Özsaygı ve özgüven nedir?

Özsaygının çok değişik tanımları vardır. Bu tanımların ortak noktası kendine saygı duymakve değer vermektir. Yani kendini sevmek, kendine sürekli sevecen davranmak, kendini saymak, kendine öncelik vermek ve kendi ihtiyaçlarını karşılamaktır.

Kişinin kendini algılayışıyla ilgili bir kavram olan öz saygı, kişinin güçlü ve zayıf yönleriyle kendini olduğu gibi kabul etmek ve kendini değerli görmektir. Hem insanın kendisini özgün bir birey olarak değerli, hem de karşılaştığı sorunlarla başa çıkabilecek kadar yeterli hissedebilmesi olan özsaygı; kendini büyük ölçüde itibarlı bir konuma getirmektir. Yani kişinin güçlü ve zayıf yönleriyle kendinin farkında olması ve var olan yönleriyle kendini değerli görmesi özsaygı ile ilgili iki ana unsurdur.

Değerlilik ve yeterlilik duygusu, özsaygının temelini oluşturur. Kişi bu duygulardan birini bile yeteri kadar hissedemediğinde yaşamdan aldığı doyum azalır ve kendini sevemez. Çünkü kişinin yeterlilik duygusu gelişmemişse sorunlar karşısında da yetersiz kalır; değerlilik duygusu gelişmemişse, özgün bir birey gibi hissedemez, kendine layık olduğu değeri veremez. Ancak değerlilik ve yeterlilik duygusundan her ikisi de yeterince gelişmemişse hayat o kişi için tam bir kâbus olabilir. Bu durumda kişi kendisini başkalarıyla kıyaslar ve onlar gibi olamadığı, onlar gibi yapamadığı için kendini aşağılar durur.

Genellikle özsaygı kavramının özgüven kavramıyla aynı anlamı taşıdığı düşünülür. Çevrenin kişi hakkındaki görüş ve geri bildirimleri özgüveni oluşturur, öz saygıda kişinin kendi hakkındaki değerlendirmeleri söz konusudur. Bir başka deyişle özgüven çevredekilerin kişiyi nasıl gördüğüyle ilgilidir ve kişinin kendini sevip sevmemesi, başkalarının onu değerlendirmesine bağlı kalır.

Özgüven kişinin kendini kendi zihninde olumlu ve yeterli algılaması veya kendisi hakkında olumlu iç tasarımlara sahip olması olarak kabul edilir. Yani bir nevi iç barış olanözgüven, kişinin yeteneklerini, sınırlarını, kapasitesini bilmesi ve bu bilgiyi eyleme geçirebilme yetisi olarak da kabul edilir. Özgüven kolay gelişmez. Kişinin yaşadığı deneyimler ve bu deneyimler sonunda kazandığı yetiler, beceriler özgüveni pekiştirir veya zayıflatır. Kişi yetilerini bir yetenek ve beceri haline getirebildiği, bilebildiği ve yaptığı işin üzerinde kontrol sağladığı ölçüde kendine güvenecektir veya güvenemeyecektir. Oysaki özsaygı kişinin kendisiyle kurduğu iç iletişimin yansımasıdır. Bu iç iletişim olumlu, dinamik ise özsaygı da aynı paralelde olacaktır. Çünkü özsaygı kendini kabule bağlıdır, kendini ve sınırlarını kabul etmektir, kişinin kendinizi nasıl gördüğüyle ilintilidir. Carl Gustav Jung; “mutlu olmak istiyorsan, sınırlarını tanı ve onları kabul et” demiştir. Özsaygı, insanın kendisine olduğu kadar, başkalarına ve yaşadığı hayata saygı duymasını gerekli kıldığı için, geliştirilmeye ve yükseltilmeye gereksinim duyar. Kişi kendine verdiği değeri artırır, bilgisini çoğaltır, kaynaklarını kullanmayı öğrenir ve hayatı dost ve anlamlı olarak algılamaya başlarsa özsaygı da aynı ölçüde artma gösterecektir. Özsaygı koşulsuz olduğu sürece kişinin özgüveni yüksektir.

Özgüven için özsaygı, olmazsa olmaz koşullardan birisidir. Özsaygı, özgüveni doğurur. Ancak aşırı özgüvene sahip olan kişiler ego’larını şişirerek, gerçeklikten, doğallıktan uzaklaşarak önemli ölçüde kişilik ve davranış sorunları yaşayabilirler. Zaman zaman kişinin anlamadığı, kontrol edemediği, bilmediği durumlarda çekinik kalması, kendine güvenememesi normaldir; buradaki kendine güvenmeyiş olumsuz değil, olumlu bir durumdur. Bu durumda özgüveni olan kişi kendini yetersiz hissedebilir; ama aşağılık kompleksine kapılmaz. Aşağılık kompleksi özsaygısı ve özgüveni az veya eksik olan kişilerin yaşadığı ruhsal bir durumdur.


Ankara Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!