1. Polikistik Over Sendromu nedir?

Polikistik over sendromu (PKOS), doğurganlık çağındaki kadınların yaklaşık %10‘unda görülen yaygın bir hastalıktır. En önemli belirtileri adet düzensizliği, tüylenme ve kiloda artıştır. Tüylenme artışı ve adet düzensizliği, ilk adet görmeden itibaren başlar. Ergenlik döneminde kilo almayla birlikte yakınmalar daha da belirginleşir. Hastanın gördüğü adet sayısı azalır. Normal bir kadında adet görme döngüsü iki adet arası 21-35 gündür. PKOS’lu olgularda iki adet arası süre 35 günden daha fazla olur ve genellikle yılda 9’dan az adet görürler. Hatta hastaların bir kısmı, uzun süre adet göremeyebilir. Bununla beraber hastaların bazılarında adet düzensizliği görülmeyebilir, ancak bu adetler yumurtlamanın olmadığı adetlerdir. Bir kadında, ilk adet gördükten sonraki iki üç yıl içinde adet düzensizliği görülmesi normaldir. Buna tüylenme eşlik ediyorsa PKOS’dan şüphelenmek gerekir. 20’li yaşlarda da devam eden sivilce ve erkek tipi saç dökülmesi de varsa PKOS’dan kuşkulanmak gerekir.

2. PKOS tanısı nasıl konulur?

İlk olarak Stein ve Leventhal, 1935 yılında yapmış oldukları incelemeler sonucunda büyümüş yumurtalıklar, kronik yumurtlama problemleri, obezite ve tüylenmede artış varlığı olarak polikistik over sendromunu tanımlamışlardır. Daha sonraları kandaki hormon seviyelerinin ölçülebilmesiyle beraber tanı kriterleri tekrar gözden geçirilmis ve kandaki erkek hormonlarının artış göstermesi de tanı kriterlerine eklenmiştir. Ultrasonografinin yaygın kullanılması ile beraber yumurtalıkların görünümü de incelenmiş ve bu kadınların yumurtalıklarının içerisinde cok sayıda küçük kistler olduğu görülmüştür.

PKOS tanısını tüm dünyada standardize edebilmek için 3 tanı kriteri tanımlanmıştır. Tanı için bu 3 kriterden en az 2’sinin varlığı gerekmektedir. PKOS tanısını koymak için PKOS’dan kuşkulanılan olgularda;

1 yılda 6’dan az adet görülmesi ya da yumurtlamanın olmaması,

Kanda erkek hormon seviyelerinin yüksek olması ya da klinik olarak vücutta istenmeyen tüylenme, sivilcelenme, ciltte yağlanma, saç dökülmesi gibi bulguların olması,

Ultrasonografide polikistik over görünümünün olması.

PKOS’a klinik olarak benzeyen bazı hastalıklar da vardır ve bunların dışlanması için bazı testler yapmak gerekmektedir.

3. PKOS tanısı için yapılacak testler nelerdir ve bunlar ne zaman yapılır?

Hormon değerlendirmeleri için en uygun zaman adetin 2-5. günleri arasındaki zamandır. Yumurtalık fonksiyonlarını gösteren bazal hormon değerlendirmeleri yanında bu hastalarda androjen seviyeleri, tiroid hormonu, süt hormonu, kan sekeri, insulin seviyeleri ve kan kolesterol seviyelerini de değerlendirmek gerekir. Aynı zamanda kısırlık problemi olan hastalarda kronik yumurtlama problemlerinin tanısı için adetin 21.gününde tekrar kan almak gerekir.

Polikistik overleri görüntülemek için mümkünse vajinal ultrason yapılmalıdır. Tüylenmenin hormonal bozukluğa bağlı olduğunu kanıtlamak için ise tüm vücut muayenesi yapılarak skorlama yapılmalıdır.

4. PKOS neden olur? Bu hastalık için risk faktörleri nelerdir?

İyi bilinmelidir ki, sonradan polikistik over hastası olunmaz, polikistik over olarak doğulur. Bu yumurtalık yapısı doğumla birlikte sizinledir. Hastalığın nedeni hala tam olarak çözülememekle beraber genetik ve çevresel etkenlerin etkileşimiyle oluşan kompleks bir hastalık olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin anne karnında iken annenin dışarıdan aldığı androjen içeren ilaçlar PKOS için zemin hazırlamakta ya da 1. derece akrabalarında PKOS varlığı bir risk oluşturmaktadır.

İnsulin direnci ya da insulin yüksekliği olması da yumurtalıklardan androjenlerin üretimine neden olarak PKOS oluşumuna katkı sağlayabilmektedir.

Obezite varlığının PKOS nedeni olduğu net değildir. Fakat obezite varlığında PKOS’taki insulin direnci, adet düzensizliği, yumurtlama problemleri ile gebelik sonuçları olumsuz etkilenmektedir ve diyabet, kalp-damar hastalıkları ve uyku apnesi görülme oranı artmaktadır.

