Oyun, çocuk için vazgeçilmezdir; kendini ifade edebilmesinin en kolay ve kapsamlı yoludur. Yetişkinler için psikoterapi ne ise, çocuklar için de oyun terapisi odur.

İnsanoğlu büyüdükçe, geliştikçe içsel dünyasına sansürler koyar. Oysa çocuk duygu, düşünce ve davranışlarını bir yetişkine oranla ya hiç sansürlemez ya da daha az sansürler. Hele de oyunda…

Gelişim sürecinde içinde birey, ana rahminden itibaren birçok yaşam olayı hatta travmalara maruz kalır. Söz konusu travmaların bir kısmı ile sağlıkla baş edebilen birey, bir kısmıyla baş edemez olur. Bu noktada kişide bazı işlevsel kayıplar başlar. Şöyle ki; bizler bireyin ruhsal enerjisini “üretim” amacıyla kullanamamaya ve veriminde düşmelere tanık oluruz. Yetişkinlerde yoğun dalgalı duygu durumları, iştah-kilo durumunda belirgin değişiklikler (artma ya da azalma), uyku düzeninde bozulmalar (uyku süresinde artma ya da azalma; her iki durumda da bitmek bilmez yorgunluk hissi), işyerinde verimsizlik, okulda devamsızlık ve başarısızlık, eş/arkadaş ilişkilerinde bozulmalar, yerli-yersiz-ayarsız endişe ve korkular, içe kapanmalar vb. durumlar gözlemlenebilmektedir. Çocuklarda ruhsal dengenin bozulmaya başladığını da benzer bulgularla fark ederiz. Çocuğun yeme ve uyku düzeni bozulur, sevdiği oyun-oyuncak ve kişilere ilgisi azalır, çevre ile iletişimi sınırlanır, hatta bulunduğu gelişim evresinden önceki evrelere dönüş yaparak alt ıslatma, kaka kaçırma, parmak emme, biberon isteme, ebeveynle yatma isteği, sürekli ağlamalar vb. davranışlar sergilemeye başlar. (Regresif belirtiler). Şayet okul çağında ise okula devamsızlık, fizyolojik gerekçesi olmayan karın ve baş ağrıları, akademik seviyede gerilemeler gözlemlenebilir.

İşte tam bu noktada çocuğun yaşadığı duygusal çalkantı, çatışma, travma her ne ise bunu ifade edip, çözüp sağlığına kavuşmasının en kolay ve işlevsel yolu oyun terapisidir. 3-12 yaş arası çocukların kendilerini özgürce ifade edebildikleri, güvenli bir ortam ve deneyimli bir uzmanın desteği, travmanın derinleşmesine, yetişkin yaşamına dek uzayıp başka ciddi psikiyatrik sorunlara yol açmasına engel olacaktır.

Yargılanmadığı, eleştirilmediği, öğütlere boğulmadığı bir oyun ortamı ve uzmanı, çocuğa ilk olarak dünyanın ve bazı yetişkinlerin aslında güvenilir olabileceklerine dair mesajı verir. Ardından, çocuk ilerleyen süreçte “başına ne geldiyse” bunu, bizler için metaforik anlamı olan oyun odası materyallerimizle oynayarak anlatmaya başlar. Oyun terapisti olan uzman, çocuğun oyunda verdiği rollere girerek travmatik yaşantının yeniden canlanması için çocuğa yeni bir deneyim fırsatı vermiş olur. Çocuk, çok genel olarak ifade edecek olursak; oyunla failden “intikamını” alır bir yerde. Süreç failin, failden ve yaşanan olaydan kendisini koruyamayan ebeveynin özrü, koşulsuz şefkati ile sonlanmış olur.

Oyun terapisine başlarken en önemli konulardan birisi de çocuğun hala travmaya maruz kalmıyor olması gerekir. Örneğin, birlikte yaşadığı bir yakını tarafından cinsel istismara maruz kalan çocuk, o yakını ile aynı evde yaşamaya devam ediyor olmamalıdır. Ayrıca süreçte, sadece çocukla değil ebeveynle de çalışmak; terapist-çocuk-ailenin bir ekip olması durumu da iyileşmede çok önemli bir faktördür.

Travmanın ardından ne kadar erken evrede oyun terapisine başlanılırsa, o kadar hızlı ve kısa sürede iyileşme beklenir.

Çocuğun normal zamanlardaki oyunu ile oyun terapisindeki oyunu arasında fark vardır. Öncelikle terapide çocuğun kullandığı her oyuncak metaforik anlam içermektedir ve uzmanın çocuğu anlama ve yorumlamasında önemli bir yere sahiptir. Terapide çocuk, tarafsız, deneyimli ve eğitimli olan terapiste çeşitli roller vererek yaşadıklarını anlamlandırma ve yeniden yapılandırma olanağı bulur. Travmanın bir takım yıkıcı etkilerini süreçte terapist ortaya çıkarır ve ortaya çıkan yıkıcı etkiler, ancak ve ancak ebeveynlerin süreçte “eğitilmeleri” sayesinde sergileyecekleri sabır ve şefkat ile şifa bulur.

Hangi Durumlarda Oyun Terapisi Çocuğa Yardımcı Olur?

Travma sonrası stres bozuklukları

Oryantasyon sorunları

Sosyal ilişki sorunları

Depresyon

İçe kapanıklık

Sağlıksız bağlanma

Yıkıcı kırıcı davranış bozuklukları

Duygu durum bozuklukları

Kendisine başkasına zarar verme- öfke kontrol sorunları

Güvensizlik… gibi birçok duygusal problemde oyun terapisi çocuklara yardımcı olmaktadır.

Sürecin ne kadar süreceği çocuğun direncine, travmatik yaşantının süresine, geçmişine, şiddetine, ailenin işbirliğine yatkınlığı vb. durumlara bağlıdır. İlk seanslarda haftada bir olarak yapılandırılan seanslar, ilerleme durumuna bağlı olarak on gün, iki hafta, üç hafta, ayda bir şeklinde aralar açılarak süreç tamamlanır. Yıllarca süren oyun terapisi olmaz ancak pedagojik danışma boyutuna geçilir.

İZ PSİKOLOJİK&PEDAGOJİK DANIŞMA MERKEZİ-ÇORUM

PEDAGOG&UZM. KLN. PSK Nalan ERLİK


Çorum Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!