda travma sonucu oluşan, özellikle kilitlenme yapan evre 3-4 yırtıklar kapalı yöntem denilen artroskopik cerrahi ile tedavi edilir. İleri yaşlarda oluşan dejeneratif yani ezilme sonucu oluşan parçalı yırtıklarda cerrahi her zaman olumlu sonuç vermeyebilir. Bu durumda doktorunuzla cerrahinin artı ve eksilerini detaylı şekilde konuşmanız gerekir. Erken evre yırtıklarda sıklıkla cerrahi dışı yöntemler tercih edilmektedir.

Ön çapraz bağ veya arka çapraz bağ yırtıklarında en sık kullanılan tedavi yöntemi cerrahi olarak yeni bağ oluşturulmasıdır. Bağ oluşturulurken en sık kullanılan teknik sizden alınan tendonlar ile yeni bağ oluşturulmasıdır. Bu yeni oluşturulan bağ artroskopik yani kapalı yöntem ile anatomik yerine yerleştirilir ve dize eski stabilitesi kazandırılmış olur. Bu hastalarda sıklıkla menisküs yırtığı eşlik etmektedir ve beraberinde menisküs cerrahisi de uygulanmaktadır.

Kıkırdak yaralanmaları genellikle dizin belirli bir bölgesinde görülmekle beraber değişkenlik gösterebilir. Erken dönemlerde şikayetin miktarına göre cerrahi dışı yöntemler (rehabilitasyon, yükten kesme, cihaz kullanımı, buz, medikal tedavi, PRP gibi…) kullanılabilir. İleri evre ve yaşamı olumsuz etkileyen hastalarda artroskopik cerrahi ile kıkırdağın kanlandırılması (Mikrokırık), dizin yük taşımayan alanından hastalıklı bölgeye kıkırdak nakli (Mozaikplasti) veya kök hücre nakli uygulanabilir cerrahi tekniklerdir.

Sinovya hastalıklarında ise sıklıkla artroskopik olarak fazla sinovya temizlenmekle birlikte tekrarlama ihtimali sıktır.

Artroskopik yani kapalı yöntemle eklemin değerlendirilmesi uzun yıllardır uygulanan ve çok yüksek başarı oranları belirtilen cerrahi yöntemdir. Bu yöntemde dizin iki yanından açılan 1 cm’lik delikler yoluyla diz içine girilir. Öncelikle diz içi serum ile şişirilerek diz içine sokulacak aletleri rahat çalışabileceği bir ortam oluşturulur. Bir delikten kamera ve diğer delikten cerrahi yapılacak aletlerin sokulması yoluyla eklem içi patolojilerin tedavisi sağlanır. Bu yöntemle yırtık olan menisküsün temizlenmesi, menisküs dikişi atılması, ön/arka çapraz bağ ameliyatları, kıkırdak yaralanmaları için tıraşlama veya kanlandırma (mikrokırık), sinovya artışında sinovya temizliği ve bazen de diz içinde fazladan olan ve kıkırdağa zarar veren ipsi oluşumların (Plika) temizliği sağlanabilmektedir. Bu cerrahide en önemli avantajlar kozmetik fayda, erken dönemde iyileşme ve sosyal hayata girebilmedir. Her cerrahinin olduğu gibi bu cerrahinin de komplikasyonları görülebilmektedir. Bu açıdan cerrahi öncesinde doktorunuzla detaylı olarak konuşarak ameliyatı kabul etmeniz çok önemlidir.

Hangi şikayetler omuz sıkışmasının habercisidir?

Başlangıçta hafif ağrılar,

Kollar yukarı kaldırıldığında şiddetli ağrılar

Boyun eklemi etrafında ağrılar,

İlerleyen dönemde omuz ekleminde kitlenme ve şiddetli ağrı.


İstanbul Ortopedi uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!