5. PKOS’un tedavisi nasıl olmalıdır?

Nedeni tam olarak bilinemediği için tedavi, genellikle hastanın şikayetlerine ve isteklerine (çocuk isteği, adet düzeni gibi) göre planlanmaktadır. Tedavi, hastanın yakınmalarının giderilmesine ve uzun dönem sağlık risklerinden korunmasına yöneliktir. Tedavideki temel amacımız yumurtlamanın düzenlenmesi, erkek hormonlarının neden olduğu bulguların ortadan kaldırılması ve insulin direncinin azaltılmasıdır. Tedavi hastanın doktora hangi şikayetle geldiğine ve çocuk isteğine göre değişmektedir. Yaşam tarzı değişikliği tedavinin en önemli bileşenidir. PKOS’lu olguların yaklaşık yarısı şişmandır. Şişman PKOS’lu olgularda insülin direnci ön plandadır. Bu nedenle şişman olgularda tedavide birincil hedef kilo kaybıdır. Kilo kaybı sonucu insülin direnci azalacağı için erkeklik hormonları azalır. Yaklaşık %5-10’luk bir kilo kaybı PKOS’lu olgularda adet düzensizliğini büyük oranda düzeltir. Kilo kaybı yumurtlamanın sağlıklı olmasını sağlar ve gebelik olasılığını da arttırır. Eğer kilo verme ile insulin direnci azalmıyorsa metformin adı verilen ilaçta kullanılabilmektedir.

Genellikle adet düzensizliği en sık problemeler arasındadır. Çocuk doğurma istemi olmayan hastalarda, doğum kontrol hapları ya da aralıklı kullanılan progesteron içeren haplar kullanıldığı sürece adetleri duzenli hale getirecektir. Eğer çocuk isteği varsa kilo vermeyi takiben gerekli durumda yumurtlatma tedavilerine başlamak gerekecektir.

Diğer sık görülen problem ise, vücutta istenmeyen tüylenme, sivilcelenme ve cillte yağlanma gibi erkeksi hormonların artışı ile ilgili şikayetlerdir. Şişman kadınlarda kilo kaybı, tüylenmenin ve sivilcenin düzelmesinde de yararlı olur. Tüylenme tedavisinde mekanik ve ilaç tedavileri uygulanır. Hafif olgularda mekanik tedaviler (tıraş, ağda, lazer epilasyon, solüsyonlar) uygulanır. Orta ve şiddetli tüylenme durumlarında çocuk isteği olmayan kadınlarda ilaç tedavisi kullanmak gerekir. İlaç tedavisi olarak ilk seçenek doğum kontrol hapları kullanılır, ağır olgularda ise doğum kontrol haplarına, erkeklik hormon düzeyini azaltan ilaçlar eklenebilir. Kıl döngüsü 6-12 ay olduğu için ilaç tedavisinin etkisi en az 6 ayda ortaya çıkar. Bu nedenle ilaç tedavisiyle beraber mekanik tedavi aynı anda uygulanır. Tedavi ortalama 2-3 yıl sürer.

Cerrahi de diğer bir seçenektir. Yumurtalıklardaki küçük kistlerin sayısının azaltılması, medical tedavilerle cevap alınamayan durumlarda tercih edilebilmektedir.

6. PKOS tedavi edilmezse başka hastalıklara neden olur mu?

PKOS’lu hastalar tedavi edilmezse uzun dönemde tip 2 diyabet, kalp damar hastalıkları, yüksek kolesterol, kısırlık, gebelikte sorunlar, kanser, depresyon, yeme bozuklukları, uyku apnesi gibi bulgular ile karşımıza gelebilmektedir. PKOS’lu olgularda şeker hastalığı görülme sıklığı normal kadınlara göre 4-6 kat artmıştır, bu nedenle bu olgulara kan şekerleri normal olsa dahi şeker yükleme testi yapılarak şeker hastası olup olmadıkları araştırılmalıdır. Bununla beraber kardiyovasküler hastalıklar için risk etkenleri de önemli oranda artmıştır. Kötü kolesterol düzeyi artabilir, iyi kolesterol düzeyi azalabilir. Aynı zamanda yapılan çalışmalarda PKOS’lu kadınlarda rahim kanserinin 2-6 kat daha yüksek olduğu gösterilmistir. Bunun önlenmesi amaçlı uzun süreli adet görmeyen kadınların adetlerinin düzenlenmesi gerekmektedir.

7. PKOS kısırlığa neden olur mu? Tedavi için neler yapılabilir?

Polikistik over sendromu, kısırlık nedenlerinden biridir, bununla birlikte PKOS’lu hastalar hiç tedavi almadan kendiliğinden gebe kalabilirler. Polikistik overli kadınlarda en önemli problem yumurtlama olmamasıdır. Eğer gebe kalamamanın tek nedeni PKOS ise öncelikle yumurtlamanın tekrar sağlanması hedeflenir. Bu amaçla hastada kilo fazlalığı var ise kilo verilmesi önerilir. Mevcut kilonun %5-10’u kadar bir kilo vermenin sağlanması, kendiliğinden yumurtlamanın başlamasını sağlayabilmektedir. Kilo verilmesi sonrasında adet düzeni ve yumurtlama döngüleri düzene girmezse ya da yeterli kilo verimi sağlanamadıysa ve aynı zamanda kadın ve erkeğe ait ilave gebe kalamama ile ilgili bir faktör yok ise; öncelikle ağızdan alınan ilaçlarla yumurtlama sağlanması ve gerekirse aşılama yapılması gerekir. Bu ilaçlar klomen ve letrozoldür. Eğer bu ilaçlarla gebe kalınamazsa günlük iğne tedavisi ile aşılama ya da tüp bebek tedavisi yapmak gerekir. PKOS hastalarında bu yöntemlerle gebe kalma oranı oldukça yüksektir.

