"Doktor bana duruş bozukluğun var dedi.", "Omurgamda eğrilik varmış.", "Kambur durduğum için ağrım oluyormuş.", "Duruşumu nasıl düzeltebilirim?"...

Günümüzde, gerek doktorların söylemleri, gerek medikal ürünler ve sportif reklamlar duruş bozukluklarına vurgu yapmakta, herkesin dik ve ideal bir duruşa sahip olması gerekliliğini savunmaktalar. Peki neye dayanarak?

Postür ( vücut duruşu), vücudumuzun uzay boşluğundaki duruş pozisyonudur.

Postürün kontrolü, kas iskelet sistemi, sinir sistemi, görme duyusu, vestibüler sistem gibi anatomik yapılar ve sistemlerin birbiriyle ortak çalışmasıyla sağlanır.

Postürün bozulması genellikle bu sistemlerin işleyişindeki değişikliklere veya problemlere bağlanmaktadır.

Vücut duruşumuzun baş, omurga, kollar ve bacakların düz bir eksenden çok uzaklaşmadan tanımlanmış belirli bir dizilimde olması "ideal postür" kavramını oluştururken, başımızın öne eğik duruyor oluşu, sırtımızın kambur duruyor oluşu veya belimizin aşırı çukur, düz veya kambur duruyor oluşu gibi düz eksenden uzaklaşma durumları "kötü veya bozuk postür" kavramını oluşturmaktadır.

Genellikle de kas iskelet sistemi problemleri ve ağrı bu bozulmuş veya kötü postürle ilişkilendirilmektedir.

Diyelim ki, bel, boyun, sırt ağrısı veya omuz ağrısı şikayetiyle doktora başvurdunuz. Sizi değerlendirirlerken ideal postürden sapmaları da tespit ederler, ağrı ve şikayetlerinizin nedenini de genellikle bozulmuş olan postürünüze bağlı olduğunu söylerler.

Gerçekten postürünüzdeki değişiklikler ve asimetriler ağrılarınızın nedeni olabilir mi?

Bu konuda yapılmış 44 çalışmadan yola çıkarak postür değişikliklerinin ağrı ile ilişkili olmadığı sonucuna varılmıştır. Hatta bu yazı için konumuzun dışında olsa da, bel ağrısı oluşumunun egzersiz, iş memnuniyeti, eğitim seviyesi, stres, sigara gibi faktörlerden daha fazla etkilendiği sonucuna varılmıştır.

Postür bozuklukları neden olur? Kötü postür vücut dokularına zarar verir mi?

Postürün ideal duruşun dışında şekillenerek anatomik bozukluklara yol açtığı düşünülür. Her insan psikososyal yaşantısı, alışkanlıkları, genetiği, beslenmesi gibi durumlar çerçevesinde kendine özgüdür. Dolayısıyla insanların anatomik yapıları da kendine özgü şekillenmektedir. Örneğin, kadavra incelemelerinden anlaşılmaktadır ki, her insanın kemik şekli ve biçimi farklılıklar gösterir. Bir bütün olarak bu farklılıklar bir araya gelerek kişiye özgü bir postürün zamanla şekillenmesine yol açarlar. Yukarıda da bahsettiğim gibi, kişiye özgü postür, ideal postür değilse bile ağrı ile ilişkilendirilemez. Ağrı, komplekstir ve her zaman doku değişikliğine veya doku hasarına bağlı gelişmez.

Bu bilgiler doğrultusunda ağrıya sebep olarak postürü suçlamak, ideal postür kavramına ulaşmaya çalışmak ve bu konuda endişelenmek yersiz görünüyor. Yine de aklımıza şöyle bir soru gelebilir?

Vücut duruşumuzun ve hareketlerimiz anındaki vücut parçalarımızın diziliminin nasıl olduğu tamamen önemsiz midir?

Tamamen önemsizdir demek doğru değildir. Günlük aktivitelerimizde, oturma pozisyonumuz veya ayakta duruşumuzdaki mekanik streslere karşı, postürümüzün durumuna göre, dokularımız adapte olmuştur ve bir sorun oluşturmamaktadır. Fakat şiddetli bir egzersiz veya ağır bir yük kaldırmak gibi durumlar dokularımızda daha fazla mekanik stres oluşturmaktadır ve dokularımızın bu yüklenmelere adaptasyonu bazen mümkün olamamaktadır. Bu tarz fiziksel aktiviteler veya sportif faaliyetler sırasında vücut parçalarının dizilimini iyi ayarlamalıyız ve yüklenmeleri dereceli olarak arttırarak dokularının yeni yüklenme şekline ve miktarına adaptasyonunu sağlamalıyız.

Sonuç olarak ayaktaki veya oturuş pozisyonumuzdaki postürürümüzün ağrı ve aktivitelerimiz açısından aslında çok önemi yoktur. Önemli olan hareketliliğimizin kaliteli, rahat ve devamlı olmasını sağlamaktır.

"İdeal postür, herkesin kendine özgü olanıdır."

Çetin DEMİRCAN

Fizyoterapist/Osteopat

Kaynaklar:

https://doi.org/10.1016/j.math.2016.07.008

http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19028253

https://doi.org/10.23750/abm.v88i1.5309

Melzack, Katz (2012) Pain. Wiley Interdisciplinary Reviews: Cognitive Science Volume 4, Issue 1, pages 1–15


Antalya Fizyoterapist uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!