Otizm üç yaşından önce başlayan ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 4 kat daha fazla görülmektedir. Bir otistik çocuktan sonra, ikinci çocukta otizmin ortaya çıkması riski %3 dür. Bu normal orana göre 50 kat daha fazla risk demektir. Otizm tek bir belirtiden çok, bir dizi belirti ile fark edilir. Ana özellikleri sosyal etkileşim bozuklukları, iletişim bozuklukları, sınırlı ilgi ve yineleyici davranış veya davranışlardır

A. Sosyal İlişkilerde Güçlük
1. Başkalarıyla göz teması kurmakta zorlanmak
2. Arkadaşlık ilişkileri geliştirememek
3. Pek çok şeyi başkalarıyla birlikte değil de kendi başına yapmayı yeğlemek
4. Çevredeki kişilerin yaptıklarıyla ilgilenmemek; onlar kendisiyle ilgilendiğinde ise kayıtsız kalmak

B. İletişim Zorlukları
1. Dil ve konuşma gelişiminde akranlarının gerisinde olmak ya da hiç konuşmamak
2. Başkalarıyla sohbet başlatmada ve sürdürmede zorlanmak
3. Bazı sözleri tekrar tekrar (ekolali) ve ilişkisiz zamanlarda söylemek
4. Çevresinde bulunan aynı yaşlardaki çocukların oynadığı oyunlara ilgi göstermemek

C. İlgi ve Davranış Takıntıları
1. Bazı sıra dışı konulara karşı aşırı ilgi duymak; örneğin, asansörlerin nasıl çalıştığı
2. Günlük yaşamdaki düzen değişikliklerine katlanamamak; örneğin, eşyaların yerinin değişmesi
3. Sıra dışı ve yineleyici beden hareketleri (stereotipik davranış) yapmak (örneğin, sallanmak, çırpınmak, elleriyle oynamak vb.)
4. Bazı nesnelerle sıra dışı hareketler yapmak; örneğin, nesneleri döndürmek ya da sıraya dizmek.

Otizm Spektrum Bozukluğu günümüzde çok sık rastlanmakta olan ve belirtileri erken çocukluk hatta bebeklik dönemlerinde dahi gözlemlenebilen nörogelişimsel bir bozukluktur. Spektrum denmektedir çünkü ağır, orta ve hafif formları vardır. Ayrıca otizmli kişinin zeka düzeyine ve işlevselleğine göre düşük, orta ve yüksek fonksiyonlu otizm gibi nitelendirmeler yapılabilmektedir. Otizme benzer özellikler göstermesine rağmen tanı ölçütlerini tam karşılamayan vakalarda ise Atipik otizm terimi kullanılmaktadır. Otizmin ilaçla tedavisi mümkün değildir. Etkinliği ispatlanmış tek tedavi yöntemi ise yoğun psiko-eğitsel terapilerdir. Otizm belirtilerinin erken çocukluk döneminde saptanması ve derhal yoğun psiko-eğitsel terapiye başlanması tedavi açısından hayati önem taşır. Özellikle hafif otizm, yüksek fonksiyonlu otizm ve atipik otizm vakalarında erken yaşta başlanan yoğun eğitim terapileri çocuğun normal gelişim gösteren akranlarını gelişimsel açıdan yakalayabilmesini hatta zaman zaman bazı gelişim alanlarında normal akranlarının önüne geçebilmesini sağlamaktadır.

Semra KESKİN

Uzm. Pedagog


İstanbul Pedagog uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!