8. PCOS’ta alternatif tedaviler var mıdır?

PKOS’lu hastalarda akupuntur ve kupa tedavisinin kullanımı ile ilgili çalışmalar yetersiz sayıdadır. Fakat akupuntur tedavisinin özellikle cocuk isteyen hastalarda bitkisel tedavi, diyet uygulaması ve besin takviyesiyle beraber kullanıldığında etkili olabileceği vurgulanmıştır. Kupa tedavisinin ise adet düzensizliğine sahip kadınlarda kullanıldığında adet düzeninin geri gelmesi, kilo kaybı ve hormon profilinde düzelme sağladığı bazı çalışmalarda gösterilmiştir. Kupa tedavisi ile beraber rezene bitkisininin de adet düzensizliğini düzelttiğine dair çalışmada bulunmaktadır.

9. PCOS'lu kadınlar hamile kalırsa hangi problemler ile karşılaşabilirler?

PKOS’lu kadınların gebeliklerinde problemle karşılaşma ihtimalleri yüksektir. Bundan sorumlu olarak da kadınların gebelik öncesi obez olması ve insulin direncinin varlığı gösterilmiştir.

Örneğin; PKOS’lu gebelerde erken gebelik kayıpları %40 oranında daha fazla görülmektedir.

Yine obez PKOS’lu hastalarda sinir sistemi, kalpte anomaliler ve karın ön duvarı defektleri gibi bebekte doğumsal anomaliler artmaktadır.

Gebelik şekeri ve tansiyonu gibi anne ve bebeği ciddi etkileyebilecek problemlerle PKOS’lu gebeler karşılaşabilmektedir. Bunun dışında erken doğum, iri bebek, sezaryenle doğum oranında artış ve doğum sonrası bebeğin yoğun bakımda yatma ihtimali artmaktadır. Gebelikteki bu riskleri azaltmak icin gebe kalmadan önce obez PKOS’lu hastaların kilo vermesi, sigara içiliyorsa bırakılması ve folik asit desteğine başlanması, bu problemlerin gelişimini önlemek açısından çok önemlidir.

10. PKOS’lu kadınlar psikolojik desteğe ihtiyaç duyarlar mı?

Yapılan çalışmalarda PKOS’lu kadınlarda depresyon belirtilerinin 4 kat daha sık olduğu ve PKOS’lu kadınların %60’ında depresyon saptandığı gösterilmiştir. En sık major depresyon, anksiyete ve bipolar bozukluk saptamaktadır. PKOS’a eşlik eden ciddi psikiyatrik bozukluklarda ilk yapılması gerekenler kilo verilmesi ve sigara bıraktırma desteği almadır. Antipsikotik ilaç kullananlarda daha az kilo alımına neden olan ilaçlarla değişim yapılabilmektedir. Bu hastalara mutlaka psikaytri tarafından değerlendirme yapılmalıdır.

11. PKOS’lu hastalar beslenmesinde neye dikkat etmelidir?

Günlük alınan kalorinin 500-1000 arasında azaltılması önerilmektedir. Diyette yüksek lif oranına sahip kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Lifli gıdalar daha yavaş sindirilir ve kan şekeri daha yavaş yükselir. Bulgur, tam tahıllı ekmek, tam buğday, kuru baklagiller, bol yeşil yapraklı sebzeler, glisemik indeksi düşük meyveler, kuru baklagiller, zencefil-zerdacal gibi antiinflamatuar özellikleri olan baharatlar, omega 3 içeren ceviz badem gibi kuruyemişler sağlıkla tüketilebilir. Aşırı meyve suyu, kek, şeker, dondurma gibi basit karbonhidratlar ise sınırlandırılmalıdır.

12. PKOS’ta egzersiz nasıl olmalıdır?

PKOS’lu kadınların önemli bir kısmı aşırı kilolu ya da obezdir. PKOS’lu kadınlarda özellikle karın bölgesi ve karın içinde yağlanmanın fazla olduğu gösterilmiştir. Kilonun kontrol altına alınması kalp-damar hastalıkları riskini, diyabet riskini, kanser riskini azalttığı ve psikolojik ve pozitif sosyal etkileri olduğu çoğu çalışmalarda gösterilmiştir. Haftada 5 gün en az 30 dk içeren tempolu yürüyüş, bisiklete binme, planlı egzersizler yapılması ve günlük 10 bin adım atılması önerilmektedir.


Ankara Kadın Doğum uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!